Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/529 E. 2023/4501 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/529
KARAR NO : 2023/4501
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2015 tarihli ve 2013/64 Esas, 2015/111 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43, 62 ve 53 üncü maddeleri üç kez 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.06.2022 tarihli ve 2019/780 Esas, 2022/12741 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek “…Hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2022 tarihli ve 2022/995 Esas, 2022/1544 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 2009, 2010 ve 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Kanun’un 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.01.2023 tarihli ve 2022/156964 sayılı, 2009 ve 2010 takvim yıllarından açılan kamu davalarının düşmesi, 2011 takvim yılı yönünden kurulan hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Çorlu Vergi Dairesi mükellefi … Madencilik … Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkili temsilcisi olan sanığın, 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında gerçek bir alışverişe dayanmayan bir kısım faturaları sahte olarak düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun’a aykırılık suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, … Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Zamanaşımı, … zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, … itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, dava zamanaşımı 2011 takvim yılında düzenlenen 27.12.2011 tarihli son faturadan itibaren işlemeye başlayacağından, tebliğnamedeki 2009 ve 2010 takvim yılları yönünden olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine yönelik görüşe iştirak olunmamıştır.
2. Sanığın eylemi nedeniyle meydana gelen zararın miktarı gözetilip 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesinde yer verilen ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” dikkate alınarak sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekirken alt sınırdan hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan suç tarihinin 27.12.2011 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
3. Dosya kapsamında toplanan delillere göre, … Madencilik … Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkili temsilcisi olan sanığın, 2009 takvim yılında KDV dahil 422.908,17 TL, 2010 takvim yılında 1.274.248,23 TL ve 2011 takvim yılında 2.003.599,65 TL tutarında fatura düzenlemesine rağmen, bu miktarlarda satış hasılatını gerçekleştirebileceği ticari organizasyonunun bulunmadığı, alış yaptığını bildirdiği mükelleflerin tamamına yakınının sahte fatura düzenleyicisi veya haklarında resen terk işlemi yapılan mükellefler olduğu, belge teslim tarihlerinden öncesine denk gelen tarihlerde satış faturalarının düzenlendiği, satış faturalarının karşılığı olarak hiçbir banka veya çek hareketinin olmadığı, ödemelerin tamamının nakit olarak gerçekleştirildiği, vergi borçlarının ödenmediği ve düzenlenen faturaların tarih ve numara itibarıyla ardışık olduğu anlaşılmakla, sanığın mahkumiyetine ilişkin Mahkemenin kabul ve uygulamasında eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2022 tarihli ve 2022/995 Esas, 2022/1544 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, başkan vekili …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.05.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sanık hakkında 2009, 2010 ve 2011 yıllarında işlemiş olduğu Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan verilen 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin b-1, TCK’nın 43 üncü maddesinin 1-62-53 üncü maddeleri ile mahkumiyetine dair hükmün sayın çoğunluk tarafından;

15.04.2022 tarihinde yürürlüğe giren 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddelerle düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde TCK’nın 43 üncü maddesi uygulanır” hükmü ve TCK’nın 66 ncı maddesindeki hüküm gereğince zaman aşımının 27.12.2011 tarihli son faturalardan itibaren işlemeye başlayacağı gerekçesi ile zaman aşımına uğrayan 2009 ve 2010 yıllarında işlenen suçlarından TCK’nın 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilip Onanması,

TCK’nın 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olup, sonradan yürürlüğe giren Kanun’un sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanması sonucunu doğurup usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.