Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/958 E. 2023/5333 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/958
KARAR NO : 2023/5333
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1160 E., 2022/1403 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma.
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2019 tarih ve 2017/244 Esas, 2019/207 Karar sayılı kararı ile sanıklar … ve … hakkında; görevi kötüye kulanmak suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 51 … maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 37 nci maddesi delaletiyle 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 51 … maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık … hakkında; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanunun 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62, 52, 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 41.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2022/1160 Esas, 2022/1403 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında üzerlerine atılı tüm suçlar yönünden 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz istemi; sanıkların üzerine atılı suçların oluştuğu mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
1. Katılanların İstanbul Barosunda kayıtlı Avukat …’na 2001 yılına ait muhtelif tarih ve yevmiye sayılı vekâletnameler ile “İstanbul ili … ilçesi İshakpaşa mahallesi … caddesi 103 ada 16 parsel”de kayıtlı gayrimenkul üzerinde miras yoluyla intikal edecek hisselerin intikal ve satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere vekaletname verdikleri, bu vekaletnamelerle katılanların hisselerinin sanık …’un sahibi olduğu … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş. tarafından devralındığı, devirden sonra sanık avukat …’nun bu defa … … Aş nin vekilliğini üstlenerek gayrımenkulün tüm hissedarları aleyhine İstanbul 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 2001/511 Esasına kayden ortaklığın giderilmesi davası açtığı, bu dava sonunda verilen 15.11.2013 tarihli ortaklığın satış yoluyla giderilmesi kararı uyarınca bu defa katılanların paylarına düşen hisse bedellerinin katılanlar vekili sıfatıyla tarafına ödenmesini talep ettiği, hisse bedellerinin tarafına ödenmesi gerçekleşmeyince sanık … ve sanık avukat … ile iştirak halinde, … … Aş’nin vekilliğini … …’a verdikleri, bu sırada sanık …’nun da gerçeğe aykırı şekilde … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş.’nin yetkilisi olan sanık … ile akdettiği 25.05.2001 tarihli gayrimenkul hisse alım satım protokolünü bu durumu bilen sanık Avukat … …’a verip katılanlar aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden görülen ihtiyati tedbir talepli alacak davası açtıkları, bu dosya kapsamında 25.05.2001 tarihli protokolü gerekçe gösterip katılanlara hisseleri gereği tüm paranın sanık … tarafından ödendiğini ileri sürerek 21.07.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararı verilmesini sağlayıp İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası kapsamında hisseleri oranında müştekilere ödenmesi gereken satış bedellerinin dava sonuna kadar ödenmemesine sebebiyet verip katılanları zarara uğrattıkları iddiası ile dava açılmıştır.
2. Sanıklar üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmemişlerdir.
3. Katılanların sanık …’na verdiği vekaletname örnekleri ile sanık … tarafından sanık avukatlara verilen vekaletnameler dosya arasındadır.
4. Sanık avukatlar hakkında soruşturma izni verildiğine dair karar usule uygun şekilde dosya arasına alınmıştır.
5. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.07.2017 tarihli ve 2017/217 sayılı kararı son soruşturmanın açılması kararı dosya arasındadır.
6. 25.05.2011 tarihli protokol ile ilgili Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, hangi tarihte düzenlendiği yönünde bir tespite gidilemeyeceğinin; Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsünde görevli uzman bilirkişi tarafından verilen mütalaada ise, incelemenin yapıldığı 20/11/2018 tarihinden geriye dönük 18 … daha eski zamanda tanzim edildiğinin; bildirilmesi ve bunlara göre protokolün düzenlendiği belirtilen tarihten sonraki bir tarihte düzenlenip düzenlenmediği belirlenememiştir.
7. 08.11.2018 havale tarihli mürekkep, yazı, yapı ve yaş analizine ilişkin bilirkişi raporuna göre, mürekkebin belgeye yazılı veya imza atılı olduğu zamanın örneğin alındığı tarih olan 20.10.2018 tarihinden geriye 18 … daha eski bir zamanda yazılı olduğu kanaati bildirilmiş, raporlar dosya arasına alınmıştır.
8. 25.01.2001 tarihli protokol mahkeme tarafından incelenmiş, protokole göre katılanlar …, … …, …, …’in her birinin 40.000 USD, …, … ve …’ın 20.000 USD bedel karşılığında hisselerinin tamamını …’a sattıklarının yazılı olduğu zapta bağlanmıştır.
9. İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır.
10. İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/511 Esas, 2012/480 Karar ve 2013/201 satış sayılı dosyasından 24.06.2016 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; …’e 72.807,99 TL, … …’a 72.807,99 TL, …’e 72.807,99 TL, …’e 72.807,99 TL, …’e 24.269,87 TL, …’a 24.269,87 TL, …’a 24.269,87 TL’nin hissesine düştüğünün tespit edildiği anlaşılmış, karar örneği dosya arasına alınmıştır.
11. İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/323 Esas sayılı dosya örneği dosya arasına alınmıştır.
12. Mahkeme sanıkların atılı suçları işlediklerinin kabulü ile ayrı ayrı mahkûmiyetlerine hükmetmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
Katılanlar şikayetlerinde, dava konusu taşınmazda anneden kalan paylarını sattıklarını, bir de … …’tan kalan dededen kalan haklarının olduğunu ortaklığın giderilmesine ilişkin açılan kamu davasından öğrendiklerini, sonradan kendilerinin bilgi ve rızaları dışında sanki bu hisselerini de sattıklarına dair sahte protokol tanzim edilerek, bu hisselerine isabet eden paranın kendilerine ödenmemesi için dava açılıp üzerine tedbir konulduğunu beyan etmiş ve ortaklığın giderilmesine ilişkin açılan dava esnasında, katılanlar dışındaki bir kısım mirasçıların tapuya işlenen kök murislerine ait veraset belgesinin iptali ile ilgili açtıkları davalar sonucunda, kesinleşen 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/397 Esas ve 2005/1252 Karar sayılı ilamı ile önceki veraset belgesinin iptali ile yeni veraset belgesinin verilmesine ve ayrıca İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/140 esas ve 2010/4 karar sayılı ilamı ile ise veraset ilamında mirasçı gözüken … … ve … …’ın aynı kişi olduğuna ve tapudaki kaydın düzeltilmesi ile veraset belgesinin buna göre düzeltilmesine karar verilmesi nedeniyle katılanların dava konusu taşınmazda miras yolu ile kendilerine kalan hisselerinin, şirkete satış tarihi itibariyle mevcut veraset belgesinde gözüken hisse miktarından fazla olduğu görülmüş ise de; sanık savunmaları, tanık beyanları, katılanların kendilerine miras yoluyla kalan bahsi geçen taşınmazdaki hisselerinin şirkete satışı ve devri konusunda Avukat olan sanık …’na verdikleri 14.05.2011, 22.05.2001 ve 24.05.2001 tarihli vekâletnamelerde, herhangi bir muris isminden bahsedilmeyip, murislerinden kendilerine kalan hisselerinden bahsedilerek satış ve devri ile ilgili yetki verdiklerinin görülmesi, sonradan sahte olarak düzenlendiği iddia edilen suça konu 25.05.2001 tarihli protokol ile ilgili Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, hangi tarihte düzenlendiği yönünde bir tespite gidilemeyeceğinin; Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsünde görevli uzman bilirkişi tarafından verilen mütalaada ise, incelemenin yapıldığı 20.11.2018 tarihinden geriye dönük 18 … daha eski zamanda tanzim edildiğinin bildirilmesi ve bunlara göre protokolün düzenlendiği belirtilen tarihten sonraki bir tarihte düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenememesi, keza, dosyadaki belgelerden Avukat olan sanık …’nun, katılanlara ait vekaletnameleri ibraz ederek satış parasının kendisine ödenmesi için 06.06.2018 tarihli dilekçesi ile yaptığı başvuru üzerine, vekaletnamelerde ahz-u kabza yetkisinin olmaması nedeniyle ödemenin yapılamadığının ve katılanlar tarafından azilnamenin ise, bu tarihten sonra keşide edildiğinin anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca sanık …’nun, katılanların verdikleri hisse satış ve devrine ilişkin vekaletname uyarınca hisselerin tapuda devrinden sonra, bu defa hisseleri satın alan şirketi temsilen, o tarihte şirket vekilliğini yapan tanık Avukat …’nun yanında çalışması nedeniyle ortak vekaletname ile davacı şirket vekili olarak diğer hissedarlar yanında katılanları da davalı olarak göstererek ortaklığın giderilmesi davası açması ve başlangıçtaki bir kısım duruşmalara iştirak etmesinin ise, ortaklığın giderilmesi davasının niteliği ile Avukatlık Kanunu hükümleri gözetildiğinde başlı başına Avukatlık görevini kötüye kullanma suçunu oluşturmayacağı, suça konu 25.05.2001 tarihli protokolün sonradan sahte olarak tanzim edildiğine ve bu şekilde sanıklar … ile … … …’ın üzerlerine atılı özel belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçları ile sanık …’un üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair aşamalardaki savunmalarının aksine mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların isnat edilen bu suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine, bozma ilamı sonrasında bozmaya uyularak duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama sonunda karar vermiştir.

