YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/325
KARAR NO : 2023/1039
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/168 E., 2015/38 K.
SUÇLAR : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/168 Esas, 2015/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının j bendi ile aynı fıkranın son cümlesi, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 116.600 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyizi;
Sanık hakkında üst sınırdan ceza verilmesi ve re’sen nazara alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması talebine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyizi;
Suça konu senedin unsurları ve aldatıcılık niteliği yönünden tespit yapılmadığına, taraflar arasındaki ticari ilişkinin incelenmediğine, sanık tarafından bankaya verilen senetlerden bir tanesinin ödendiğine, dolayısıyla suç kastı bulunmadığına, suça konu senedin bankaya kredi kullandırımından önce ya da önceden doğan borç ilişkisi nedeniyle verilip verilmediğinin araştırılmadığına, doğrudan zararı bulunmayan bankanın katılan olarak kabulünün mümkün olmadığına, sanık hakkında takdiri indirim uygulanıp 5237 sayılı Kanun’un 51 inci ve 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmamasının çelişkili olduğuna, mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına ve re’sen nazara alınacak nedenlerle eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılan Sahra Metal San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin borçlu, yetkilisi olduğu Eray İletişim Alt Yapı Elekt. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin alacaklı olduğu her ikisi de 28.12.2012 tanzim tarihli olmak üzere 30.06.2013 vadeli 60.000,00 Türk Lirası bedelli ve 30.07.2013 vadeli 70.000,00 Türk Lirası bedelli bonoları kullanacağı kredinin teminatını oluşturmak üzere cirolayarak 11.02.2013 tarihinde katılan bankaya teslim ettiği anlaşılmaktadır.
2. Sözkonusu senetlerden 28.12.2012 tanzim, 30.06.2013 vade tarihli 60.000,00 Türk Lirası bedelli senedin daha sonra sanık tarafından ödenerek katılan bankadan alındığı ve imza kısmı yırtılarak katılan …’a teslim edildiği ve dava konusu olmadığı görülmüştür.
3. Yargılamaya konu 28.12.2012 tanzim, 30.07.2013 vade tarihli 70.000,00 Türk Lirası bedelli senede ilişkin olarak, senet borçlusu katılan Sahra Metal San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, dava konusu olmayan diğer senet ile suça konu senedin sahte olarak tanzim edilerek katılan bankaya verilmesi nedeniyle şikayetçi olunduğu anlaşılmıştır.
4. Kriminal rapor ile, suça konu senetteki el yazıları ve imzalar ile sanık ve katılan şirket yetkilisi …’ın mukayese el yazıları ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
5. Sanığın aşamalarda, katılan şirket ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, senetlerin bu nedenle verildiğini, tüm delillerini sunacağını beyan etmesine karşın dosyaya bu kapsamda herhangi bir belge sunmadığı görülmüştür.
6. Suça konu senedin dosyada delil olarak saklanmasına karar verildiği ve denetime imkan sağlayacak şekilde dosya içinde bulundurulduğu tespit edilmiştir.
7. Mahkeme tarafından, suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın, sorgusu sırasında duruşmadaki iyi hali ve içinde bulunduğu sosyo ekonomik koşul takdiri indirim nedeni kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına, ancak tekerrüre esas görülmemiş ise de sabıkalı oluşu, dosyaya yansıyan kişiliği göz önüne alınarak ileride suç işlemekten çekineceği inancı oluşmadığından erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin yasal koşullar mevcut olmadığından 5237 sayılı Kanun’un 51 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek üzerine atılı her iki suçtan da cezalandırılmasına ilişkin incelemeye konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; Heyetimizce suça konu belge üzerinde yapılan gözlemde, aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden; Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/168 Esas, 2015/38 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.