Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/14774 E. 2013/15098 K. 05.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14774
KARAR NO : 2013/15098
KARAR TARİHİ : 05.09.2013

MAHKEMESİ : .FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.09.2011 tarih ve 2010/108-2011/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinden …Tekstil Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş’nin ilk kez 1970 yılında kurulan …Kollektif Şirketi … ve Ortaklarına ait olduğunu, …ibaresinin, davacı firma kurucularının soyadı olduğunu, …markasının gerçek hak sahipliğinin davacılara ait olduğunu, davacıların aile soyadını kullanarak markayı tanıttıklarını, davalı şirket yetkilisi …’ ın ise …Şirketi’nde çalışmaya başladığını ve çalışmasının teşviki amacıyla kendisine küçük bir hisse verildiğini, zamanla adı geçenin hissesini artırdığını, davacı şirket kurucuları … ve …’ün davalı şirket yetkilisi …‘ı da ortaklığa dahil ederek ona hisse vermek suretiyle …Kollektif şirketi … ve Ortakları Şirketi’ni kurduklarını, daha sonra bu şirketin, …Tekstil Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve …Mensucat Ticaret ve Pazarlama A.Ş olmak üzere ikiye ayrıldığını, … ve Emin Elibüyük‘ün birer yıl ara ile …Mensucat Şirketi’nden ayrıldıklarını ve soyadlarının ünvandan çıkarılması konusunda davalı ile şifahen anlaştıklarını aradan uzun zaman geçmesine rağmen davalı Şirket’in …adını kullanmaya devam etmesi üzerine şirketin uyarıldığını ve ünvan değişikliği yapılmadığı takdirde yasal yollara başvurulacağının davalı şirket yetkilisine bildirildiğini, davalı şirket yetkilisinin ise banka borçları ve kredi kayıtları nedeniyle süre talep ettiğini, müvekkillerinin iyi niyetle kendisine süre verdiklerini ancak davalının ünvanından …ibaresinin kaldırılması beklenirken davalı şirketin bu ibareyi marka olarak tescil ettirme yoluna gittiğini, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, bu markanın 40 yıldır müvekkili tarafından kullanıldığını, soyadları üzerinde müvekkilin mutlak hak sahibi olduğunu, pek çok alternatif kelime varken davalıların …ibaresini tescil ettirmelerinin iyi niyetli olmadığını, ayrıca davalı şirketin bu markayı tescilli olduğu 24. sınıfta kullanmayıp 25, 26 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde kullanarak marka ihlali yoluna gittiklerini ileri sürerek davalı adına tescilli 2006/04511 nolu ELİBÜYÜKLER + ŞEKİL markasının iptalini ve sicilden terkinini, davalının ticaret ünvanında yer alan …isim ve markasının ticaret ünvanından kaldırılmak suretiyle terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin …markası ve ünvanı üzerinde davacı taraflar gibi hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 30 seneden beri bu ismi davacı taraf ile birlikte kullandığını, her iki tarafın eskiden beri ortak olduğunu, müvekkilinin 1971 yılından 1980 yılına kadar …Şirketi’nde sigortalı olarak …‘ün yanında çalıştığını, 1980 yılında ortak olduğunu, 1984 yılında ise davalı şirket yetkilisi … ile …Ailesi üyelerinin ortak olarak kollektif şirket kurduklarını, 1991 yılında yine …‘ın da ortak olduğu 2 adet anonim şirket kurulduğunu, bunların Osmanbey semtindeki …Tekstil Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile Sultanhamam semtindeki …Mensucat Ticaret ve Pazarlama A.Ş. olduğunu, bu firmaların 2003 yılına kadar ortak olarak çalıştıklarını, 2003 yılında davacı şirket ortaklarından Emin Elibüyük ile davalı şirket ortaklarından …‘ın karşılıklı olarak hisselerini birbirlerine devrettiklerini, şirketleri ayırdıklarını, böylece Osmanbey semtindeki …TEKSTİL Şirketi’nin …ailesine, Sultanhamam semtindeki …MENSUCAT Şirketi’nin ise … ve ortaklarına kaldığını, böylece tarafların 2003 senesinden bu yana ticaret faaliyetlerini yürüttüklerini, …markasını ilk kez 1982 yılında davalı şirket ortağı …’ın da ortak olduğu kollektif şirket tarafından tescil edildiğini ancak bu markanın müddet olduğunu, müvekkilinin hak sahipliğinin bu tarihlere kadar uzadığını, bu güne kadar