IV. GEREKÇE
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (22). Ceza Dairesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2022/1160 Esas, 2022/1403 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, kısmen Daire Başkanı … ve Yargıtay Üyesi …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla diğer yönlerden ise oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.06.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Sanıklar … ile … haklarında görevi kötüye kullanmak, sanık … hakkında ise nitelikli dolandırıcılık suçlarından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza dairesince kurulan beraat hükümlerinin onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun düşüncesine katılmak mümkün olmamıştır, zira;
Bakırköy Cumhuriyet başsavcılığının 12.05.2017 tarih ve 2017/1764 iddianame sayılı iddianamesi ile de sanıklar … ve … haklarında “İstanbul Barosunda kayıtlı 1) Avukat …’nun;2001 yılına ait muhtelif tarih ve yevmiye sayılı vekâletnameler ile “İstanbul ili … ilçesi İshakpaşa mahallesi … caddesi 103 ada 16 parsel”de kayıtlı gayrimenkul üzerinde miras yoluyla intikal edecek hisselerin intikal ve satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere müştekilerin vekilliğini üstlendikten sonra bir kısım hisseleri devralan … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş. vekilliğini de üstlenerek davacı adı geçen şirket vekili sıfatıyla, yargılamayı yürüten hâkim ve yazı işleri müdürlüğü personeli ile işbirliği içerisinde hareket etmek suretiyle davalı müştekiler ve diğerleri aleyhine İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası sırasında bir takım usulsüz işlemler yaptığı, Bu cümleden olarak; a) Müştekiler adına düzenlenen vekâletnameleri tanzim amacı ve müvekkillerin bilgisi dışında kullanarak bahse konu davada bu defa davalı müştekiler vekili sıfatıyla, dava sonunda verilen 15/11/2013 tarih ve 2012/1480 sayılı ortaklığın satış yoluyla giderilmesi kararı uyarınca müştekilerin paylarına düşen hisse bedellerinin tarafına ödenmesini talep ederek 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/b maddesi hükmüne aykırı davrandığı, b) Satıcı müştekiler vekili sıfatıyla, diğer şikâyet olunan avukatlarla işbirliği içerisinde hareket ederek, aynı zamanda müvekkili … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş.’nin yetkilisi olan alıcı … ile akdettiği 25/05/2001 tarihli gayrimenkul hisse alım satım protokolünü gerçeğe aykırı olarak düzenlemek suretiyle bahse konu belgeye istinaden müştekiler aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden görülen ihtiyati tedbir talepli alacak davasında, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası kapsamında hisseleri oranında müştekilere ödenmesi gereken satış bedellerinin dava sonuna kadar ödenmemesine dair 21/07/2016 tarihli ara kararın verilmesine neden olmak suretiyle mağduriyete sebebiyet verdiği,2) Avukatlar … ve …’ün; Davacı … vekilleri sıfatıyla, müvekkili ve diğer şikâyet olunan Avukat … ile işbirliği içerisinde hareket ederek, gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiğini bildikleri hâlde 25/05/2001 tarihli gayrimenkul hisse alım satım protokolününe istinaden davalı müştekiler aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden haksız tazminat davası açtıkları, Soruşturma dosyası kapsamına göre şüphelilerin yukarıda açıklandığı şekilde avukatlık görevini kötüye kullanmak ve Özel Belgede Sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmaktadır. