Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/2664 E. 2023/5366 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2664
KARAR NO : 2023/5366
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/76 E., 2023/506 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2022 Tarihli ve 2022/760 Esas, 2022/907 Karar Sayılı Kararı ile
1. Sanık … Küçükbıçakcı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (e) bendi uyarınca beraat,
2. Sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d), (l) ve (son) bentleri, 43 üncü, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 11 yıl 3 ay hapis ve 5.500.00,00 TL adli para cezası ile hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
3.Sanıklar …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 21.02.2023 Tarihli ve 2023/76 Esas, 2023/506 Karar Sayılı Kararı ile
1. Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
2. Sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
3. Sanıklar …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate karar verilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin sanık …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemi; suça konu sözleşmelerde ıslak imza bulunmadığına ilişkin bilirkişi raporu alınmadığına, suça konu sözleşmelerde ıslak imza bulunmaması nedeniyle iğfal kabiliyetinin olmadığı yönündeki kabulün usul ve yasaya aykırı olduğuna ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine,
2. Sanık … müdafiinin sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi; kaçması şüphesi, delillerin karartılması ihtimali olmaması ve kovuşturma sonunda mevcut durumun lehine değişmesi ihtimaline binaen sanığın tutuksuz yargılanması gerektiğine, somut olayda yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın … tarafından kandırıldığına, suç kastının olmadığına, katılana yönelik hileli hareketinin olmadığına, dosyadaki mevcut delil durumuna göre müştekinin bildirdiği zararının 106.000,00 TL olduğu halde 3.200.000,00 TL üzerinden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, açıklanan nedenlerle ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine,
3. Sanık … müdafiinin sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi; istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edildiği halde gerekçesiz olarak dosya üzerinden yapıldığına, yerel mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, sanığın suçu işlediği dönemde psikolojisinin bozuk olup akli melekelerinin yeterli düzeyde olmadığına, buna ilişkin rapor alınmadığına, somut olayda yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın … tarafından kandırıldığına, suç kastının olmadığına, katılana yönelik hileli hareketinin olmadığına, olayda zincirleme suç şartlarının oluşmadığına, sanığın pişmanlığını dile getirmesine rağmen hakkında takdiri indirim uygulanmadığına, dosyadaki mevcut delil durumuna göre müştekinin bildirdiği zararının 106.000,00 TL olduğu halde 3.200.000,00 TL üzerinden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, açıklanan nedenlerle ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine,
4. Sanık … müdafiinin sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz istemi, hükmün onanması ile beraat kararı verilen sanık hakkında lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2022 tarihli ve 2022/50247 esas numaralı iddianamesi ile sanıklar …, … ve … hakkında, fikir ve eylem birliği içerisinde kendilerinin kamu kurum ve kuruluşunda çalışan oldukları belirtilerek ve yine kamu kurum ve kuruluşunu aracı kılmak suretiyle katılan …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu, müştekiler … … ve …’in imzalarını taklit ederek sahte resmi evrak tanzim etmeleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un37/1 delaletiyle 158/1-d-l, 204/1, 63/1 sevk maddeleri ile cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Yapılan soruşturma ve kovuşturma kapsamında alınan müştekiler, katılan ve tanık ifadeleri ile sanık savunmaları, uygulanan tedbirler, telefon ön incelemeleri, el konulan evraklar, kurumlardan alınan bilgi ve belgeler dikkate alınarak Mahkemece özetle; katılan …’ın İzmir ilinde makine imalatı işi yaptığı, T.C.D.D’nin Ankara’da hurda … ihalesi olduğunu duyarak Ankara’ya ihale için geldiğinde tanıdıkları vasıtası ile sanık … ile tanıştığı, sanık …’nun kendisini ihaleyi yapacağını söylediği Ulaştırma Bakanlığı’na götürdüğü ve Bakanlıkta İhale Komisyon Başkanı olarak tanıttığı diğer sanık … ile tanıştırdığı, sanık …’nın ihale süreci ve ihalede verilmesi gereken tutar ile ilgili katılanı bilgilendirdiği, katılan tarafından verilen bilgilere uygun