Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/3780 E. 2023/6877 K. 09.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3780
KARAR NO : 2023/6877
KARAR TARİHİ : 09.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/42 E., 2019/511 K.
SUÇ : Dolandırıcılık

… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2019 tarihli ve 2018/42 Esas, 2019/511 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 03.07.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/33763 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60884 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60884 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesinde yer alan “(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.” şeklinde düzenleme ile benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23/01/2013 tarihli ve 2012/16851 esas, 2013/829 karar sayılı ilamında yer alan “…suçun iştirak halinde işlenmesi halinde bunlardan birisi veya birkaçı iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirirse diğer suç ortakları bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde o kimselerin de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabileceklerinden, somut olayda müştekiye, kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre sanık Hasan hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168/1-4 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmemesi,…” şeklindeki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, sanıklar … ve …’in katılandan hileli hareketlerle para alıp taksi ücretini de ödememek suretiyle kendilerine yarar sağladıkları anlaşılmakla, sanık …’in dosyanın diğer sanığı…ile iştirak halinde işledikleri dolandırıcılık eylemi sebebiyle meydana gelen zararın sanık … tarafından kovuşturma aşamasında tamamen giderilmesi sebebiyle anılan Kanun’un 168/1. maddesinin sanık … hakkında da uygulanarak temel cezada indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un dolandırıcılık başlıklı 157 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir” hükmü yer almaktadır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir”, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; “Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.” denilmektedir.

4. Suçun iştirak halinde işlenmesi durumunda, sanıklardan biri veya birkaçının iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde, diğer suç faillerinin bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde o sanıklar hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Mahkemenin gerekçesinde; “…katılanın … Durağında taksici olarak çalıştığı, suç tarihinde…Durağından sanıkların katılanı durdurarak … ilçesine gitmek için araca bindikleri, yolda sanık …’in benzinlikten sigara almak için üzerinde nakit olmadığını belirterek, taksi parası ile birlikte vermek üzere katılandan 15 TL para aldığı, daha sonra …’in uyuduğu sırada sanık …’in … ilçesi mezarlık önünde araçtan inerek yine katılandan …’in taksi parası ile birlikte ödemesi için 10 TL para aldığı, daha sonra katılanın sanık …’i Devlet Hastanesi kavşağında inmesi için uyandırdığı, bu sırada sanık …’in kendisinde para olmadığını söyleyerek taksi parasını ve katılandan aldıkları 25 TL parayı ödemedikleri, sanıkların eylemlerini bir plan ve kurgu dahilinde işlemiş olduklarının…” belirtilmesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.02.2019 tarihli ve 2017/6-120 Esas, 2019/135 Karar sayılı ilamında yer alan; “…etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranışlar yoluyla da gösterilebileceği; yine sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına, üçüncü kişilerce giderilmesi hâlinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir…” şeklindeki açıklamalar karşısında, katılanın zararının inceleme dışı sanık …’un annesi olan …… tarafından 18.04.2019 tarihinde kovuşturma aşamasında giderildiği ve bu sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yarı oranında indirim yapıldığı halde, katılanın zararının giderilmesine herhangi bir karşı duruşunun bulunmadığı anlaşılan sanık … hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2019 tarihli ve 2018/42 Esas, 2019/511 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; “sanık … hakkında kurulan hükmün ikinci fıkrasının tamamen çıkarıltılarak yerine; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılarak 6 ay hapis ve 2 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına cümlesinin yazılmasına, dördüncü fıkrada yer alan “5 gün” ve “100,00” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla “2 gün” ve “40,00” ibarelerinin yazılmasına, beşinci fıkrasında yer alan “1 yıl hapis” ve “100,00 LİRA” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla“6 ay hapis” ve “40,00 TL” ibarelerinin yazılmasına; hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına,”

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.10.2023 tarihinde karar verildi.