YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16365
KARAR NO : 2013/15127
KARAR TARİHİ : 06.09.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/05/2012 tarih ve 2010/580-2012/345 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, 01/04/2009 günü yapılan Olağan Genel Kurul’da davacının yönetim kuruluna seçildiğini, hiçbir gerekçe olmamasına karşın 30/09/2010 günü Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapıldığını, davacının yeni yönetime seçilmediğini, yeni yönetimin kötüniyetli olarak ana sözleşmeyi değiştirmek için 25 /11/2010 günü genel kurul toplantısı yaptığını, bu toplantının iptali için Bakırköy Asliye 5 Ticaret Mahkemesi’nde dava açıldığını ileri sürerek, 30/09/2010 tarihli Olağanüstü Genel Kurul’un çağrı usulüne ve başka prosedürlere uyulmadığından yok hükmünde olduğunun tespitini, bu talepleri kabul edilmez ise icrasının tehirini ve iptalini talep ve dava etmiş; birleşen davada ise, şirket yönetim kurulu görevde iken denetçinin olağanüstü genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin bulunmadığını ileri sürerek, yapılan çağrının kesin hükümsüzlüğünün ve çağrı prosedürünün kanuna aykırılığının tespiti ile genel kurul toplantısının tedbiren durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davada, davacının yönetimde olduğu sırada şirketi temsil ve ilzam yetkisini gerekçesiz ve kötüniyetli olarak kullandığını, genel kurul toplama girişimlerine engel olduğunu, birleşen davada ise olağanüstü genel kurul toplantısının 30.09.2010 günü davacının katılımı ile gerçekleştiğini, itiraz ve muhalefet şerhlerinin tutanağa yazıldığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iptali istenilen 30.09.2010 tarihli toplantıda sadece yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiği, TTK’nın 316. maddesi gereğince idare meclisi azalarının esas mukavale ile tayin edilmiş olsalar dahi umumi heyet kararı ile azlolunabileceklerinin belirtildiği, her ne kadar gündemi oluşturan maddeler arasında azil yok ise de, yönetim kurulu üyelerinin seçileceğinden söz edildiği, dolayısıyla azil yetkisi de bulunan genel kurulda oluşturulan yeni yönetim kurulu seçiminin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl davanın; 30.09.2010 günü yapılacak olan genel kurul toplantısının tedbiren durdurulması yönündeki talebin reddine karar verilmesi üzerine genel kurul toplantısının yapıldığı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 27,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.