olarak hazırlanan ihale zarfının sanıklara teslim edildiği, bir süre sonra …’nın katılanı arayarak ihaleyi kazandığını ve teminat yatırması gerektiğini söylediği, … kazanmak için katılana Ulaştırma Bakanlığı’na ait tahsilat hesabının hesap numarasını verdiği ve katılanın bildirilen bu hesaba 810.000,00 TL yatırdığı, daha sonrasında ise sanıkların ihale için ilave mazot bedeli olarak 96.000,00 TL daha yatırması gerektiğini söyleyerek katılanın bu kez …’nın şahsi hesabına belirtilen miktarı yatırmasını sağladıkları, yine sanıklar tarafından ihale işlerinin …’nın hastalığı nedeniyle uzadığı söylenerek katılan tarafından …’nın hesabına yardım olarak 10.000,00 TL daha yatırılmasının sağlandığı, bu aşamalar sırasında katılanın gerçek bir işlem olduğunu düşünmesi için Bakanlığa aitmiş gibi görünen sahte sözleşmeler düzenlendiği, yine katılanın aldığı demirleri görmek istemesi üzerine, katılanın sanık …’nin yönlendirmesi ile sanık … tarafından TCDD 2.Bölge Müdürlüğüne götürülerek orada bulunan malların katılana gösterildiği, sanıkların bir süre sonra sözleşmenin genişlediğini söyleyerek katılandan 75.000,00 Dolar daha istedikleri, bu süreç içerisinde bir takım davranışlardan şüphelenen katılanın araştırmaları ile dolandırıldığını, sanık …’nin İhale Komisyonu Başkanı olmadığını, suç tarihinde Ulaştırma Bakanlığı’ndan emekli mühendis olduğunu ve Bakanlık tarafından yapılan bir ihale olmadığını öğrenmesi üzerine vaziyeti kolluk birimlerine bildirdiği ve yapılan soruşturma kapsamında sanıkların katılanın ikametinde katılandan 770.000,00 TL alıp ikametten çıktıkları sırada parayla birlikte suç üstü yakalandıkları kabul edilmiştir.
2. Yapılan soruşturma kapsamında sanıklardan ele geçen telefonların incelenmesi neticesinde, suça konu 03.12.2021 tarih ve 27146 kayıt numaralı “Hurda Malzeme Satış İşine Ait Tip Sözleşme” başlıklı evrakın, 28.06.2022 tarih ve 04531-ek-1 kayıt numaralı “Hurda Malzeme Satış İşine Ait Tip Sözleşme” başlıklı evrakın ve 28.06.2022 tarih ve 04531 kayıt numaralı “Hurda Malzeme Satış İşine Ait Tip Sözleşme” başlıklı evrakların sanık … Küçükbıçakçı tarafından hazırlanmış olduğu tespit edilmiş, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün yazıları ile ilgili sözleşmelerin kuruma ait olmayıp sahte oluşturulmuş belgeler olduğu belirlenmiştir.
3. Mahkemece, sanıklar …, … ve … haklarında resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan değerlendirmede; suça konu 03.12.2021 tarih ve 27146 kayıt numaralı “Hurda Malzeme Satış İşine Ait Tip Sözleşme” başlıklı evrakın, 28.06.2022 tarih ve 04531-ek-1 kayıt numaralı “Hurda Malzeme Satış İşine Ait Tip Sözleşme” başlıklı evrakın ve 28.06.2022 tarih ve 04531 kayıt numaralı “Hurda Malzeme Satış İşine Ait Tip Sözleşme” başlıklı evraklara ilişkin TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün cevabi yazısında sahte evrakların kurumlarına ait sözleşmeler olmadığının belirtildiği, müştekiler … ve …’in isim ve unvanlarının kullanarak sahte belge düzenlendiği, belgeler üzerindeki imzaların kendilerine ait olmadığı, kurumlarınca düzenlenmediğini açıkça beyan ettikleri, sanık …’in evrakları düzenlediğine dair ikrar içeren savunması, diğer sanıkların evrakları düzenlemesi için sanık …’e gönderdiklerine dair savunmaları, sahte evrakların dolandırıcılık eylemlerinde kullanıldığının sabit olması, sanıklar arasında suç tarihi ve öncesine dayalı bağlantının bulunması gözetilerek fikir ve eylem birliği içerisinde resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri sabit görülmekle, anılan suçtan cezalandırılmaları yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4. Mahkemece, sanıklar … ve … hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,sigorta,kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle ve kamu kurum ve kuruluşları, tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçları yönünden yapılan değerlendirmede; sanıkların tanık beyanları, katılan ve müşteki ifadeleri dikkate alınarak olay süresince her eylemde beraber hareket ettikleri, her ne kadar her ikisi de eylemlerden sorumlu olan asıl şahsın diğer sanık olduğunu savunmuş iseler de her ikisinin de katılana yönelik eylemlerden haberdar oldukları, aynı bilinçte ilerledikleri, olay tarihi öncesinde on yıla yakın arkadaşlıkları bulunduğu, ikametlerinde kaldıkları, bu yakın ilişki içerisinde eylemlerden haberdar olmadıklarına yönelik savunmalarının samimi bulunmadığı değerlendirilerek, fikir ve eylem birliği içerisinde katılan …’dan hileli hareketlerle iradesini fesada uğratmak suretiyle farklı tarih ve miktarlarda menfaat temin ettikleri sabit görülmekle, 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca suçun işleniş şekil ve özellikleri, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zararın ağırlığı, sanıkların kasta dayalı kusurunun yoğunluğu ile suç ve ceza arasında gözetilmesi gereken ölçülülük ilkesi, suçtan elde edilen menfaat birlikte dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak anılan suçlardan cezalandırılmaları yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
