YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3762
KARAR NO : 2023/6882
KARAR TARİHİ : 09.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/392 E., 2020/9 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2018/392 Esas, 2020/9 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin son cümlesi, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 1.160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın eski hale getirme ve istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesi suretiyle usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/30677 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61551 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61551 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-f maddesinde yer alan, “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,” ve aynı maddenin 1. fıkrası son cümlesinde yer alan “İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 –5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” şeklindeki düzenlemenin, 24/11/2016 tarihi itibariyle 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile “üç yıldan” ibaresinin “dört yıldan” şeklinde değiştirildiği nazara alındığında, sanığın üzerine atlı suçu anılan kanuni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 18/09/2016 tarihinde işlediği gözetilmeden, Mahkemesince sanık hakkında hükmolunan mahkûmiyet kararında lehe olan kanunun uygulanması gerekirken, temel cezanın 3 yıl olarak belirlenmesi yerine, 4 yıl olarak karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1. maddesinin 1. fıkrası son cümlesinde yer alan … Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” şeklindeki düzenlemeye göre, suç tarihi itibariyle sanık tarafından temin edilen menfaatin 1.383,00 Türk lirası olduğu somut olayda, anılan suça ilişkin kanun maddesinde hükmedilebilecek adlî para cezasının üst sınırının beşbin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmesi, ardından arttırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılıp çıkan miktar için suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, Mahkemesince doğrudan elde edilen haksız menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle adlî para cezasına yönelik temel cezanın 70 gün adlî para cezası olarak belirlenmesini müteakip, indirimin bu miktar üzerinden hesaplanması suretiyle haksız menfaatin iki katı olan 2.766,00 Türk lirasından az olacak şekilde, sanığın 1.160,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek eksik ceza tayininde,
3-Kabule göre de;
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/01/2020 tarihli kararının gerekçe kısmında; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin belirtilmesi karşısında, hüküm fıkrasında sanık hakkında hükmolunan sonuç cezanın 1 yıl 8 ay olarak belirlenmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2018/392 Esas, 2020/9 Karar sayılı kararının gerekçesinde; “…sanığın elde ettiği menfaatin “1383” TL olduğu ve TCK 52/2 maddesi gereği en az “70” gün temel adli para cezası ile cezalandırılması gerektiği anlaşılıp, sanığın eylemine uyan TCK 158/1-f-son maddesi gereğince katılanın suç nedeniyle uğradığı zarar miktarı, katılanın zararının giderilmemiş olması ve suçun işleniş biçimi de nazara alınarak takdiren alt sınırdan olmak suretiyle 4 yıl hapis ve 70 gün karşılığı adli para cezasına hükmedildikten sonra, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, yargılama sürecindeki davranışları, sanık lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek verilen cezada TCK 62. madde uyarınca indirim yapılarak, sanığın neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 58 gün karşılığı 1.160 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair karar vermek gerekmiştir…” denilmesine karşın hükmün altıncı fıkrasında; “Sanığın netice olarak 1 YIL 8 AY HAPİS VE 1.160,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” karar verilmek suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; ” Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” ve aynı fıkranın son cümlesinde; “Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükümleri yer almakta olup, 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “iki yıldan yedi yıla” ibaresinin “üç yıldan on yıla” şeklinde, “(j) ve (k)” ibaresinin “(j), (k) ve (l)” şeklinde ve “üç yıldan” ibaresinin “dört yıldan” şeklinde değiştirildiği anlaşılmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasınınn (e), (f) (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde, aynı fıkranın son paragrafı gereğince temel para cezası suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde gün karşılığı olarak tespit edilerek, artırım ve indirimlerin belirlenen gün üzerinden yapılması ve buna göre sonuç para cezasının saptanması gerekmektedir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen suçun cezasının alt sınırının dört yıla yükseltilmesi, dosyadaki suç tarihinin 06.10.2016 olması ve hapis cezasının alt sınırdan uygulandığının belirtilmesi karşısında; temel hapis cezasının üç yıl yerine dört yıl olarak fazla tayin edilmesi ve dosya kapsamına göre elde edilen haksız menfaat miktarı 1.383,00 TL olmasına rağmen, adli para cezasının 58 gün karşılığı 1.160,00 TL şeklinde eksik tayin edilmesinin Kanun’a aykırı olduğu, bununla birlikte Mahkemece netice cezanın hatalı şekilde 1 yıl 8 ay hapis ve 1.160,00 TL adli para cezası olarak tespit edilmesi nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.12.2022 tarihli ve 2018/14-129 Esas, 2022/781 Karar sayılı ilamında yer alan; “…Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 21.11.2006 tarih ve 215-259 sayılı, 02.02.2010 tarih ve 236-12 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulması, sanık aleyhine sonuç doğurmamalıdır. Yargıtay, bu durumda hukuka aykırılığa işaret edip aleyhe sonuç doğurmamak üzere hükmü kanun yararına bozmakla yetinmelidir….” şeklindeki açıklamalar ışığında, sanık hakkında kurulan hükmün aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.01.2020 tarihli ve 2018/392 Esas, 2020/9 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle, aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere, KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.