Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1081 E. 2023/2741 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1081
KARAR NO : 2023/2741
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet

Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2017 tarihli ve 2014/970 Esas, 2017/747 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 20.12.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.01.2023 tarihli ve 2021/27860 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/11756 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/11756 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/11/2017 tarihli ve 2014/970 esas, 2017/747 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanığın alacağına istinaden katılan …’ndan 300,00 Türk lirası bedelli senet almasını takiben, söz konusu senet üzerinde tahrifat yapmak suretiyle 3.000,00 Türk lirası bedelli olarak bu kez borcuna istinaden diğer katılan …’a verdiği, katılan …’ın da anılan senede ilişkin Alanya 3.İcra Müdürlüğünün 2014/89 sayılı dosyası üzerinden katılan … hakkında icra takibi başlatması üzerine, katılan …’nun söz konusu senedin aslında 300,00 Türk lirası bedelli olarak düzenlendiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanık tarafından suça konu senedin katılan …’ya önceden … borca yönelik olarak verildiğinden, katılan …’ya yönelik dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, bununla birlikte katılan …’den de suça konu senede dayalı olarak bir tahsilat yapılmamış olduğundan ve maddi menfaat gerçekleşmediğinden bahisle atılı dolandırıcılık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı ve bu itibarla sanığın dolandırıcılığa teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/09/2020 tarihli ve 2014/970 esas, 2017/747 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, dolandırıcılık suçunun mağdurlarının … ve … … olduğu, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 24/03/2021 tarihli ve 2017/36343 esas, 2021/3474 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun ise kamu olduğu, 24/10/2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253/3. maddesinin 2. cümlesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 253/1-b/8, 253/1-b/9. maddeleri uyarınca sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi olduğu, bu kapsamda dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. Şikâyetçi …’nun Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatla, hakkında tahrif edilmiş bonoya dayanarak icra takibi yapıldığına ilişkin beyanı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; bonodaki 300,00 TL olan bedel kısmının 3.000,00 TL olarak değiştirilmesi suretiyle mağdur … tarafından icra takibine konu edildiğinin belirlenmesine üzerine … …’ın alınan ifadesinde, sanık …’e verilen borcun ödenmemesi nedeniyle, suça konu bononun sanık tarafından kardeşi olan … vasıtasıyla kendisine verildiğini, suçlamayla bir ilgisinin bulunmadığını söylemesi karşısında, … … ve … hakkında; “…suça konu senet üzerinde tahrifat yaptıkları, dolandırıcılık maksadıyla icraya koydukları ve suça iştirak ettiklerini gösterir kamu davası açmaya … şüpheyi oluşturacak nitelikte delil elde edilemediği…” gerekçesiyle kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/5686 Esas sayılı iddianamesi ile “…şüphelinin suça konu adli emanetin aynı sırasında kayıtlı senedi tahrif ederek 3.000,00 TL aldığı müşteki … ya vermek suretiyle zarara uğrattığı, müşteki … nın da icra vasıtasıyla senedi tahsil etmek istemesine rağmen senedin tahrif edilmesinden bahisle alacağını tahsil edemediği…” şeklindeki anlatımla sanık … hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2017 tarihli ve 2014/970 Esas, 2017/747 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında inceleme dışı resmi belgede sahtecilik ve incelemeye konu mağdur …’a yönelik dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararları verildiği anlaşılmıştır.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı kabul edilmelidir.
3. 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesi uyarınca, hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulması mümkün değildir.

4. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.

5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suça konu bononun sanık tarafından önceden … borç sebebiyle mağdur …’a verildiğinin anlaşılması karşısında, yüklenen dolandırıcılık suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebindeki bu hususa yönelik düşünce yerinde görülmüş, her ne kadar kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamede, “…katılan …’den de suça konu senede dayalı olarak bir tahsilat yapılmamış olduğundan ve maddi menfaat gerçekleşmediğinden bahisle atılı dolandırıcılık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı ve bu itibarla sanığın dolandırıcılığa teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi…” gerektiği de belirtilmiş ise de, şikâyetçi …’na yönelik dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava ve verilen bir hüküm bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin bu yönden reddine karar vermek gerekmiş, bozmanın niteliğine göre ek karara yönelik istem hakkında herhangi bir karar verilmemiştir.
6. Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu yönden yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki sanığın dolandırıcılığa teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelik düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemindeki dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı yönündeki düşünce yönünden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN KABULÜNE,

3. Alanya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2017 tarihli ve 2014/970 Esas, 2017/747 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

4. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen dolandırıcılık suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bu suçtan BERAATİNE,

5. Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.

Yazı İşl.Md.Y. – F.U.