Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/15760 E. 2013/15124 K. 06.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15760
KARAR NO : 2013/15124
KARAR TARİHİ : 06.09.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.07.2012 tarih ve 2011/101-2012/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin yurtdışına çalışmak için gurbetçi olarak gittiğini ve zor koşullarda biriktirdiği kazancın hem ülkesinde değerlendirmesi hemde istediği zaman geri alabileceği karlı bir yatırıma dönüştürmek için davalıların parasını her istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunması sebebiyle iki makbuz karşılığında 163.078-DM yatırdığını, 2006 yılında ihtiyacı nedeniyle ödediği parasını şifahi olarak talep eden müvekkilinin her defasında sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verilmesine rağmen paranın geri ödenmediğini, davalıların Sermaye Piyasası Kurulu’na herhangi bir başvuru yapmadan halka arz izni almadan, Bankalar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, Borçlar Kanunu ve ilgili diğer kanunların açık hükümlerine aykırı olarak para tahsil ettiklerini ve faaliyetlerini de geçerli bir hisse senedi satımı yapılmış gibi göstermeye çalıştıklarını, davalılar tarafından yürütülen söz konusu para toplama faaliyetinin özellikle planlı ve bilinçli olarak yürütülmesi nedeniyle eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, nitekim davalılar hakkında açılan ve zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/101 Esas sayılı dosyasında davalının eyleminin zincirleme olarak nitelikli dolandırıcılık suçu olarak hüküm altına alındığını, müvekkilinin davalılara verdiği para karşılığında kendisine sadece makbuz verildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin hukuki olarak unsurları itibariyle ortaklık değil bir borç yada kredi anlaşması niteliğinde olduğunu, sözleşmenin esaslı unsuru olan paraların istendiğinde iadesi şartının olmadığının müvekkili tarafından bilinseydi sözleşmenin imzalanmayacak olması sebebiyle sözleşmenin geçerli olmadığını her ne kadar müvekkilinden alınan paraların Jetpa AG adına alınmış olsa da şirketin müvekkiline gönderdiği yazıların içeriği, şirketlerin ortakları ve yönetim kurulunun aynı olması, toplanan paraların Türkiye’ye aktarılmış olması ve Jetpa Holding yararına kullanılmış olması dolayısıyla …. ve diğer davalı …’ün müvekkiline karşı birlikte sorumlu olduklarını, öte yandan …’ün TTK 336 maddesi gereğince de sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davalılara verilen 163.078 DM karşılığı 180.240,00 TL’nin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL’lik kısmının ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, bu doğrultuda müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitini, TTK, SPK, Bankalar Kanunu ve diğer mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı vekiline müteaddit celselerde ortaklık sözleşmesini ibraz etmek üzere süre verildiği, ancak dosyaya salt ödeme belgelerinin sunulduğu, ortaklık sözleşmesi ibraz edilmediği, dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı ve davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerine rağmen davacının dava dışı Jetpa AG ve GmbH’ye ortak yapıldığı ve ödenen paraların davalı şirkete aktarıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz edilmiştir.
Dava alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafın dava dışı yabancı şirkete ortaklığına ilişkin ortaklık sözleşmesi örneğini verilen kesin süreye rağmen sunmaması sebebiyle, ispat edilemeyen davanın reddine akrar verilmiştir. Ancak, davacının dava dışı yabancı şirkete ortak olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, taraflarlar arasında çekişmezlik konusu olmayan ortaklık durumu hususunda belge ibraz edilemediğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır. Mahkemece ceza dosyası getirtilmek suretiyle, dosyada mevcut dava dışı yabancı şirkete ve davalı limited şirketine yapılan ödemelere ilişkin belgeler değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçeyle ve eksik incelemeye dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.