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel müdürlüğünün 21/04/2017 tarih ve 68215580-101-05-34-2016/9238-AVK/14829 OLUR sayılı yazıları ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 59 maddesi uyarınca şüpheliler hakkında kovuşturma izni verildiğinden” bahisle sanıklar … ve … haklarında TCK’ nın 257/1 ve 207/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2017 tarih ve 2017/400 karar sayılı kararı ile sanıklar … ve … haklarında “İstanbul Barosunda kayıtlı Avukat …’nun; 2001 yılına ait muhtelif tarih ve yevmiye sayılı vekâletnameler ile “İstanbul ili … ilçesi İshakpaşa mahallesi … caddesi 103 ada 16 parsel”de kayıtlı gayrimenkul üzerinde miras yoluyla intikal edecek hisselerin intikal ve satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere müştekilerin vekilliğini üstlendikten sonra bir kısım hisseleri devralan … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş. vekilliğini de üstlenerek davacı adı geçen şirket vekili sıfatıyla, yargılamayı yürüten hâkim ve yazı işleri müdürlüğü personeli ile işbirliği içerisinde hareket etmek suretiyle davalı müştekiler ve diğerleri aleyhine İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası sırasında bir takım usulsüz işlemler yaptığı, bu şekilde; Müştekiler adına düzenlenen vekâletnameleri tanzim amacı ve müvekkillerin bilgisi dışında kullanarak bahse konu davada bu defa davalı müştekiler vekili sıfatıyla, dava sonunda verilen 15/11/2013 tarih ve 2012/1480 sayılı ortaklığın satış yoluyla giderilmesi kararı uyarınca müştekilerin paylarına düşen hisse bedellerinin tarafına ödenmesini talep ederek 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/b maddesi hükmüne aykırı davrandığıve yine Satıcı müştekiler vekili sıfatıyla, diğer şikâyet olunan avukatlarla işbirliği içerisinde hareket ederek, aynı zamanda müvekkili … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş.’nin yetkilisi olan alıcı … ile akdettiği 25/05/2001 tarihli gayrimenkul hisse alım satım protokolünü gerçeğe aykırı olarak düzenlemek suretiyle bahse konu belgeye istinaden müştekiler aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden görülen ihtiyati tedbir talepli alacak davasında, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası kapsamında hisseleri oranında müştekilere ödenmesi gereken satış bedellerinin dava sonuna kadar ödenmemesine dair 21/07/2016 tarihli ara kararın verilmesine neden olmak suretiyle mağduriyete sebebiyet verdiği,
Avukatlar … ve …’ün; Davacı … vekilleri sıfatıyla, müvekkili ve diğer şikâyet olunan Avukat … ile işbirliği içerisinde hareket ederek, gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiğini bildikleri hâlde 25/05/2001 tarihli gayrimenkul hisse alım satım protokolününe istinaden davalı müştekiler aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden haksız tazminat davası açtıkları, Soruşturma dosyası kapsamına göre şüphelilerin yukarıda açıklandığı şekilde avukatlık görevini kötüye kullanmak ve Özel Belgede Sahtecilik suçunu işledikleri anlaşılmakla, mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu kanaatiyle, delillerin takdir ve değerlendirilmesi mahkemesine ait olmakla sanıkların eylemine uyan TCK nun TCK.’nun 257/1, 207/1 ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılması için SON SORUŞTURMANIN İSTANBUL AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE AÇILIP YAPILMASINA, karar verilmiştir.

