Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/6692 E. 2013/10066 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6692
KARAR NO : 2013/10066
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2010 tarih ve 2008/258-2010/1071 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.05.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan …’un 10.10.1997 tarihinde tescil edilerek kurulan Adak İnşaat Turizm Ltd. Şti.’nin ortakları olduğunu, şirketin %60 payının davalı …’e, %40 payının ise müvekkiline ait olup, davalı …’in kuruluştan itibaren şirket müdürü ve yetkilisi olarak tayin edildiğini, davalı …’in rekabet yasağına rağmen %50 oranında ortağı ve yetkilisi olduğu Akkent Yapı İnşaat Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı yeni bir şirket kurduğunu, Adak Ltd. Şti.’nin yapımını üstlendiği daire ve dükkanların büyük kısmının davalı … tarafından satılmış olmasına karşın satış bedellerinin hiçbirinin defterlere kaydının yapılmadığını, müvekkili tarafından şirketin fesih ve tasfiyesi için açılan davada, davalı …’in şirket müdürü olarak çalıştığı dönemde şirketi iyi yönetmediği, defter ve belgeleri usulüne uygun tanzim etmediği hususlarının tespit edildiğini, davalı …’in davalı …’in babası olup, daire satışlarından elde edilen miktarların Adak İnşaat Ltd. Şti. hesabına girmesi gerekirken davalıların özel hesaplarına intikal etmesinin müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.000,00 TL’nin 19.03.2001 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden …’un Adak Ltd. Şti. ile bir ilgisinin olmadığını, bu nedenle Nezir hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, taraflar arasındaki ortaklıktan dolayı Kayseri Asliye Ticaret Mahkeme’nin 2001/112 Esas sayılı davası ile kesin hüküm oluştuğunu, aynı sebeplerden dolayı şirketin tasfiyesine ve davacının alacağına karar verildiğini, buna rağmen yeni bir dava ile talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, davacının istemlerinin zamanaşımına uğradığını ve yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararın 9.017,04 TL olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile manevi tazminat isteminin ise paranın alım gücü, tarafların ekonomik durumu nazara alınarak kabulü gerektiği sonucuna varılarak, 9.017,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın 19.03.2001 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı ile davalı …’in ortağı olduğu limited şirketin davalı … tarafından kötü yönetildiği, defter ve belgelerin usulüne uygun tutulmadığı, davalı …’in rekabet yasağına aykırı davrandığı, davalıların şirket hesabına girmesi gereken paraları kendi özel hesaplarına geçirdikleri iddialarına dayalı olarak meydana gelen zarar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, davacı hüküm altına alınmasını istediği tazminatların kendisine ödenmesini istemiştir.
Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.Yöneticiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun veya ortaklar kurulunun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir.Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar.Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.Bu nedenle ortak, mülga TTK’nın 309 ve 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.Somut olayda davacının ileri sürdüğü hususlar nedeniyle oluşan zarar doğrudan kendi üzerinde doğan bir zarar olmayıp, şirkete yönelik meydana gelen zarara ilişkindir.Bu itibarla davacının dava dışı şirketin yöneticisi olan davalı …’e karşı açtığı davada ileri sürdüğü hususlara dayalı olarak şirketin uğradığı zararla ilgili olarak maddi tazminat isteminde bulunması mümkün ise de hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesini istemesi gerekli olup, açtığı davada kendisine verilmesini istemiş olması nedeniyle olay ve dava tarihlerinde yürürlükte bulunan ve yukarıda açıklanan yasal hükümler karşısında dinlenebilirliği olmayan maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmayıp, davalı … yönünden verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Davacının aynı iddialara dayalı olarak davalı … aleyhine açtığı davanın da dava dışı şirket tarafından açılması gerekli olup, davalı … aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkin davanın da bu nedenle reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı … aleyhine verilen maddi tazminata ilişkin kararın da bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı her iki davalıdan manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de manevi tazminat isteminin dayanağı davacıya açıklattırılmadığı gibi mahkemece davacının manevi zararının ne şekilde gerçekleştiği ile gerekçesi ve dayanakları gösterilmeden manevi tazminata hükmedilmesi de doğru olmayıp, manevi tazminata ilişkin olarak verilen kararın da bozulması gerekmiştir.
4- Kabul şekline göre de, davalıların eylemleri nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zarara dayalı olarak açılan işbu davada maddi tazminat olarak hüküm altına alınan 9.017,00 TL’nin bilirkişiler tarafından hesaplanan davacının payına isabet eden kar tutarı olduğu anlaşılmıştır.Davada kar payına ilişkin bir istem olmadığı gibi kar payı istemine ilişkin davanın şirkete karşı açılması ve davadan önce kar payı dağıtımına ilişkin olarak alınmış, uygulanabilir bir kararın bulunması gerekmektedir.Somut olayda kar payına ilişkin bir iddia ve istem bulunmadığı halde mahkemece iddia ve istem dışına çıkılarak yazılı şekilde kar payının maddi zarar olarak hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın kabul şekli açısından da bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.