Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/370 E. 2023/3436 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/370
KARAR NO : 2023/3436
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/162 E., 2014/401 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, düzeltilerek onama, ret

Suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteği yönünden; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ve kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan suçtan zarar gören … Telekomünikasyon A.Ş. adına vekilinin hükmü temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suçtan zarar görenin katılan ve vekilinin de katılan vekili olarak davaya katılmasına karar verilerek inceleme yapılmıştır.

Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2014/162 Esas, 2014/401 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, müvekkili şirketin sanığın sabit görülen eylemleri nedeniyle zarar gördüğüne, yargılamadan haber verilmediğinden kararın usule aykırı olduğuna, cezanın üst sınırdan tayin edilmesi gerektiğine, sahte olarak düzenlenen kira sözleşmesi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan da hüküm kurulmasına ve re’sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına,
Sanık müdafiinin temyiz isteği, müvekkiline atılı suçların unsurlarının oluşmadığına, bilirkişi raporuna itirazları ile tevsii tahkikat taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğine, … şirketinin … ile birlikte ortağı olan … …’in dinlenmesine ilişkin taleplerinin kabul edilmediğine ve eksik inceleme ile karar verildiğine, katılanların zararlarının ne olduğunun açıklığa kavuşturulmadığına ve sanığa etkin pişmanlıktan yararlanma fırsatı verilmediğine, soyut gerekçelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığına ve resen nazara alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, akıl hastalığı bulunan mağdur …’nun kimlik bilgilerini kullanarak kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanı talep belgesini 24.05.2004 tarihinde muhtarlığa onaylattığı, bu belge ile 25.05.2004 tarihinde nüfus müdürlüğüne başvurarak içeriği itibarıyla sahte nüfus cüzdanını çıkarttırdığı, sözkonusu nüfus cüzdanı ile 01.11.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzaladığı ve 24.02.2006 tarihinde Telekom Müdürlüğüne müracaat ederek sabit telefon hattı aldığı, aldığı bu hattı kardeşi … ile birlikte yaklaşık 8 ay kadar kullandığı ve borçlarını ödemediği, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanığın 23.01.2013 tarihli hazırlık beyanı, …’ın kardeşi olduğuna, “… Ay Medikal Ltd. Şti.” isimli iş yerinin kardeşi adına kayıtlı olup yetkilisinin de kardeşi olduğuna, kardeşi …’ın 2006 yılında Maltepe’de bir iş yeri açtığına, kendisinin o tarihte “… Medikal” isimli firmada çalıştığına, firma batınca kendisinin de ağabeyi …’ın iş yerinde çalışmaya başladığına, kardeşi …’ın bu iş yerini kendisinin çalışmakta olduğu “… Medikal” isimli firmadan devraldığına, telefon hattının “… Medikal” isimli firmadan kalmış olabileceğine, kendisi ya da kardeşinin söz konusu adreste şikâyetçi adına sahte belge ile telefon hattı açtırmadıklarına ve kullanmadıklarına, suça konu telefon hattına ait abonelik sözleşmesinin altındaki imzanın kendisine ait olmadığına, böyle bir telefon hattı almadığına, telefon hattının kurulu olduğu adrese ilişkin 01.11.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesini kendisinin yapmadığına, çalıştığı “… Medikal” isimli şirket tarafından yapılmış olabileceğine, bu firmanın sahibinin isminin de R. … olduğuna ancak sözleşmeyi onun yapıp yapmadığını bilmediğine, söz konusu daireyi “… Medikal” adı altında 3 ya da 4 ay kullandıklarına, daha sonra bu iş yerini kardeşi …’ın kiraladığına ancak ikinci kez kontrat yapılıp yapılmadığını bilmediğine; kovuşturma aşamasında alınan 04.07.2013 tarihli beyanı, … Medikal’de pazarlama müdürü olarak çalıştığına, şirket müdürünün … olduğuna, kendisine sigorta yapacaklarını söyleyerek ikametgah ilmuhaberi ve resim aldıklarına, ancak daha sonra prim usulü çalışmasını istediklerine, … Medikal’in battığına, bu kişilerin medikaldan anlamadıkları için senetleri kendisine imzalattıklarına, 312 232 26 04 numaralı telefonun abonelik sözleşmesini kendisinin imzalamadığına, şirket adına genel vekaletinin olduğuna, şirket müdürü … olduğunu söyleyen kişinin 1973 doğumlu olmadığına, daha büyük olduğuna, kira kontratındaki yazı ve … … ismi altındaki imzanın kendisine ait olmadığına, … Ay Medikal şirketine ait kira kontratındaki yazılar ile şirket kaşesi üzerindeki yazıların kendisine ait olduğuna, nüfus cüzdanı talep belgesindeki fotoğrafın kendisine ait olmadığına, imzalardan birisinin de kendisine ait olmadığına, telefon bağlantı başvuru formundaki yazının kendisine ait olduğuna, … ismi altındaki imzanın kendisine ait olmadığına, ilgili kuruma şirket müdürü … ile birlikte gittiklerine; 01.10.2014 tarihli beyanı, olay tarihinde … firmasının pazarlama müdürü olduğuna, firmanın elektrik elektronik ürünlerle medikal ürünlerin satışını yaptığına, kendisinin sadece tıbbi malzemelerin satıldığı medikal bölümüne baktığına, … olarak bildiği şahsın … firmasının pazarlama müdürlüğüne baktığına, ancak bu kişinin iddianamede adı geçen … olmadığına, dosya arasında bulunan …’ya ait kimlik bilgilerini içeren ve …’nun fotoğrafı olan nüfus kayıt örneği fotokopisinin sanığa gösterildiğinde, … firmasında çalışan