Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/16107 E. 2014/6556 K. 03.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16107
KARAR NO : 2014/6556
KARAR TARİHİ : 03.04.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/07/2012 tarih ve 2012/17-2012/386 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01.04.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin %16 oranında hissesine sahip bulunan davalının şirketi yönettiği dönemde borca batık hale geldiğini, yönetimden ayrılmasından sonra sürekli olarak şirket aleyhine haksız davalar açtığını, idari makamlara asılsız ihbarlarda bulunduğunu, bu nedenle şirketin zarara uğradığını, davalı ortağın tutumu sebebiyle ortaklar arasındaki güven ortamının kaybolduğunu ileri sürerek, TTK.’nın 551/3. maddesi uyarınca haklı sebebe dayanılarak davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yasada aranan muvafakat koşulunun gerçekleşmediğini, müvekkilinin şirkete karşı açtığı davalarda ve yaptığı ihbarlarda hakkını aradığını ve şirket işlerinin yasa ve sözleşmelere uygun yapılmasını isteğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, TTK.’nın 551/3. maddesi uyarınca şirketin haklı sebebe dayalı olarak bir ortağın ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilmesi için sermayenin yarısından fazlasına sahip ortakların mutlak çoğunluğu tarafından karar alınması gerektiği, bu kararın açılacak çıkarma davasının dinlenmesinin ön şartı olduğu, çoğunluk sağlanamazsa azlıkta kalan ortakların haklı sebebe dayanarak ortaklıktan çıkmayı veya ortaklığın feshini isteyebilecekleri, TTK.’nın 537/1. maddesine göre, şirket mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça her ortağın rey hakkının koyduğu sermaye miktarına göre hesaplanacağı, somut olayda 10/01/2012 tarihli ortaklar kurulu kararıyla davacının davalı hakkında ortaklıktan çıkarma davası açılmasına muvafakat verdiği, diğer ortakların toplantıya katılmadığı, davacının şirketin %51 oranında hissesine sahip olduğu, ancak ana sözleşmenin 17. maddesi uyarınca, bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3’ünden fazlasına sahip olamayacağı, bu düzenlemenin TTK.’nın 537/1. maddesinde belirtilen “aksine hüküm olmadıkça” koşulunun bir örneği olduğu, bu durumda %51 oranında …/…
payı olan davacının sahip olduğu oy sayısının %33 oranı ile sınırlandırıldığı, davacı vekilinin 13/06/2012 tarihli oturumda dava dışı diğer ortaktan davaya muvafakat temin etmelerinin mümkün olmadığını bildirdiği, 27/06/1995 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 559 sayılı KHK. ile TTK.’da değişiklikler yapıldığı, bu değişikliklerden birisinin de TTK.’nın 513 ve 537. maddesinde gerçekleştiği, değişiklik ile TTK.’nın 537. maddesinde yer alan “Ancak bir ortak bütün ortakların haiz olduğu rey sayısının üçte birinden fazlasına sahip olamaz” düzenlemesinin kaldırıldığı, ancak yapılan bu değişiklikle ana sözleşmenin kendiliğinden değişeceğinin düşünülemeyeceği, bu konuda ortaklar kurulunun bir karar alarak ana sözleşme değişikliği yapmasının gerektiği, yasa değişikliğine rağmen ana sözleşmede bir değişiklik yapılmamış ise eski düzenlemenin yürürlükte kalmasının istendiğinin kabulünün gerektiği, davacı şirketin ana sözleşmesinde de bu yönde bir değişikliğin yapılmadığı, bu durumda TTK.’nın 551/3. maddesinin aradığı çoğunluk tarafından muvafakat edilmesi şartının gerçekleşmediği, ön koşul oluşmadığından haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 03.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.