YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14970
KARAR NO : 2013/15088
KARAR TARİHİ : 05.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.12.2011 tarih ve 2010/431-2011/674 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ve davalının Ömürcan Gıda Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’nin ortaklarından olduğunu, ayrıca davalının bu şirketin sorumlu müdürü olduğunu, şirketin İş Bankası’ndan kredi aldığını ve bu krediye şirket ortakları olan müvekkilleri ile …, …’nun şahsi olarak kefil olduklarını, çekilen bu kredinin geri ödenmesinin şirket tarafından yapılmadığını, bu nedenle şirkete ve şirket kefillerine İş Bankası … Şubesi’nce … 1. Noterliği’nin 05/01/2010 tarih ve 0118 yevmiye numara ile ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin borcun 28.206,00 TL’sini ödemeye mecbur kaldığını, davalının müteselsil sorumluluğundan ve şahsi kefilliğinden dolayı payı oranında sorumlu olduğu, tahsil için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı davayı kabul etmediğini, görev süresince İş Bankası’ndan şirket için kredi çekildiğini ve kefil olduğunu, borcun kişisel borcu olmadığını, varsa alacağın şirketten tahsilinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ve davalının Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti’nin hissedarları oldukları, davacı borçlunun şirket kefili olarak tüm borcu icra tehditi ihtimalinin önüne geçmek maksadıyla ödediği, davacının ödemiş olduğu borcun davalının değil Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti’nin borcu olup limited şirketlerde hissedarların şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı, Ömürcan Gıda Dağ. San. Tic. Ltd. Şti’nin tüzel kişiliğinin takip ve eldeki dava tarihi itibariyle halen devam ettiği, davacının şirket adına yaptığı ödemeleri yine şirketten talep edebileceği, yaptığı ödeme sebebiyle davalıya hissedar veya kefil oluşu sebebiyle rücü edemeyeceği, bu haliyle davalının takibe karşı ileri sürdüğü itirazında haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı dava dilekçesinde tarafların ortak olduğu Ömürcan Gıda Dağıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti’nin borcuna hem kendisinin hem davalının kefil olduğunu, kendisinin müteselsil borçluluk dolayısıyla payına düşenden fazlasını ödediği bedel için icra takibine başladığını belirterek itiraz üzerine iş bu davayı açmıştır.
Mahkemece, şirket ortağı olan davacının şirketin kredi borcu nedeniyle yaptığı ödemeyi diğer ortaklardan isteyemeyeceği ayrıca davalının kefil olması sebebiyle dahi rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu 146. maddeye göre müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yaptığı ödemeler nedeniyle hissesinden fazla ödemede bulunan borçlunun diğerine rücu hakkı olduğu gibi, aynı yasanın 488. maddesine göre müteselsil kefillerden her biri borcun tamamından mesul olup ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına haizdir. Bu itibarla mahkeme kararındaki, davalının kefil olması sebebiyle payından fazla ödeme yapan davacının davalıya rücu edemeyeceği gerekçesi yerinde değildir. Bu durumda tarafların imzaladıkları kefalet sözleşmesi getirtilip, sorumlulukları araştırılarak, davacının payından fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise rücu hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.