ve satış müdürü olan …’nun bu şahıs olmadığına, yine dosya arasında bulunan …’nun kimlik bilgilerini içeren ve sanığa ait olduğu iddia edilen fotoğrafın yapıştırıldığı nüfus kayıt fotokopisi gösterilerek sanıktan sorulduğunda, sahte olduğu iddia edilen nüfus cüzdanındaki fotoğrafın kendisine ait olmadığına, hiçbir tarihte bıyıksız bir fotoğrafının olmadığına, hatırladığı kadarıyla 2004 yılında … şirketinin genel müdür yardımcısı olan … isimli şahıs ile genel müdürü olan … olarak bildiği kişinin kendisine şirketten hisse vereceklerini söyleyerek nüfus cüzdanını ve 10 tane fotoğrafını aldıklarına, o tarihte verdiği fotoğraflarda da bıyıklı olduğuna, vergi borcu olduğu için kendisine hisse veremeyeceklerini ancak prim karşılığı çalışabileceğini söylediklerine, 2006 yılına kadar … firmasında çalıştığına, çekleri kendisine imzalattıklarına, daha sonra borçları ödemeyip kaçtıklarına, bütün borçları kendisine ödettiklerine, 2006 yılında da şirketten ayrıldığına ve … Medikal Paz. Ltd. Şti.’yi kurduğuna, o tarihten beri de kendi şirketi adına çalıştığına, halen … şirketinden kalan borçları da ödediğine, suça konu telefon bağlantı başvuru formundaki … ismini, tarihleri, yine formdaki el yazısıyla yazılan diğer yazı ve rakamları kendisinin doldurduğuna, … firmasına telefon bağlatacakları için … ile beraber gittiklerine, yazıları ve rakamları kendisinin yazdığına, ancak imzayı …’nun attığına, telefon bağlatmak için gittiklerinde firma adına kendisinin genel vekaletinin olduğuna, ancak o an için üzerinde olmadığından şirket müdürü …’yu aradığına, onun da vekaletin fotokopisini getirdiğine, telefon için işlem yapan memurun “vekalet fotokopisinin olmayacağını, asıl yetkili de orada olduğundan onun imzalamasını söylediğini” bu şekilde …’nun kendisinin doldurduğu formu imzaladığına, telefonun da … şirketine bağlandığına, aklen malül olan …’yu tanımadığına, dosya arasında bulunan suça konu nüfus cüzdanı talep belgesini kendisinin doldurmadığına, talep belgesi üzerindeki fotoğrafın da kendisine ait olmadığına, hiçbir resmi kuruma bıyıksız bir fotoğraf vermediğine, fotoğraftaki şahsın saçı gibi saçı olmadığına, kendisinin kel olduğuna, fotoğraftaki şahsın kendisine benzemediğine, talep belgesindeki imzalar ve rakamların da kendisine ait olmadığına, suça konu kira kontratını da kendisinin imzalamadığına, kiraya veren …’nu tanımadığına, kira kontratındaki yazı rakam ve imzaların kendisine ait olmadığına yöneliktir.
3. Sanığın kardeşi olup hakkında ölüm nedeniyle düşme kararı verilen sanık … 16.10.2012 tarihli kolluk beyanında, suça konu telefonu hiçbir zaman kullanmadığını, kardeşi … ile Ankara’da medikal şirketleri olduğunu, 1999 yılında ekonomik sorunlar nedeniyle iflas edince şirketten ayrıldığını ve Hatay’a yerleştiğini, … isimli şahsı tanımadığını ve atılı suçlamaları kabul etmediğini söylemiştir.
4. Grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile, 24.02.2006 tarihli telefon başvuru formu, sözleşme ve 01.11.2005 tarihli kira kontratı üzerinde atılı imzaların sanık …’ın elinden çıktığı, yazıların bu şahsın elinden çıkıp çıkmadığı hususunda menfi veya müspet bir kanaate ulaşılamadığı, söz konusu belgelerin aldatıcılık nitelikleri bulunduğu, 24.05.2004 tarihli nüfus cüzdan talep belgesindeki fotoğraf ile sanığa ait mukayese fotoğraflar incelendiğinde genel fiziki görünüm, alın, kaş, göz, burun, kulak ve dudak yapılarının morfolojik özelliklerinin uygun olduğu, fotoğrafın sanık …’a ait olduğu, nüfus cüzdan talep belgesi ile vekaletname ve imza sirkülerinde … adına atılan imzaların … eli ürünü olduğu tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
5. Mahkeme tarafından sanık müdafiinin yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve tanık dinletme konusundaki taleplerinin, aynı yöndeki Cumhuriyet savcısının da mütalaası doğrultusunda dosyada mevcut raporlar ve dosya kapsamı nazara alınarak yeterli görüldüğünden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
6. Yapılan yargılama neticesinde gerekçeleri açıklanarak ve takdiren sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümleri uygulanmaksızın temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Talebi Yönünden
Yokluğunda verilip 03.01.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 11.01.2023 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 … maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmıştır.

B. Sanık Müdafiinin Talebi Yönünden
1. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
a. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

b.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
c. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 … maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve 24.02.2006 olan suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Katılan Vekilinin Talebi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2014/162 Esas, 2014/401 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Talebi Yönünden
1. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-1) bendinde açıklanan nedenle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2014/162 Esas, 2014/401 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 2 nci bendinden adli para cezasına ilişkin sırasıyla “12 gün”, “10 gün” ve “200 TL” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2014/162 Esas, 2014/401 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.