YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15811
KARAR NO : 2013/15122
KARAR TARİHİ : 06.09.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.05.2012 tarih ve 2010/1493-2012/632 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından Trans Okyanus Denizcilik Uluslararası Taş. Ve Dış. Tic. Ltd. Şti.’ne 3647125 sayılı sigorta poliçesi gereğince; 08/06/2010 tarihinde yağan yağmurlarının şebeke atık su sisteminin yetersiz olması, tahliyeyi sağlayamaması ve atık su sisteminin tıkanması nedeniyle, hasara uğradığından 3.054 TL’lik hasar meydana geldiğini, 12/08/2010 tarihinde hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 3.054 TL hasar bedelinin 12/08/2010 ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının tazminat talebinin hizmet kusuruna dayandığı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 2 ve 13. Maddeleri gereğince davanın idari yargıda açılması gerektiğini, görev itirazında bulunduklarını, belirtilen tarihte idareye herhangi bir arıza şikayetinin bulunmadığını, iş emri düzenlenmediğini, hasarın düşen şiddetli yağışlardan sonra bakım ve sorumluluğu belediyelerin yetki ve sorumluluğunda olan yağmur suyu kanallarının taşması sebebiyle oluştuğunu, idarenin yağmur suyu kanallarıyla ilgili mutlak şarta bağlı görev ve sorumluluğunun olduğunu, görev ve sorumluluğun ortada kalmaması için davalı idare ile Büyükşehir Belediyesi arasında işbirliği protokolü imzalandığını, protokolün 11. Ve 12. Maddelerinde yağmur suyu kanallarının nasıl yapılacağının izah edildiğini, kanalların tüm masraflarının belediyece karşılanarak İSKİ tarafından yapıldığını, ızgaraların temizlenmesi ve devamlı temiz tutulmasından belediyenin sorumlu olduğunu, 5272 sayılı Belediye Kanunu 15/e bendinde yağmur suyunu uzaklaştırmanın belediyenin görevi olduğunun, belirtildiğini, husumet yöneltilmesinin haksız olduğunu, Anayasa’nın 125. Maddesine ve BK 41. Maddeye göre ve davalı idareye atfedilecek kusur bulunmadığından hasar bedelinin davalıdan talep edilemeyeceğini, olay tarihinden itibaren faiz talep edilmesi ve faizin türünün fahiş olduğununu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı İSKİ’nin kanalizasyon bacasının fiilen dava dışı sigorta şirketine ait bahçe içerisinde bulunduğu, kanalizasyon sularının geri teptiği sırada bacanın taştığı, firma çalışanları tarafından keşif sırasında İSKİ’ye ait bacaya daha sonra ilave yapılarak bahçe duvarı seviyesine yükseltildiğinin beyan edildiği, dava dışı sigortalının da projede bulunmayan tadilatlar yaptığı, bodrum katta bulunan mutfak ve tuvaletten taşan kanalizasyon sularının geri teptiği, sigortalının %40 ve İSKİ’nin %60 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle 1.832,40 TL tazminatın 12/08/2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olması ve taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması sebebiyle reeskont faizine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
(1) HUMK’un 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 24.05.2012 tarihi itibariyle 1.690,00 TL’dir.
Somut olayda davacı 3.054,00 TL’nin davalıdan faiziyle tahsilini talep etmiş, mahkemece 24.05.2012 tarihinde davanın kısmen kabulü ile 1.832,40 Tl’nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, reddedilen miktar olan 1.221,60 TL’nin hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp, davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK’nın 432/4. maddesi hükmü uyarınca REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 87,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.