Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/16562 E. 2013/10111 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16562
KARAR NO : 2013/10111
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.10.2011 tarih ve 2006/188-2011/593 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin Kartal acentesi olduğunu, aralarında acentelik sözleşmesinin bulunduğunu, davalının müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığı halde sözleşmeyi feshettiğini, bu haksız fesih nedeniyle müvekkilinin alacaklarının doğduğunu ileri sürerek, şimdilik 23.098,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini ve 100.000,00 USD’lik bononun iadesini talep etmiş, ıslahla talebinin 36.424,00 TL yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen ikinci bilirkişi raporuna göre, davalı bakımından TTK’nın 187. maddesi hükmü gereğince muhik sebepler nedeni ile fesih ve tasfiyeye girilmiş olduğu ve bu nedenle de sözleşmenin feshedilmiş olduğu, aynı zamanda şirketin fesih ve tasfiyeye girmesi yüzünden şirketin faaliyetine son verildiği, keza bu sektörde hiçbir zaman acente ve şube müstakil olarak hareket etmek gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, davacının tamamen genel merkezin direktif ve görüşleri doğrultusunda hareket etmek zorunda olduğu, yani şubenin resen hareket etmesinin söz konusu olmayacağı gibi, zarar ve ziyandan veya kâr kaybından bahsetmek yerinde olmayacağından davacı şirketin açmış olduğu zarar ve ziyana ilişkin taleplerinin sözleşme ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak reddine; davaya konu davacının iadesini istemiş olduğu davalı uhdesinde iken dava devam ederken davacıya iade edilen 100.000,00 TL bedelli bononun davacıya iade edilmiş olması sebebi ile konusu kalmadığından, konusu kalmayan bono iadesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve katılma yoluyla davalı vekilleri temyiz etmişlerdir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bononun iadesi için açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak davacının bu talebine ilişkin olarak harç ikmal edilmediğinden ve ortada usulüne uygun şekilde açılmış bir davadan söz edilemeyeceğinden, bu talep hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması ve aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.