Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/10839 E. 2013/10324 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10839
KARAR NO : 2013/10324
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.03.2012 tarih ve 2010/721-2012/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalının 2008 yılında, davalıya bir adet tekne yapmak üzere sözleşme imzaladıklarını, teknenin yapımı sürerken davalı ve davacının yarı yarıya ortak oldukları davalı şirketi kurduklarını, davalı şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi ile şirketin çift imza ile temsil edildiğini, davacının işletmeci ve imalatçı olarak emek ve birikimini ayrıca bir miktar para yanında eski şahsi işletmesini koyduğunu, davalının ise sermaye yanında şirketi finanse etmeyi, tekne satışlarında finanse ettiği miktarları almayı kabul ettiğini, şirket kuruluşunda davacının şahsi işletmesinde yapımı süren 2 adet tekne gövdesinin yeni kurulan şirkete fatura edildiğini, halen şirkette % 40 tamamlanmış 3. bir teknenin kızakta olduğunu, ilk iki teknenin yapımının tamamlanıp, teknelerin tarafların eşit paya sahip olarak Amerika’da kurdukları yabancı uyruklu şirkete ihracının yapılarak fatura edildiğini, ortakların aynı kişiler ve aynı oranlı paydaş olması nedeniyle tekne bedellerinin ödenmediğini, davalının şirket aleyhine icra takibi başlattığını, çift imza ile yetkili iki ortaktan biri olması nedeniyle ilamsız takiplere itiraz edilemediğini, teknelerin yapımlarının 3-4 ay önce tamamlanmasına rağmen satışlarının yapılamamış olması nedeniyle davalının sözleşme ilişkisine uymadığını, haksız olarak şirketi ve davacıyı zor duruma düşürmek için işlemler başlattığını, sözleşmenin teminatı olan teminat senedini icraya koymak suretiyle davacı hakkında takip yaptığını, davacının muhasebe kayıtlarından haberdar olmadığını ileri sürerek, davalının temsil yetkisinin kaldırılmasına ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı ortağın şahsi alacaklarının ve üçüncü bir tüzel kişi şirketin alacaklarının tahsili yönünde yapılan icra takiplerinde usule ve yasaya aykırı bir durum olmadığını, şirket adına yapılması gereken tüm işlemlerin bizzat davacının müşterek imzaları ile yapıldığını, davacının şirket faaliyetlerinden haberdar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının müdürlük görevinden azlini gerektirir idarede basiretsizlik hususunda somut veriler elde edilemediği gibi davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilerek tasfiye memuru atandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.