Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/18802 E. 2013/17245 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18802
KARAR NO : 2013/17245
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2011 tarih ve 2010/563-2011/1273 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde Nakliyat Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı şirkete ait olup davalı tarafça 06.12.2007 tarihinde Fransa’dan İstanbul’a nakliyesi yapılan 45 kap oto klima aksamının dava dışı sigortalıya ait tesiste tahliyesi sırasında, 1 adet kabın hasarlı olduğunun araç sürücüsünün de imzasını taşıyan tutanakla tespit edildiğini, TTK’nın 781. maddesi uyarınca hasardan davalı tarafın sorumlu olduğunu, 2.560,00 TL hasar bedelinin 17.11.2008 tarihinde dava dışı sigortalısına müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, 2.560,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 09.12.2009 havale tarihli dilekçesinde ise dava konusu hasar tazminatına ait ödemenin ana parasının davalı tarafça ödendiğini belirterek davaya faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile 500.00 € muafiyet kesintisi yönünden devam ettiğini belirtmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu alacak için 18.03.2009 tarihinde davalı tarafın sorumluluk sigortasından yapılan 1.599.99 TL ödeme ile davacı tarafın, dava dışı sigorta şirketini tamamen, davalıyı da ödenen miktar kadar ibra ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sigorta rücu davası olup, mahkemece ibraya dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir. İbra, borcu doğuran işlemin, taraflarca tamamen veya kısmen kaldırılmasına yönelik bir sözleşmedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemiş olmakla birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 132. maddesinde yer almıştır. İbra ile aslı borca bağlı olan fer’iler de ibranın şekline göre, kısmen veya tamamen sona erer ve ibraname, içinde sayılanlarla sınırlı olarak hüküm doğurur (Uygur, Turgut; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt-1, s: 871-874)
Somut olayda, davacı tarafça düzenlenen 18.03.2009 tarihli ibranamede açıkça “…Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.’nin tarafımıza ödediği işbu tazminat bedelini tahsil etmekle, mezkur hadiseden dolayı keşide ettiğimiz ve edeceğimiz ihtarnameler, açmış ve açacağımız dava ve icra takipleri ile işlemiş ve işleyecek faiz ve fazlaya dair tüm haklarımızdan feragat ettiğimizi, Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.’ni mezkur hasardan ve poliçeden kendisine teveccüh eden bütün vecibe ve taahhütlerinden ve iddiamız kalmamak kaydıyla tam ve mutlak surette ibra eylediğimizi, Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.’nin sigortalısı/sürücü/malikini ise ödenen tazminat miktarı kadar ve ferileri için ibra ettiğimizi, ileride sorumluluk/kusur oranlarında bir değişiklik olduğu takdirde Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.’nin istirdat hakkının saklı olduğunu, üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarımızın aşağıda yazılı tazminat miktarı kadar kısmını Ergo İsviçre Sigorta A.Ş.’ye devir ve temlik ettiğimizi, geri dönülmez şekilde kabul, taahhüt ve beyan ederiz” denilerek, davalı tarafın ödenen tazminat miktarı ile sınırlı kalmak kaydıyla ibra edildiği anlaşılmakla, mahkemece, yanılgılı bir değerlendirme ile alacağın tamamından ibra edildiğinin kabulü yerinde olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.