YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1923
KARAR NO : 2023/5622
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/335 E. 2021/38 K.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2010 tarihli ve 2009/391 Esas, 2010/185 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
2. Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2010 tarihli ve 2009/391 Esas, 2010/185 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.04.2014 tarihli ve 2012/22451 Esas, 2014/7884 Karar sayılı kararı ile
” Sanık …’in, katılandan geri aldığı ve borçlusu olduğu çekin arkasında bulunan katılan cirosunun iptal edilmediğini gördüğü halde keşide tarihini değiştirerek aralarında hiçbir alışveriş bulunmayan sanık … Kürşad Yel’e ciro etmeden verip tedavüle koyduklarının anlaşılması karşısında müsnet suçlardan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği..” belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 tarihli ve 2014/282 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 168 inci maddesi ve 62 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca 10 ay ve 3540,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verilmiş ve karar 09.09.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
4. Sanığın, Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/832 Esas, 2020/849 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 19.02.2020 tarihinde işlediği, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın 17.07.2020 tarihinde kesinleşmesi üzerine işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
5. Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2020/335 Esas, 2021/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın aynen açıklanarak, sanık hakkında:
a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûmiyet ve hak yoksunluklarına,
b.Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 168 inci maddesi , 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay ve 3.540,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına
karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii tarafından sanığın suç işleme kastıyla hareket etmediği bu nedenle sanık hakkında beraat hükümleri verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek hükümler temyiz edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın ticari alışverişi nedeniyle Türkiye Garanti Bankası Ankara Caddesi Şubesi’ne ait 15.1.2008 keşide tarihli, 6.400 TL bedelli çeki katılana ciro ederek verdiği, bir süre sonra çeki süresinde ödeyemeceğini belirterek, karşılıksız işlemi yapılmaması için katılandan çeki geri vermesini istediği, katılanın da teklifi kabul ederek takasa verdiği çeki bankadan geri aldıktan sonra çekin arkasında bulunan ciroyu iptal etmeden sanığa verdiği, sanığın katılana ileri tarihli başka bir çek vererek aralarındaki borcu yeniden yapılandırdığı, sanığın katılandan geri aldığı çekin 15.01.2008 olan keşide tarihini 15.07.2008 olarak değiştirip, paraf attıktan sonra elden temyiz dışı sanık …’ya verdiği, sanık …’nın da çeki ciro etmeden muhasebecisi olan temyiz dışı sanık Hasan’a verdiği, temyiz dışı sanık Hasan’ın yanında çalışan elemanı tanık Ömer’e çeki tahsil etmesi için ciro ettiği, çekin bankaya ibrazında karşılıksız işlemi yapılmasının ardından temyiz dışı sanık Hasan’ın Bursa 8. İcra Müdürlüğünün 2008/9226 Esas sayılı dosyası ile katılan ve sanık … aleyhine icra takibi yaptığı iddiasıyla sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Dosyadaki bilirkişi raporuna göre; çekte keşide tarihi üzerinde yapılan tahrifat işleminin mevcut durumu itibariyle iğfal kabiliyetini haiz bulunduğu tespit edilmiştir.
3. Sanık suç işleme kastıyla hareket etmediğini belirtmiş ve temyiz dışı sanık …’ya hatır çeki olarak çeki verdiğini belirtmiştir.
4. Mahkemece yapılan yargılama ile sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği gerekçesiyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanık savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde olmadığından mahkeme hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2020/335 Esas, 2021/38 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.