5. Mahkemece, sanıklar … ve … hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçların vasıf ve mahiyeti, haklarında hükmedilen ceza miktarının, kaçmaları ve saklanacakları şüphesini uyandıran somut olgular niteliğinde olduğunun kabulü ve adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı hukuki kanaatine varılarak tutukluluk hallerinin devamına kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince sanıklar …, … ve … haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden, Bölge Adliye Mahkemesince; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2003 tarihli ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 Karar sayılı kararlarına atıfla, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, sahteliği iddia edilen belgenin, yargılamayı yapan heyet veya hakim tarafından incelenerek aldatıcılık niteliğinin tespit edilmesi gerektiği gözetilerek, Ankara adli emanet memurluğunun 2022/20058 sırasına kayıtlı suça konu tip sözleşmeler üzerinde heyetçe yapılan inceleme neticesinde, belgelerin dijital ortamdan renkli yazıcı ile üretilmiş oldukları, müşteki kamu görevlisi … adına atılı görünen imzaların ve resmi mühürlerin renkli baskı niteliğinde olduğu, … adına atılı görünen imzaların ıslak imza olmadığının çok net olduğu tespit edilmekle ve bu minvalde ilgililer ve üçüncü kişiler nezdinde nesnel anlamda iğfal kabiliyeti bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle, sanıkların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıkların resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenerek esastan ret kararı verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Kakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı belirlenmiştir.
B. Sanıklar …, … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgelerin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmayacağından sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı gözetilerek, Ankara adli emanet memurluğunun 2022/20058 sırasına kayıtlı suça konu tip sözleşmeler üzerinde heyetçe yapılan inceleme neticesinde, belgelerin dijital ortamdan renkli yazıcı ile üretilmiş onaysız fotokopi niteliğinde olduğu belirlendiğinden, kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
3. Sanık … müdafiinin, sanık hakkında kurulan beraat hükmü nedeniyle lehine vekalet ücreti verilmesi yönündeki temyiz isteği ile sınırlı olarak yapılan incelemede; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca beraatine karar verildiği halde, kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
C. Sanıklar … ve … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Katılan …, müştekiler … ve …, tanıklar …, …, … beyanları, olay tutanakları, delil ve belge ön inceleme tutanakları, TCDD Genel Müdürlüğünün yazıları, dosyada mevcut diğer tutanaklar, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı ile yüklenen suçun sanıklar tarafından fikir ve eylem birliği içerisinde işlendiği ve unsurları itibariyle oluştuğu, sanıkların birbirlerini suçlar yöndeki savunmaların suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, sanıkların eyleminin en başından beri tek bir menfaate özgülenmediği, aynı suç işleme kararıyla Kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek katılandan haksız menfaat temin ettikleri anlaşılmakla, sanıkların mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemesi,
2. Suç tarihine göre meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerde yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanıklar hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmamasına karar verilmiş olduğunun belirlenmesi,
Nedenleriyle hükümlerde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2023/76 Esas, 2023/506 Karar sayılı kararında sanıklar müdafii katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
C. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2023/76 Esas, 2023/506 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasına “Sanık kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 17.400,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden tahsili ile beraat eden sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.