Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1268 E. 2023/4536 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1268
KARAR NO : 2023/4536
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/36 E., 2014/235 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret

Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2014 tarihli ve 2014/36 Esas, 2014/235 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sorgusunda bildirdiği ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 … maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi, iade edilmesi halinde aynı Kanun’un 21 … maddesinin ikinci fıkrasının göre “MERNİS adres şerhi” düşülerek tebliğ işlemlerinin yeniden yapılması gerekirken, önce sanığın güncel MERNİS adresine 19.06.2014 tarihinde 7201 sayılı Kanun’un 21 … maddesinin ikinci fıkrasına göre, 30.06.2014 tarihinde ise sanığın sorgusunda bildirdiği ve aynı zamanda eski MERNİS adresi olan adresine, 945 olan sokak numarasının 45 olarak yanlış yazılması suretiyle haber verilen komşusunun ismi de belirtilmeden yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, temyize konu kararın kesinleştirilerek infaza verilmesi üzerine, sanığın 20.11.2014 tarihinde cezaevine girdiği ve öğrenme üzerine, 24.11.2014 tarihli dilekçesi ile “kararın yüzüne okunmadığı ve tarafına tebliğ edilmediği” gerekçesiyle temyiz talebinde bulunduğu, Mahkemenin 01.12.2014 tarihli ve 2014/1138 Değişik iş sayılı kararı ile süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddine, itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, ek kararın cezaevinde olan sanığa 03.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.07.2009 tarihli ve 81/196 sayılı kararında açıklandığı üzere, Mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup; verilen ek kararda “başvuru merciinin” yanlış gösterilmesi nedeniyle temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği ancak; 7201 sayılı Kanun’un 32 … maddesine göre “tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır” hükmü uyarınca, sanığın ilgili ek kararı, verdiği 05.03.2015 havale tarihli dilekçesiyle esas ve karar numarasını belirtmek suretiyle tekerrür oluşturan ilamının Yargıtay tarafından bozulması nedeniyle infaz süresinin 2/3’e indirilmesi talebinde bulunarak öğrendiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, sanığın en geç 05.03.2015 tarihinde öğrendiği ek karara karşı, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 23.03.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 … maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak Yargıtay Üyesi …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE,

Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.05.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY

Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan sanığın yokluğunda kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanığa tebligat kanunu hükümlerine göre çıkartılan tebligatların usule uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle geçerli olmadığı ancak sanığın 03.12.2015 tarihinde verdiği dilekçe nedeniyle hükmü öğrendiği ve temyiz süresi geçtikten sonra 23.03.2015 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunduğundan Tebligat Kanununun 32 ve CMUK’ nin 317 nci maddesi uyarınca temyiz talebinin reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
CMK’ nın 34/2 nci maddesi “Kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi mercii ve şekilleri gösterilir.” yine CMK’ nin 35/2 nci maddesi ” …mahkeme kararları hazır bulunmayan ilgilisine tebliğ olunur.” ve yine anılan Kanunun Eski hale getirme başlıklı 40/2 nci maddesi “Kanun yoluna başvuru … kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.” hükümleri nazara alındığında her ne kadar sanık hakkında kurulan mahkumiyetten dilekçesi nedeniyle haberdar olduğu anlaşılabiliyor ise de; CMK’ nın 34/2 nci maddesi uyarınca hükümde yer verilen kanun yoluna başvuru süre, mercii ve yöntemine ilişkin açıklamanında sanığa tebliği yada usulüne uygun olarak kendisine tebliğ edilmese bile bu açıklamayı öğrenmiş olması gerektiği, anılan Kanunun 40/2 nci maddesine göre kanun yoluna başvuru … kendisine bildirilmemesi halinde kişi kusursuz sayılır.” hükmüne göre bu hususun eski hale getirme nedeni olduğu, somut olayda sanığa hükmün usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve sanığın 24.11.2014 tarihli dilekçesinde hükmün yüzüne okunmadığı gibi tebliğde edilmediğini belirttiği, kanun yolu süresi, mercii ve yöntemine ilişkin bilgiyi haricen öğrendiğine ilişkin dosyaya yansıyan bir bilginin bulunmaması karşısında sanığın temyizinin süresinde kabulü gerekeceği nitekim Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarının da bu doğrultuda olup, sürekli ve duraksamasız Yargıtay uygulamalarının yasal değişiklik bulunmadığı sürece hukuki güvenlik ve istikrar yönünden uygulanmasında zorunluluk bulunduğu gözetildiğinde sanığın temyizinin süresinde olduğu esasa girilerek inceleme yapılması görüşü ile sayın çoğunluğun temyiz isteminin reddine ilişkin kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.30.05.2023