YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9180
KARAR NO : 2023/1623
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/201 E., 2019/412 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.04.2012 tarihli ve 2012/74 Esas, 2012/339 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kalan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
2. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2012 tarihli ve 2012/365 Esas, 2012/274 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
3. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.01.2013 tarihli ve 2013/36 Esas, 2013/282 Karar sayılı kararıyla İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
4. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2013/105 Esas, 2014/230 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, 2 yıl süre ile denetim altına alınmasına, denetim süresinin sanığa yükümlülük yüklemeden geçirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2013/105 Esas, 2014/230 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/26859 Esas, 2017/28541 Karar sayılı kararı ile hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2018/92 Esas, 2019/135 Karar sayılı kararı ile sanığa yüklenen eylemin 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı, bu suça bakmanın, kanıtları tartışma ve değerlendirmenin Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
7. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2019/201 Esas, 2019/412 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin eyleminin, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen Hüseyin Arslan’ın ricası üzerine hesap numarasını vererek gelen parayı çekip Hüseyin Arslan’a vermekten ibaret olduğuna, paranın nasıl temin edildiğini bilmediğine, müvekkili hakkında erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen Hüseyin Arslan’ın şikâyetçi …’ı telefonla arayıp kendisini Gaziantep Cumhuriyet Savcısı Hayrettin olarak tanıtarak, “cezaevinde bulunan kardeşini çıkaracağız ancak hakime verilmek üzere 5.000,00 TL para göndermen gerekiyor” demesi üzerine şikâyetçinin sanık … adına PTT’ye 5.000,00 TL’yi havale ettiği, …’ın parayı çekip bir miktarını komisyon olarak alıp kalanını Hüseyin Arslan’a teslim ettiğinden bahisle dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık sorgusunda; her zaman gittiği kahveden tanıdığı Hüseyin Arslan’ın teklif etmesi üzerine bir kaç kez adına gönderilen paraları çekip Hüseyin Arslan’a verdiğini, paranın ne şekilde kimden geldiğini ve Hüseyin’in dolandırıcı olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
3. Sanığın soruşturma aşamasındaki anlatımında; PTT’ye gidip adına gelen 5.000,00 TL’yi aldığını, karşılığında Hüseyin Arslan’ın kendisine 500,00 TL verdiğini, bu şekilde ayrı tarihlerde 15.000,00, 10.000,00, 5.000,00 ve 5.000,00 TL daha çektiğini ve karşılığında Hüseyin Arslan’dan 1.200,00 TL aldığını, Hüseyin’in “polis seni aldığında benim adımı verme, güzel bir bayan geldi, kimliğim yok, havale gelecek çekip bana verir misin dedi” şeklinde söylemesini istediğini beyan ettiği görülmüştür.
4. Hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen Hüseyin Arslan’ın, …’ın kendisine 1.000,00 TL vererek adına dükkan açtığını, sonradan dükkanın kapanışını vereceğini söylediği halde vermediği için … hakkında şikâyetçi olduğunu, bu olaydan duyduğu husumet nedeniyle kendisine iftira attığını, suçla ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
5. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. 10.06.1942 tarihli ve 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.05.2017 tarihli ve 2014/469 Esas, 2017/260 Karar sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı, somut olaya ilişkin yapılan yargılama sırasında da, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi ile İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.01.2013 tarihli ve 2013/36 Esas, 2013/282 Karar sayılı kararıyla İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırıldığı gözetilmeden İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, üst dereceli Mahkemede yargılanmanın sanık hakları bakımından bir teminatsızlık oluşturmaması ve usul ekonomisi gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
2. İddia, savunma, sanığın soruşturma aşamasındaki detaylı anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın paranın nasıl temin edildiğini bilmediğine ilişkin savunması ve temyiz nedeni yerinde görülmemiş, sanığın zararı gidermediği anlaşıldığından hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde de hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/26859 Esas, 2017/28541 Karar sayılı bozma ilamına konu İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2013/105 Esas, 2014/230 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünde, hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği anılan kararın yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği, aleyhe temyiz istemi bulunmadığı halde, bozma sonrası yapılan yargılamada ertelemenin sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinin gözetilmemesi suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı davranılması isabetli bulunmamıştır
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümü (4) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2019/201 Esas, 2019/412 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51 inci maddesi gereğince ertelenmesine, sanığın aynı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2 yıl denetim altında bulundurulmasına, denetim süresinin sanığa yükümlülük yüklemeden geçirilmesine” şeklinde bir paragrafın eklenmesi ve kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulandığı bölümün hükümden tümüyle çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.