Sanık … hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2017 tarih ve 2017/23127 iddianame sayılı iddianamesi ile “Müşteki …, …, …, …, …, … ve Şefika … vekilleri Av…. ve Av…. Cumhuriyet Başsavcılığımıza sundukları 05/08/2016 tarihli şikayet dilekçesinde özetle ; şüpheli …’un avukatlar …, … ve … ile eylem ve fikir birliği içinde ödemediği bir parayı ödemiş gibi gösteren sahte evrakı düzenlediğini ve bu evrakı kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğini iddia ettikleri, İstanbul Barosunda kayıtlı Avukat …’nun; 2001 yılına ait muhtelif tarih ve yevmiye sayılı vekâletnameler ile “İstanbul ili … ilçesi İshakpaşa mahallesi … caddesi 103 ada 16 parsef’de kayıtlı gayrimenkul üzerinde miras yoluyla intikal edecek hisselerin intikal ve satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere müştekilerin vekilliğini üstlendikten sonra bir kısım hisseleri devralan … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş. vekilliğini de üstlenerek davacı adı geçen şirket vekili sıfatıyla, davalı müştekiler ve diğerleri aleyhine İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası sırasında bir takım usulsüz işlemler yaptığı, Bu cümleden olarak; a) Müştekiler adına düzenlenen vekâletnameleri tanzim amacı ve müvekkillerin bilgisi dışında kullanarak bahse konu davada bu defa davalı müştekiler vekili sıfatıyla, dava sonunda verilen 15/11/2013 tarih ve 2012/1480 sayılı ortaklığın satış yoluyla giderilmesi kararı uyarınca müştekilerin paylarına düşen hisse bedellerinin tarafına ödenmesini talep ederek 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/b maddesi hükmüne aykırı davrandığı, b) Satıcı müştekiler vekili sıfatıyla, diğer şikâyet olunan avukatlarla işbirliği içerisinde hareket ederek, aynı zamanda müvekkili … … Otelcilik Turizm Tic. ve San. A.Ş.’nin yetkilisi olan alıcı şüpheli … ile akdettiği 25/05/2001 tarihli gayrimenkul hisse alım satım protokolünü gerçeğe aykırı olarak düzenlemek suretiyle bahse konu belgeye istinaden müştekiler aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden görülen ihtiyati tedbir talepli alacak davasında, İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası kapsamında hisseleri oranında müştekilere ödenmesi gereken satış bedellerinin dava sonuna kadar ödenmemesine dair 21/07/2016 tarihli ara kararın verilmesine neden olmak suretiyle mağduriyete sebebiyet verdiği, Avukatlar … ve …’ün; Davacı … vekilleri sıfatıyla, müvekkili ve diğer şikâyet olunan Avukat … ile işbirliği içerisinde hareket ederek, gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiğini bildikleri hâlde 25/05/2001 tarihli gayrimenkul hisse alım satım protokolününe istinaden davalı müştekiler aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden haksız tazminat davası açtıkları, Avukatlar …, … … ve …’ün hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017/55363 Soruşturma numarası üzerinden 2017/14802 Esas, 2017/11947 İddianame no ile 25/05/2017 tarihinde Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davasının açıldığı, Böylelikle yukarıda belirtilen avukatlarla iştirak halinde olan şüpheli …’un üzerine atılı suçları işlediği yukarıda gösterilen delillerden anlaşıldığından” bahisle sanık … hakkında TCK 157/1 ve 207/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İstanbul 11. Ağır ceza mahkemesinin 26.04.2019 tarih ve 2019/207 sayılı kararı ile sanıklar …, …, … haklarında “sanık … anılan protokolün düzenlenmesinden müvekkillerinin haberi olduğunu, bu protokole göre alınan paralarda hissedarlara teslim edildiğini, sanık …’in ise uyuşmazlıkla ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesine dava açması dışında hiçbir işlem yapmadığını savunmuşsa da; sanık …’in huzurdaki savunmasında 25/05/2001 tarihli protokolü düzenlediğini kabul ettiği, sanık …’nun ise anılan protokolde katılanlar adına imzasının bulunduğu, katılanlar ile arasında vekalet ilişkisi bulanan sanık …’nun yapılan protokolden müvekkillerinin bilgisinin olduğuna dair belgenin veya katılanların beyanının, protokole göre 280.000 USD ödemenin katılanlara yapıldığına ilişkin dekont, ibraname gibi bir belgenin dosyaya yansımadığı, bu miktardaki ödemeninin müvekkilden belge almaksızın yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi avukat olan sanığın mesleki