ortakların hep birlikte hareket ettiklerini ve markaları birlikte kullandıklarını, davacılar soyadlarının …olmasının marka üzerinde kendilerine tekel hakkı sağlamayacağını, Ticaret Sicili’ne kayıtlı 70 civarında …ünvanlı firma bulunduğunu, davacı tarafın sessiz kalma yolu ile dava açma hakkını kaybettiğini, 2003 yılında kendi rızaları ile …MENSUCAT Şirketi’nin …’a bırakıldığını, o tarihte bundan rahatsızlık duymayan davacı tarafın şimdi rahatsızlık duymasının nedeninin araştırılması gerektiğini, davacıların şimdi dava açmalarının MK 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, …ibaresinin müvekkili tarafından kullanılmaması için müvekkilinin uyarıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacı taraf ile yapılan görüşmelerin hiç birisinde müvekkilinin …ismini kullanmaktan vazgeçeceğini belirtmediğini, …markası üzerinde her iki tarafın da hak sahipliğinin bulunduğunu, bu markanın her iki tarafça 30 senedir, nizasız ve fasılasız kullanıldığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu bir markayı kullanmasının ne marka hakkına tecavüz ne de haksız rekabet oluşturmayacağının, kaldı ki faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin …markasını sadece 24. emtia sınıfında kullandığını ve kumaş ticareti yaptığını, oysa davacıların tekstil ve konfeksiyon alanlarında çalıştıklarını müşteri portföylerinin farklı olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan delillere, benimsenen bilirkişi görüşlerine ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında bulunan ve “ELİBÜYÜKLER” ibaresinin davalı tarafından kullanılmasına konu uyuşmazlığın Aralık 2004 tarihinden itibaren ortaya çıktığı, öte yandan … ve …’ün davalı Şirket’teki hisselerini devrederek bu şirketten ayrılmaları sırasında davalı Şirket’in …adını kullanmasına da açıkça karşı çıkmamış ve bu konuda yazılı bir anlaşma yapmamış oldukları, bu durumda davalı Şirket tarafından …ibaresinin kullanılmasına, davacıların bu devirler sırasında dahi rıza gösterdiklerinin kabulü gerekeceği, buna karşılık marka kullanımı için aynı şeyin söylenmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar …ünvanının, davalı Şirket tarafından ticaret ünvanında kullanılması durumunda davalı ve davacı şirketler arasında bir organik ilişki ve işletmesel bağlantı olduğu 3. kişilerce düşünülebilecek ise de, piyasada uzun bir süreden beri her iki şirketin bu ünvanları kullanarak ticari faaliyette bulunmaları
nedeniyle her iki işletmenin …ibaresini kullanmalarına rağmen piyasada birbirlerinden ayırt edilebildikleri ve geçen süreye rağmen her hangi bir terkin davası açılmamasının da bu sonucu ortaya çıkardığ, her ne kadar davalının …ibaresinin kullanmasına davacılar sessiz kalmış ve son devir tarihinden itibaren yaklaşık 5,5 yıl geçtikten sonra dava açmak suretiyle ünvan terkini bakımından sessiz kalma yolu ile dava açma haklarını kaybetmiş iseler de dava konusu markanın tescil tarihi itibariyle hükümsüzlük talebinde bulunulması için gerekli 5 yıllık sürenin geçmemiş olduğu, bu nedenle …markasının gerçek hak sahipliğinin davacılara ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne, buna karşılık gerek hisse devirleri sırasında sessiz kalınması ve rıza gösterilmesi gerekse hisse devirlerinden sonra geçen 5,5 yıllık süre içerisinde ünvan terkini için her hangi bir hukuki talepte bulunulmaması, davacıların davalıyı …ünvanını kullanmaması yönünde uyardıklarını ve bunun davalı tarafından kabul edildiğini ispat edilememesi ve yeminsiz dinlenen tanık anlatımlarının da davalı tarafın …ibaresini kullanmamayı taahhüt ettiğini yeterli ve kanaat verici görülmeyişi gerekçesiyle ünvan terkini ile ilgili talebin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri; kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı Şirket’in 1991 yılında bir kısım davacıların da iştiraki ile kurulmasından dava tarihine kadar geçen süreye göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 05.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.