Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/11053 E. 2013/9837 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11053
KARAR NO : 2013/9837
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 17. Sulh Hukuk (… 4. Sulh Hukuk Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2011/160-2012/400 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında danışmanlık hizmeti sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin hizmet bedelini ödemesine rağmen davalının gerekli danışmanlık hizmetini sunmadığını, bundan dolayı sözleşmeyi feshettiğini, ödenen bedelin talep edildiğini ancak reddedildiğini ileri sürerek, 6.678,80 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkete hizmet alma talebine yönelik olarak başvuruda bulunduğuna ve bunun yerine getirilmediğine dair delilinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, sözleşmenin haklı bir şekilde feshedildiğine dair herhangi bir evrakın davalı tarafından sunulmadığı, davacının davalının devlet desteğinden faydalanması için gerekli olan belgelerin her defasında eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediği gerekçesiyle, 6.678,80 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, danışmanlık hizmet sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. HMK’nun 297. Maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin son
fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır. Mahkeme gerekçe kısmında davacının gerekli olan belgeleri eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediğini belirtmesine rağmen, davanın kabulüne karar verilerek gerekçeyle çelişkili hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.