Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/4315 E. 2023/6236 K. 19.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4315
KARAR NO : 2023/6236
KARAR TARİHİ : 19.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/551 E., 2023/326 K.
SUÇ : Sahte fatura kullanma
HÜKÜMLER : Düşme, mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî düzeltilerek onama

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin zamanaşımı nedeniyle düşme hükmüne yönelik temyiz isteği bakımından; derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında düşme hükmüne karşı temyizde sanığın hukuki yararının olmadığı belirlenmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteminin, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü nedeniyle vekalet ücretiyle sınırlı olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 2011 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2015/174 Esas, 2015/911 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura kullanma suçlarından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43, 62 ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 23.05.2022 tarihli ve 2020/6832 Esas, 2022/9439 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek “…Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.

3. Bozma üzerine, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında;
a) 2011 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına
b) 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü nedeniyle vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın suçsuz olduğuna, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Konya/Selçuk Vergi Dairesi mükellefi olan sanığın, 2010 takvim yılında Onur Dalkılıç, Mahmut Ceylan ve İsmail Koç ile 2011 takvim yılında Mustafa Keski, … Kala ve Muhammed Karataş’tan aldığı KDV hariç toplam 1.433.497,31 TL tutarındaki faturaları ilgili yıllarda KDV ve Gelir Vergisi indiriminde kullandığı, anılan mükelleflerin gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayalı olmaksızın sahte fatura düzenleyen mükellefler olduğu, böylece sanığın 2010 ve 2011 takvim yıllarında gerçek mal ve hizmet karşılığı olmadan birden fazla sayıda sahte faturayı kullanmak suretiyle 213 sayılı Kanun’a aykırılık suçunu işlediğinin iddia edildiği anlaşılmıştır.

2. Mahkemece yapılan yargılamada, 2010 takvim yılı yönünden olağanüstü dava zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın düşmesine; 2011 takvim yılı yönünden ise suçun sübût bulduğu kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

3. Sanığın inkara yönelen savunması, vergi inceleme ve suç raporları, karşıt inceleme raporları, vergi dairesi yazıları, bilirkişi raporu, Konya 1. Vergi Mahkemesinin 2015/577 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararı ve diğer deliller dosya arasındadır.

IV. GEREKÇE
A. 2010 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanma Suçundan Kurulan Düşme Hükmü Yönünden
Derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında, zamanaşımı nedeniyle verilen düşme hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyizinden hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

B. 2011 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin ve Vekalet Ücretiyle Sınırlı Olmak Üzere Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
1. Gerekçeli karar başlığında 2010-2011 olarak gösterilen suç tarihinin 16.03.2012 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2. Dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın alış yaptığını bildirdiği mükelleflerin tamamının sahte fatura düzenleyicisi veya haklarında resen terk işlemi yapılan mükellefler olduğu, bir kısmı hakkında sahte fatura düzenleme suçundan kesinleşen mahkûmiyet kararlarının bulunduğu, kullanılan faturaların satışların maliyetine oranının 2010 takvim yılı yönünden %90,48, 2011 takvim yılı yönünden ise %51,68 gibi yüksek bir orana tekabül ettiği, satış faturalarının karşılığı olarak hiçbir banka veya çek hareketinin olmadığı, ödemelerin çoğunun nakit olarak gerçekleştirildiği, kullanılan faturaların tarih ve numara itibarıyla ardışık olduğu anlaşılmakla, sanığın mahkumiyetine ilişkin Mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

4. Sanığın mahkûmiyetine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
A. 2010 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanma Suçundan Kurulan Düşme Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. 2011 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullanma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafiinin ve Vekalet Ücretiyle Sınırlı Olmak Üzere Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafiinin de katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL maktu avukatlık ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.09.2023 tarihinde karar verildi.