Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/214 E. 2023/263 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/214
KARAR NO : 2023/263
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

T U T U K L U
D U R U Ş M A T A L E P L İ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ön inceleme ve temyiz gerekçeleride nazara alınarak takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 16…2022 tarihli ve 2022/275 Esas, 2022/316 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis ve 3.750.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/2941 Esas ve 2022/2666 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1. Sanığın suç kastının bulunmadığına, suç kastının bulunduğu bir an için kabul edilse dahi, müşterek fail olarak değil, yardım eden olarak sorumlu tutulması gerektiğine,
2. İstinaf Mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna,
3. Zincirleme suç hükümlerinin uygulama koşullarının bulunmadığına,
4. Alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna,
5. Takdiri indirimin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan …’nın (…) Dış Ticaret Mühendislik Limited Şirketinin yetkilisi olduğu, bu şirketin …’da faaliyet gösteren … (…) … … ile önceye dayalı ticari ilişkisinin bulunduğu, …’daki şirketin müdürünün Daniel K. … isimli kişi olduğu, 25.01.2021 tarihinde … mail yoluyla katılana ulaşarak denizyoluyla şirketlerine mal geleceğini, …’dan …’deki taşıyıcı firmaya para göndermenin uzun zaman alacağını, bu sebeple kendilerine yardımcı olup taşıyıcı firmaya ödemeler yapmasını istediği, bu kapsamda katılanın 21.05.2021 tarihinde 140.550,00 TL, 24.05.2021 tarihinde 250.390,00 TL, 26.05.2021 tarihinde 327.880,00 TL ve 28.05.2021 tarihinde 554.350,00 TL olmak üzere toplam 1.273.170,00 TL’yi kendisine bildirilen banka hesap numarasına havale ettiği anlaşılmaktadır.
2. Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; paranın gönderildiği hesabın sanığa ait olması, paranın sanık tarafından bizzat çekilmesi ile sanığın hesabına gelen yüklü miktardaki parayı açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği bir kişiye elden teslim etmesinin ve bu işten maddi kazanç sağlamasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi karşısında, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek baştan beri dolandırıcılık kastıyla hareket eden sanık ve birlikte hareket eden faili meçhul kişilerin davranışlarının toplumda genel kabul gören kurallara nazara karşı tarafı denetleme istek ve imkanını ortadan kaldırıcı yoğunlukta hile içerdiği, bu şekilde haksız menfaat temin ettiği kanaatiyle sanığa yüklenen bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek mâhkumiyet hükmünün kurulduğu belirlenmiştir.
3. Paranın gönderildiği banka hesabının sanık …’ya ait olduğu, paranın değişik tarihlerde sanık tarafından banka şubesinden ve ATM’den çekildiği tespit edilmiştir.
4. Sanığın kovuşturma aşamasında alınan savunmasında, …’da yaşadığını, … Ülkesi vatandaşı olan, açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği Violy isimli kadın arkadaşının bulunduğunu, bu arkadaşının … Ülkesi vatandaşı olan yine açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği … isimli sevgilisinin olduğunu, …’in kendisinden … Bankasına ait hesap bilgilerini istediğini, bu bilgileri verdikten yaklaşık 10 gün sonra hesaba para yattığını söylediğini, ilk etapta 140.000,00 TL civarında parayı …’e elden teslim ettiğini, ilerleyen günlerde hesabına üç dört kez daha para geldiğini, bu paraları da çekerek …’e yine elden teslim ettiğini, gelen paralardan …’in kendisine bir miktar verdiğini, en son …’in annesinin çok hastalandığını söyleyerek Nijerya Ülkesine gideceğini, 3 … sonra döneceğini söylediğini, bu tarihten sonra …’le iletişim kuramadığını, dolandırıcılık suçuyla bir ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Sanık soruşturma aşamasında alınan beyanında, paranın nereden geldiğini bilmediğini, parayı teslim ettiğinde % 3 komisyon aldığını belirtmiştir.
5. Sanığın arkadaşı olan Violy isimli kişinin kullandığını belirttiği 0539 … … 85 numaralı telefon hattının farklı kişi adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
6. Sanığın savunmalarında belirttiği Violy ve … isimli kişilere ulaşılamamış, bu kişiler hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrı bir soruşturmanın yürütüldüğü, hüküm tarihine kadar soruşturmanın sonuçlanmadığı anlaşılmıştır.

