YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/870
KARAR NO : 2023/2909
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli sanık ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan ve kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan suçtan zarar gören … yokluğunda verilen hükmü, vekili aracılığıyla 12.12.2022 havale tarihli içeriği itibarıyla temyiz dilekçesi mahiyetinde bulunan dilekçeyle temyiz ettiği anlaşıldığından, şikayetçi kurumun 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 10.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2015/720 Esas, 2015/847 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektrilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz isteği, katılma taleplerinin bulunduğuna, sanığın cezalandırılmasına ve müvekkil idare lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrası, “Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı cümlesi uyarınca mühür bozma suçu, seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar arasında sayılmıştır.
3. Sanığa isnat edilen mühür bozma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 10.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2015/720 Esas, 2015/847 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve katılan vekilinin temyiz istekleri, yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.