Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/13542 E. 2014/3533 K. 25.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13542
KARAR NO : 2014/3533
KARAR TARİHİ : 25.02.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/05/2012 tarih ve 2011/310-2012/125 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan asil … ve vekili Av. … ile davacılar vekili Av. … … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, tarafların dava dışı … … … İnşaat Ltd. Şti’ni birlikte kurduklarını, …’ın % 24, …’in % 38, … … % 19, …’ nun % 19 hisseye sahip olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 23.08.2006 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığını, şirketin 03.04.2006 tarihli kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile arsa sahipleri … ve … … ile anlaşmaya vardıklarını, şirketin yönetimini fiilen …’ın yürüttüğünü, kurulduğu günden bu yana gelinen noktanın müvekkilleri için kabul edilebilir olmadığını, şirket merkezinin kapalı olduğunu, davalılardan …’in, müvekkillerinin haberi olmadan şirketteki hissesini diğer ortak …’a devretmek sureti ile şirket ortaklığından ayrıldığını tespit ettiklerini, bu devrin müvekkillerinin rızası olmaksızın TTK’nın 520 maddesi aykırı olarak nasıl gerçekleştirildiğinin anlaşılamadığını, devrin yapıldığı hususunun tespit edildiğini, Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilerek sicil memurluğuna bildirildiğini öğrendiklerini, hisse devir sözleşmesinin ne şirket yönünden ne taraflar yönünden ne de müvekkilleri ve 3. şahıslar yönünden bağlayıcılığı olmadığını, noterde düzenlenmediğini, 3/4 hissenin muvafakati aranmadan pay defterine işlendiğini, TTK’nın 520. maddesinde aranan yasal şartları taşımadığını, şirketin denetimsiz bırakıldığını, satılan dairelerin bedellerinin şirkete gelir kaydedilmediğini ileri sürerek, hisse devrine esas alınan 31.03.2009 tarihli sözleşmeye istinaden … adına kayıtlı % 38 hissenin …’a devrinin iptaline, iptal kararının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacıların bu davada hukuki menfaatlerinin olmadığını, dava konusu ile ilgili kesin hüküm bulunduğunu, davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davacıların işbu davayı açmakta hukuki menfaatlerinin olmadığını, hisse devrinin mahkeme kararı ile kesinleştiğini, kasıtlı olarak müvekkilinin şirketteki alacaklarına almasına engel olmak amacı ile bu davanın açıldığını, bunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, limited şirketlerde pay devrinin TTK’nın 520. maddesinde düzenlendiği, davalıların kesin hükmün varlığına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, davalılar arasında adi yazılı 31/03/2009 tarihli sözleşme ile …’in şirketteki paylarını …’a devrettiği, bu sözleşmedeki imzaların noterlikçe onanmadığı, pay devrinin pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması gerekirken bu muvafakatin olmadığı ve devrin şirkete bildirilerek pay defterine işletilmediği, imzaları noterde tasdik ettirilmemiş adi yazılı devir sözleşmesi dayanak yapılarak … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/818 Esas sayılı dosyası üzerinden devrin gerçekleştiği, davalıların davranışlarının pay devrini şekli koşullara bağlayan ve emredici nitelik taşıyan TTK’nın 520. maddesine tamamen aykırı olduğu, davacıların şirket ortağı olarak dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.