tedbirsizliği olarak da değerlendiremeyeceği, dinlenen tanık beyanlarında ödendiği savunulan paraların sanık tarafından katılanlara teslim edildiğine dair görgüye dayalı anlatım bulunmadığı, katılanlardan …’in İstanbul 2. Noterliğinin 9201 yevmiye sayılı 13/07/2016 tarihli, katılanlardan … ve …’in İstanbul 2. Noterliğinin 9202 yevmiye sayılı 13/07/2016 tarihli, katılanlardan … … ve … …’un İstanbul 2. Noterliğinin 9204 yevmiye sayılı 13/07/2016 tarihli, katılanlardan …’in ise Lefkoşa Büyükelçiliğince düzenlenen 3533 yevmiye sayılı ve 16/07/2016 tarihli azilnameleri ile azledilmesininden sonra da sanık …’nun katılanlar adına takip ettiği İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 E., 2012/1480 K. Ve 08/11/2012 karar tarihli dosyasına 19/07/2016 tarihli dilekçesi ile dava sonunda verilen ortaklığın satış yoluyla giderilmesi kararı uyarınca katılanların paylarına düşen hisse bedellerinin tarafına ödenmesini talep ettiği, sanıklar … ve …’in avukatlık görevini kötüye kullanma iradesiyle hareket etmek suretiyle gerçeğe aykırı olduğunu bildikleri belgeyi düzenleyip ve bu belgeye istinaden İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden görülen ihtiyati tedbir talepli alacak davasına dayanak oluşturulduğu ve anılan dosyanın derdest olduğu hususu da gözetildiğinde sanıkların suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik atılı suç ve alacakları cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek, sanıklar … ve …’in usulen sübut bulan görevi kötüye kullanmak suçundan eylemlerine uyan TCK 37/1 delaletiyle TCK 257/1 maddesi gereğince; sanık … hakkında ise otel sahibi olduğu belirtilen sanık …’un yüksek meblağlı kabul edilen satışa ilişkin kayıtdışı ödeme yapmasının veya belge alınmaksızın bedelinin ödenmesinin basiretli bir işadamından beklenmeyeceği gibi sanığın ödemeye ilişkin belge sunamadığı, gerçeğe aykırı olduğunu bildiği bir belgeye dayanarak avukatı aracılığıyla katılanlar aleyhine İstanbul Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/323 esasına kayden görülen ihtiyati tedbir talepli olarak İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/511 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davası kapsamında hisseleri oranında katılanlara ödenmesi gereken satış bedellerinin kendisine ödenmesi istemli dava açtığı, anılan davada dava bedelinin %20 ‘sini mahkeme kasasına yatırıldığı ve mahkemesince 21/07/2016 tarihli ara kararı ile tedbir kararı verildiği hususları bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eylemine uyan TCK 158/1-d maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/1005 karar sayılı kararı ile sanıkların beraatlerine ilişkin verilen karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kararının temyizi üzerine karar esasa girilmeden duruşma açılmadan sanıkların beraatlerine karar verildiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozma üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 gün ve 202271″403 sayılı kararı ile “Katılanlar şikayetlerinde, dava konusu taşınmazda anneden paylarını sattıklarını, birde … …’tan kalan dededen kalan haklarının olduğunu ortaklığın giderilmesine ilişkin açılan kamu davasından öğrendiklerini, sonradan kendilerinin bilgi ve rızaları dışında sanki bu hisselerini de sattıklarına dair sahte protokol tanzim edilerek, bu hisselerine isabet eden paranın kendilerine ödenmemesi için dava açılıp üzerine tedbir konulduğu beyan etmiş ve ortaklığın giderilmesine ilişkin açılan dava esnasında, katılanlar dışındaki bir kısım mirasçıların tapuya işlenen kök murislerine ait veraset belgesinin iptali ile ilgili açtıkları davalar sonucunda, kesinleşen 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/397 esas ve 2005/1252 karar sayılı ilamı ile önceki veraset belgesinin iptali ile yeni veraset belgesinin verilmesine ve ayrıca İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/140 esas ve 2010/4 karar sayılı ilamı ile ise veraset ilamında mirasçı gözüken … … ve … …’ın aynı kişi olduğuna ve tapudaki kaydın düzeltilmesi ile veraset belgesinin buna göre düzeltilmesine karar verilmesi nedeniyle katılanların dava konusu taşınmazda miras yolu ile kendilerine kalan hisselerinin, şirkete satış tarihi itibariyle mevcut veraset belgesinde gözüken hisse miktarından fazla olduğu görülmüş