7. Katılan aşamalardaki ifadelerinde, … Ülkesinde … yaptığı şirket müdürü olduğunu düşündüğü kişinin kendisine çeşitli tarihlerde mail atarak şirketlerine … yoluyla mal getirecek firmaya ödemeler yapmasını istediğini, kendisinin de şirket müdürü tarafından istendiğini düşünerek bu paraları kendisine bildirilen hesaba gönderdiğini, sanıktan şikayetçi olduğunu, zararının giderilmediğini belirttiği anlaşılmıştır.
8. Banka kayıtları, mail yazışmaları ve paranın çekildiğine ilişkin kamera görüntülerini içerir bilirkişi raporu dosya arasındadır.
9. Sanığın sevgilisi olduğunu söylediği tanık Gelberto Manalo’nun beyanları dava dosyasında mevcuttur.
10. Sanığın güncel adlî sicil kaydı ve nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Suç Kastı ve Yardım Etmek Suretiyle İştirak Yönünden
Paranın gönderildiği hesabın sanığa ait olduğu, hesaba gelen paranın bizzat sanık tarafından çekildiği, gelen parayla kredi kartı ve kira ödemesi yapıldığı, sanığın parayı teslim ettiğinde komisyon aldığını savunduğu, hesabını kullandırdığı kişi veya kişilerin açık kimlik ve adreslerini bilmediği yönündeki savunmanın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla, mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Gerekçesizlik Yönünden
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesi kapsamında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatlarıyla tanınan ve korunan gerekçeli karar …, Anayasamızda ve usul kanunlarımızda da yer almaktadır. Gerekçeli karar …, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olup kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır.
2. Gerekçeli karar …, mahkemelerin, verdikleri kararlarında, kararın dayandığı hususlara ilişkin davanın tüm taraflarının bilgilendirilmesini sağlamak için gerekçe vermelerini zorunlu kılmaktadır. Böylece, demokratik bir toplumda kamunun, yargı kararlarının sebeplerini bilmelerinin yanı sıra ilgililerin de kanun yoluna başvurma hakkını etkili olarak kullanabilmelerine imkan sağlanacaktır.

3. Öte yandan gerek AYM gerekse AİHM içtihatlarında, mahkemelerin anılan yükümlülüğünün yargılamada … sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamayacağı, dayanılan hususların yeterli açıklıkta gösterilmesi şartıyla, bir gerekçede davada … sürülmüş tüm hususlara cevap verilmesinin zorunlu olmadığını, ancak; derece mahkemelerinin, sonuca etkili bir argüman söz konusuysa gerekçede bu hususa özel olarak ve açıkça değinilmesi gerektiği belirtilmiş; derece mahkemelerinin davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğunun gerekçeli karardan anlaşılması gerektiği, kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtmasının kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli olduğu vurgulanmıştır…., B.No. 30544/96, 21/1/1996, §28; … …, B. No: 2014/16269, 08.11.2017, §24-27, … Gündüz, B. No: 2018/24786, 13.09.2022, §43-47.
4. 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki ” Bölge adliye mahkemesi, … İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine,… karar verir” şeklindeki düzenlemeyle de, bölge adliye mahkemesinin yapacağı istinaf incelemesinde usul, esas ve ispat bakımından hukuka uygunluğunu tespit ettiği ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği belirtilmiştir.
5. AİHM ve AYM içtihatları ve yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, istinaf merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde, bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus istinaf merciinin bir şekilde istinafta dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir.
6. Yukarıda açıklanan ilkelere göre, ilk derece mahkemesi kararına atıf yapan bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olduğu, Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre Mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dava dosyasındaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin gerekçeye yansıtıldığı, bu itibarla Mahkeme kararının kanunî gerekçenin özelliklerini taşıdığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Zincirleme Suç Yönünden
Sanığın, 21.05.2021 tarihinde katılandan ilk haksız menfaati temin ettikten sonra çeşitli bahanelerle takip eden günlerde de hesaba para yatırılmasını sağladığı, eyleminin en başından beri … bir menfaate özgülenmediği, aynı suç işleme kararıyla Kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek katılandan haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Alt Sınırdan Ceza Tayin Edilmesi Gerektiği Yönünden
Katılanın önceden ticari ilişkisinin bulunduğu şirketin temsilcisine yardım ettiğini sanarak aldatıldığı olayda; sanığın şirketle olan … ilişkisinin kullanılması, mail ve … aracılığıyla uzun ve yoğun yazışmalar yapılarak kandırılması ve suç tarihine göre meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Takdiri İndirim Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “sanığın suçla oluşan zararı gidermemesi ile yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiğine ilişkin herhangi bir söylem ve eyleminin bulunmaması birlikte dikkate alındığında, bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılmadığından…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/2941 Esas ve 2022/2666 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.