Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/16877 E. 2013/6330 K. 29.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16877
KARAR NO : 2013/6330
KARAR TARİHİ : 29.03.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ….05.2012 tarih ve 2010/37-2012/402 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili işbu kararı, davalılar vekili ise asıl kararı temyiz etmiş olup, duruşma için belirlenen 29.03.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi talep formu başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, …, Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, …’nın 336. maddesi uyarınca davalı …’ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 149.990 DM karşılığı 153.292,98 TL alacağın en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirket olduğunu, …’nın 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye halinde olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 105.837 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle ….09.2012 tarihinde temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu kararı, davalılar vekili ise asıl kararı temyiz etmiştir.
1-Mahkemece ….09.2012 tarihli ek kararla, dava konusunun para ile ölçülebilir olması karşısında işbu davada verilen kararın temyizi halinde nispi temyiz harcının yatırılmasının gerektiği, bu hususta davacıya kesin süre verilmesine rağmen temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 344. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın geçici …. maddesinde, “Bölge adliye mahkemelerinin, …/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici …. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun’un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü mevcut olup henüz bölge adliye mahkemeleri göreve başlamadığından 6100 sayılı HMK’nın temyize ilişkin hükümleri yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle, mahkemenin bu hususu gözden kaçırarak davacının temyiz isteminin 6100 sayılı HMK’nın 344. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar vermesi doğru olmadığı gibi esasen davacı taraf, yalnızca hükmün kısmen reddine ilişkin kısmını maktu temyiz harcını yatırarak temyiz ettiğinden ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli 1 sayılı Tarife gereğince davanın reddi halinde maktu temyiz harcının yatırılması gerektiğinden mahkemece davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına dair tesis edilen ….09.2012 tarihli hükmün bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
…-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkindir.
Mahkeme kararının gerekçe kısmında, davacının davalı şirkete ödediği 153.292,98 TL’nin kendisine iadesinin gerektiği açıklandıktan sonra, kararın hüküm fıkrasında 105.837 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. HMK’nın 297. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Ayrıca kararın, hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, anılan yasa hükmüne aykırı olarak, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
…-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına dair tesis edilen ….09.2012 tarihli hükmün bozularak ortadan kaldırılmasına, (…) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (…) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin asıl karara yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, 29.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.