YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1276
KARAR NO : 2023/3453
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet
İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2020/246 Esas, 2022/304 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 06.09.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.02.2023 tarihli ve 2022/27458 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/29797 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/29797 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan basit dolandırıcılık suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının 5237 sayılı Kanunu’nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, anılan Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, sanığın eylemine konu suç tarihinin 29/04/2010 olduğu ve zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkeme huzurunda savunmasının alındığı 08/02/2013 tarihinden hüküm tarihi olan 14/06/2022 tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, suç tarihinden itibaren ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, sanık hakkında basit dolandırıcılık suçu yönünden kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.06.2014 tarihli ve 2012/163 Esas, 2014/315 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20.06.2017 tarihli ve 2017/17305 Esas, 2017/15957 Karar sayılı kararı ile “…sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunduğu…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2018 tarihli ve 2017/302 Esas, 2018/259 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma işlemlerinin sonuçsuz kaldığı belirtilerek sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04.06.2020 tarihli ve 2018/6988 Esas, 2020/4768 Karar sayılı kararı ile “…katılanın uzlaşmak istediğini beyan etmesi karşısında, sanığın bilinen son adresine yapılan tebligatın adresten taşındığından bahisle iade edilmesi üzerine, mernis adresi araştırılıp, 7201 sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca işlem yapılmadan, nihayetinde usulüne uygun bir uzlaştırma işlemi gerçekleştirilmeden uzlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle düzenlenen rapora istinaden yazılı şekilde karar verildiği…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2020/246 Esas, 2022/304 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçu 6763 sayılı yasayla yapılan değişiklik sonunda uzlaşma kapsamına alındığı, bozma sonrası uzlaştırma işlemlerinin yapılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma bürosuna müzekkere yazıldığı, uzlaştırmacı tarafından düzenlenen raporda belirtildiği üzere uzlaşmanın sağlanamadığı belirtilerek sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin … olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.”, aynı Kanun’un 254 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. hükümleri yer almaktadır.
7. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 29 uncu maddesinin altıncı fıkrasında, “Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır. Bu işlem uzlaştırmacının, büroya başvurarak teklif formunu vermesi üzerine gerçekleştirilir.
” denilmektedir.
8. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” ve aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
9. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinde; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” hükmü yer almaktadır.
10. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca, kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaşma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaşma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebligat çıkartması, tebligatın iade edilmesi durumunda da muhatabın MERNİS adresinin tespit edilerek MERNİS şerhi ile 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi, MERNİS adresinin bulunmaması halinde ise kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun’un 35 inci maddesine göre tebliğ işlemi yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
11. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; uzlaştırma işlemleri için sanığın bir kısım adreslerine gönderilen tebligatların iadesi üzerine sorguda bildirdiği adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ işlemi yapılmış ise de bu adresin sanığın MERNİS adresi olmadığı, 31.08.2020 ve 01.06.2022 tarihli uzlaştırma raporlarında yer alan uzlaşma tekliflerinin usulüne uygun şekilde yapılmadığı, bu nedenle uzlaştırmacıda geçen sürelerin 5271 sayılı Kanun 253 üncü maddesinin 21 inci fıkrası uyarınca dava zamanaşımı durdurmayacağı kabul edilmiştir.
12. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden hüküm tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
13. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2020/246 Esas, 2022/304 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.