YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/892
KARAR NO : 2023/1987
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/319 E., 2018/403 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2017/319 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 26.02.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.12.2022 tarihli ve 2020/7049 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/161937 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2023 tarihli ve KYB-2022/161937 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre,
Sanığın aynı neviden işlediği suçtan Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/687 esas sayılı dosyasındaki suçun 10/10/2016 ve 14/11/2016 tarihlerinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin 01/12/2017 tarihinde düzenlendiği,
Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/563 esas, 2020/253 karar sayılı dosyasındaki suçların ise 17/10/2016, 08/2016, 26/09/2016, 10/10/2016 ve 11/11/2016 tarihlerinde işlendiği, bu suçlara ilişkin iddianamenin ise 01/12/2017 tarihinde düzenlendiği,
Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/563 esas sayılı dosyasına birleşen Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/531 esas 2018/533 (bozma sonrası Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/613 esas, 2020/162 sayılı karar) sayılı dosyasına konu suç tarihinin 09/10/2016 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 08/09/2017 olduğu, anılan dosyada hüküm kurulurken zincirleme suç hükümleri uyarınca arttırım yapıldığı ve Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/687 esas sayılı dosyasından aldığı 2 yıl 6 ay hapis cezasının mahsubu ile sanığın 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2020 tarihli ve 2019/563 esas, 2020/253 sayılı kararının verildiği ve kararın Konya Bölge Adliye 8. Ceza Dairesinin 01/04/2021 tarihli ve 2020/1316 esas, 2021/531 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği,
İncelemeye konu Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/10/2018 tarihli ve 2017/319 esas sayılı dosyasındaki suçun 21/01/2017 tarihinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin 19/10/2017 tarihinde düzenlendiği ve sanığın incelemeye konu dosyadaki eyleminin ilk hukukî kesintiyi oluşturan (Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/563 esas sayılı dosyasına birleşen) Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/531 esas (bozma sonrası Afyon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/613 esas) sayılı kararına konu 08/09/2017 tarihli iddianameden önce olduğunun anlaşılması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tek suçtan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un zincirleme suç başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
…” hükmü yer almaktadır.
2. Zincirleme suç durumunda aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmekte ve aralarında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil tek bir ceza verilmekle birlikte, verilen bu cezanın miktarı artırılmaktadır.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık …’nun, şikâyetçinin iş yerinden yaptığı alışveriş karşılığında suça konu sahte çeki verdiğinin iddia ve kabul edildiği olayda, kanun yararına bozulması talep olunan dosyaya konu suç tarihinin 21.01.2017, iddianame tarihinin ise 19.10.2017 olduğu; Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2020 tarihli ve 2019/563 Esas, 2020/253 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihlerinin 11.11.2016 ve 17.10.2016 olup, iddianame tarihlerinin de 16.10.2017 ve 08.09.2017 olduğu belirlenmiş ise de; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesinin gerekeceği, farklı suç işleme kastının bulunması halinde ise her eylemin ayrı suçları oluşturacağı, somut olayda; suça konu sahte çeklerin ait olduğu bankaların, keşidecilerinin ve lehdarlarının farklı olması, bu çeklerin farklı kişilere verilerek kullanılması ile tüm dosya kapsamına göre, eylemlerin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde belirtilen bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme olarak gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceği, yenilenen kasıtlarla ve birbirinden bağımsız olarak atılı suçların işlendiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN Üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
Yazı İşl.Md.Y. – F.U.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun somut olayda suça konu çeklerin ait olduğu bankaların, keşidecilerinin ve lehtarlarının farklı olması bu çeklerin farklı kişilere verilerek kullanılması ve dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme olarak gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği yenilenen kasıtlarla bir birinden bağımsız işlenen suç olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin reddine ilişkin kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı zincirle suç hükümlerinin uygulanması için bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden çok fiilin varlığı ve bu fiillerin aynı suçu oluşturması, fiillerin aynı mağdura yönelik işlenmesi gereklidir.
Burada üzerinde durulması gereken husus, suç işleme kararının suç işleme kastından farklı olmasıdır. Bir suç işleme kararı bağımsız olarak ele alındıkları zaman her biri ayrı suç olan fiilleri birbirine bağlayan ve olaya zincirleme suç vasfını veren unsur olup suç işleme kararında birlik suç işleme kastında birlikten farklıdır. Kanun bir suç işleme kararını unsur olarak kabul etmiştir. Bir suç işleme kararı subjektif bir unsur olarak somut olayda belirlenmelidir. Bir suç işleme kararı belirlenirken saik üzerinde durulmalı suçların saikleri arasında birlik olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle bir suç işleme kararının varlığı ve bunun kastta birlikten farkı ortaya konulmalıdır.
Bu ölçütlere uygun olarak somut olay değerlendirildiğinde;
Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/563 Esas ve 2020/253 Karar sayılı kararına konu belgede sahtecilik suçundan 01.12.2017 tarihli iddianame ile açılan davada suç tarihlerinin 26.09.2016, 10.10.2016, 17.10.2016 ve 11.11.2016 olduğu; yine bu dosya ile birleşen Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/613 Esas, 2020/162 Karar sayılı dosyasına konu belgede sahtecilik eyleminin suç tarihinin 09.10.2016 olup iddianamenin 08.09.2017 tarihinde düzenlendiği; yine Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/687 Esas sayılı dosyaya konu belgede sahtecilik eyleminin suç tarihlerinin 10.10.2016 ve 14.11.2016 olup iddianame tarihinin 01.12.2017 olduğu; kanun yararına temyize konu edilen Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/319 Esas sayılı dosyasına konu suç tarihinin 21.01.2017 olup iddianamenin 19.10.2017 tarihinde düzenlendiği ve anılan eylemler arasında hukuki kesintinin mevcut değildir.
Belgede sahtecilik suçlarının mağduru kamudur. Dolayısıyla somut olayda tüm suçlar aynı mağdura karşı ve kanunda yazılı aynı suç olarak işlenmiştir.
Kanun yararına temyize konu suç 21.01.2017 tarihinde işlenmiş bu tarihten önce işlenen ve tümü zincirleme suç vasfında kabul edilen 7 ayrı eylemde 26.09.2016 ile 14.11.2016 tarihleri arasında işlenmiş ve bu eylemler nedeniyle zirncrileme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle tayin edilen cezalar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Kanun yararına temyize konu eylem zincirleme suça konu en son eylem tarihinden 67 gün sonra işlenmiştir.
Sayın çoğunluğun suça konu çeklerin ait olduğu banka çeklerinin ve keşideci ve lehtarların farklı olması çeklerin farklı kişilere karşı kullanılması ölçütleri bir suç işleme kararına değil kastta birliğe ilişkin ölçütler olarak değerlendirilmesi sanığın saikinin suç işleme kararında ölçüt olarak ele alınması ve bu bağlamda diğer eylemlerle aynı suç işleme kararı doğrultusunda kanun yararına temyize konu eylemin işlendiği suçların suç mağdurlarının aynı olması ve suç tarihleri arasında ayrı suç işleme kararının oluştuğunu gösterir zaman aralığı bulunmaması ve hukuki kesintininde oluşmadığının belirlenmesi karşısında kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kanun yararına bozma isteminin reddine ilişkin kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.