Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1107 E. 2023/3908 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1107
KARAR NO : 2023/3908
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
KARAR : Mahkûmiyet

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.12.2008 tarihli ve 2008/48108 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.01.2017 tarihli ve 2008/827 Esas, 2017/2 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini müteakip, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.04.2022 tarihli ve 2022/6 Esas, 2022/237 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle hüküm açıklanarak, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 07.05.2022 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.02.2023 tarihli ve 2022/17736 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/20439 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/20439 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan anılan suç için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanığın müsnet suçu 26/08/2008 tarihinde işlediği, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 09/03/2017 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 11/09/2017 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince 09/03/2017 ile 11/09/2017 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin 6 ay 2 gün süre ile durduğu ve zamanaşımı süresinin sanığın sorgusunun yapıldığı tarihte son kez kesildiği nazara alındığında; sorgusunun yapıldığı 28/01/2009 tarihinden kararın verildiği 29/04/2022 tarihine kadar geçen 13 yıl 3 ay 1 gün süreden, zamanaşımının durduğu 6 ay 2 günlük süre mahsup edildiğinde geriye kalan sürede olağan dava zamanaşımı süresinin tamamlandığı gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. Dosya kapsamına göre; sanığın, yüzüne karşı 29.04.2022 tarihinde verilen hükme yönelik 05.05.2022 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunduğu belirlenmiştir.
3. Somut olayda; bahse konu dilekçenin mahallinde değerlendirilmesinin gerektiği, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

2. Mahkûmiyet hükmü henüz kesinleşmediğinden sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.05.2023 tarihinde karar verildi.