ise de; Sanık … savunmasında; “2000 yılı nisan ayından 2002 yılının temmuz ayı sonuna kadar Av. …’nun ofisinde sigortalı olarak çalıştıktan sona kendi ofisini açtığını, katılanların verdikleri vekaletnameler gereğince işlemler ve protokollerin yapıldığı, devirlerin bir kısmı tapuda yapıldığını, bu protokole göre alınan paralarda hissedarlara teslim edildiğini, sonra kök murise ilişkin olarak protokol ile uyuşmazlığın çözülemeyeceği anlaşıldığından, kalan kısımlara ilişkin olarak İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesine ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, bu dava dilekçesini kendisinin hazırladığını, amacın tapuda satışı sağlama olduğu için vekaletnamelerde satış suretiyle işlem yapılmasına ilişkin yetki de olduğunu, ancak tapu kaydını incelediğinde bir kısım kök murislerin hisseleri tapuda devir yapılamayacağı ve ortaklığın giderilmesi suretiyle satışın yapılabileceğinin ortaya çıktığını, bunun üzerine 25/05/2001 tarihli protokolü yaptıklarını, bu protokolü düzenlenmeden önce vekilliğini yaptığı tüm müvekkillerine bilgi vererek buna göre protokolü imzaladıklarını, protokole göre kısımlar devredildiğini, alınan paraların ödendiğini, devredilmeyen kısımlar için de ödendiğini, ancak paraların katılanlara teslim edildiğine ilişkin yazılı bir belge bulunup bulunmadığını hatırlamadığını, ortaklığın giderilmesi davasını açtıktan sonra ayrıldığını, … hisse aldıktan sonra ortaklığın giderilmesi davasını … … Otelcilik adına açtıklarını, dosyada davalı olarak gösterilenlerin vekilliğini yapmadıklarını, İstanbul Asliye Hukukta ki davanın açılması ile ilgilisinin bulunmadığını; Sanık … savunmasında; “müvekkilinin talebi üzerine İstanbul 17. Asliye Hukuk mahkemesinin 2016/323 esasına kayden dava açtıklarını, 25/05/2001 tarihli protokolü de düzenle(me)diğini (önceki ve yazılı savunmalarına göre duruşma zaptına sehven “düzenlediğini” şeklinde yazılmış) , incelediğini, herhangi bir eksiklik görmediğini, çıkan uyuşmazlıkla ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesine dava açması dışında hiçbir işlem yapmadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu ihtiyati tedbirin de 3 defa itiraz üzerine red edildiğini; Sanık …’un savunmasında: “yaklaşık 45 yıldan bu yana ticaretle uğraştığını, 2001 yılında ve halen … … Otelcilik Tur. Ve Tic. San. A.Ş’nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı ve düzenli olarak vergisini ödeyen bir vatandaş olduğunu, yanında onlarca çalışan olduğunu, bahsi geçen 2001 tarihli protokolün kesinlikle o tarihte düzenlenen bir protokol olduğunu ve bu protokol uyarınca ödemeler yapıldığını, avukatlar ile işbirliği yaparak katılanları dolandırmaya çalıştığı iddia ve isnadını kabul etmediğini; Ayrı ayrı beyan ederek, suçlamaları kabul etmemeleri; Tanık …”un; “alan ve satan tarafı satıcılardan Sıtkı’nın mirasçılarını sadece tanıdığını, … …’ın “notere gittik, 30.000 USD aldık” diye söylediğini ama kendi gözüyle görmediğini ve ayrıntıları bilmediğini; Tanık …’ın; “… …’ın eniştesi ile işyerine geldiklerini, Sultanahmette kendilerine kalan bir mülkü satmak istediklerini söyleyip yardım istediklerini, …’a rastladığında ona söylediğini, … ‘un önce hisseli yer almak istemiyorum dediğini sonra almak istediğini söylediğini, … kendisine sorunca avukatlık işinin … yapabilir diye söylediğini, tarafların görüşüp ve anlaştıklarını, iş bittikten sonra … ve …’in kendisini teşekkür etmek için aradıklarını, noterden çıktıklarını gözüyle görmediğini, … ve …’in paralarını aldıklarını, noterde imzaladıklarını söylediklerini: Tanık …’nun; “katılanların vekaletlerini 2001 yılında ofisteki işlerini devrettiği avukat …’nun aldığını, yaklaşık 2003-2005 yıllarında ayrıldıklarını, 2016 yılında …’nun ayrı bir ofisi olduğunu, damadı olan …’in daha önceden …’u tanımadığını, …’na protokol düzenlenmesi hususunda bir talimatının olmadığını, …’nun kendisinin bu işlemleri yürüttüğünü, vekalette her türlü yetki olduğundan vekaletteki para çekme yetkisine dayanılarak bu parayı çekmeye çalışıldığını, ancak azil geldiğinden çekilemeyince İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın açıldığını”; Ayrı ayrı beyan etmeleri; Katılanların, kendilerine miras yoluyla kalan bahsi geçen taşınmazdaki hisselerinin şirkete satışı ve devri konusunda Avukat olan sanık …’na verdikleri 14/05/2011, 22/05/2001 ve 24/05/2001 tarihli vekaletnameler de, her hangi bir muris isminden bahsedilmeyip, murislerinden kendilerine kalan hisselerinden bahsedilerek satış ve devri ile ilgili yetki verdiklerinin görülmesi; Sonradan sahte olarak düzenlendiği iddia edilen suça konu 25/05/2001 tarihli protokol ile ilgili Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, hangi tarihte düzenlendiği yönünde bir tespite gidilemeyeceğinin; Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsünde görevli uzman bilirkişi tarafından verilen mütalaada ise, incelemenin yapıldığı 20/11/2018 tarihinden geriye dönük 18 … daha eski zamanda tanzim edildiğinin bildirilmesi ve bunlara göre protokolün düzenlendiği belirtilen tarihten sonraki bir tarihte düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenememesi; Keza, dosyadaki belgelerden Avukat olan sanık …’nun, katılanlara ait vekaletnameleri ibraz ederek satış parasının kendisine ödenmesi için 06/06/2018 tarihli dilekçesi ile yaptığı başvuru üzerine, vekaletnamelerde ahz-u kabza yetkisinin olmaması nedeniyle ödemenin yapılamadığının ve katılanlar tarafından azilnamenin ise, bu tarihten sonra keşide edildiğinin anlaşılması; Hususları birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca sanık …’nun, katılanların verdikleri hisse satış ve devrine ilişkin vekaletname uyarınca hisselerin tapuda devrinden sonra, bu defa hisseleri satın alan şirketi temsilen, o tarihte şirket vekilliğini yapan tanık Avukat …’nun yanında çalışması nedeniyle ortak vekaletname ile davacı şirket vekili olarak diğer hissedarlar yanında katılanları da davalı olarak göstererek ortaklığın giderilmesi davası açması ve başlangıçtaki bir kısım duruşmalara iştirak etmesinin ise, ortaklığın giderilmesi davasının niteliği ile Avukatlık Kanunu hükümleri gözetildiğinde başlı başına Avukatlık görevini kötüye kullanma suçunu oluşturmayacağı gözetildiğinde; Suça konu 25/05/2001 tarihli protokolün sonradan sahte olarak tanzim edildiğine ve bu şekilde sanıklar … ile … … …’ın üzerlerine atılı özel belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçları ile sanık …’un üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair aşamalardaki savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların isnat edilen bu suçlardan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile mahkumiyet kararları kaldırılarak sanıkların beraatlerine karar verilmiştir.
Öncelikle 2001 tarihli Protokole ilişkin sahtelik iddiasının içeriğe ilişkin bir iddiadan ibaret olup fiziki sahteciliğin iddia edilmemesi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı ancak, katılanlara aynı taşınmaz nedeniyle birden fazla muristen farklı zamanlarda hisse intikali söz konusu olup 2001 tarihli vekaletnamede muris adı belirtilmese bile vekaletin kapsamının vekalet öncesi intikal eden hisseleri kapsaması gerektiği, sanık …’ nun ortaklığın giderilmesi davasında davalı ve davacı tarafların vekaletlerinin aynı anda vekillerinin olduğu, 280.000 USD gibi yüksek meblağlı ödemeye ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilememesi, yine 2001 tarihli Protokolün katılanların bilgisi ve talimatı ile yapıldığına ilişkin herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmaması, ortaklığın giderilmesi davası ile kök murislere ilişkin veraset belgesinin iptali davasının dava tarihlerinin Protokol tarihlerinden sonra olması, hisselerin tapuda intikal ve vekaletnameden azil tarihleri, bilirkişi raporuna göre çok eski tarihli olan Protokolün inceleme tarihinden 18 ay dan daha önceki bir tarihte düzenlendiğine ilişkin rapor , …’in başlangıçta duruşma beyanında protokolü düzenlediğine dair beyanı, vekaletten azil tarihinden sonra ortaklığın satış suretiyle giderilmesi kararı uyarınca katılanların paylarına düşen hisse bedellerinin … tarafından kendisine ödenmesini talep etmesi, sanık …’un 2001 tarihli Protokole istinaden ortaklığın giderilmesi davası kapsamında satış bedellerinin kendisine ödenmesi istemli dava açması ve tedbir istemi gözetildiğinde sanıklara atılı görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat hükümlerinin bozulması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun beraat hükümlerinin onanması yönündeki görüşüne katılmak mümkün bulunmamıştır.