YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2876
KARAR NO : 2013/19885
KARAR TARİHİ : 07.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/11/2011 tarih ve 2010/431-2011/520 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … şirketinin müvekkilinin ortağı olduğu şirketten olan alacağını tahsil etmek amacıyla şirket ve müvekkili aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında, müvekkili tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmesi nedeniyle davalı … tarafından devam ettirilen icra takibi sonucu müvekkilinin maliki olduğu taşınmazın icra yoluyla satılarak paraya çevrildiğini ve icra dosyasına yatan paranın davalı tarafından tahsil edildiğini, ancak mahkemece verilen kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine yapılan yargılama sonunda müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davasının reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazın davalı tarafından icra yoluyla sattırılması nedeniyle müvekkilinin hem taşınmazının mal varlığından çıkması nedeniyle hem de satım tarihinden dava tarihine kadar uğradığı kira kaybı nedeniyle maddi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taşınmazın dava tarihi itibariyle en az değeri olan 90.000 TL ile 20.000,00 TL kira geliri kaybı olmak üzere toplam 110.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, mahkemece takibe yapılan itirazın iptal edilmesi üzerine ve icranın geri bırakılması kararı da alınmadığından yapılan taşınmaz satımı işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kesinleşen itirazın iptalinin reddine ilişkin karar ile davacının davalıya borcunun bulunmadığı sabit olduğu halde davacıya ait taşınmazın davalı tarafından cebri icra yolu ile satıldığı, aynen iadenin söz konusu olmaması nedeniyle satılan gayrimenkulün dava tarihindeki değerini davacının talep etmekte hakkı olduğu, ayrıca satış tarihi ile dava tarihi arasındaki kira kaybını da talep edebileceği, İİK’nun 36. maddesi gereğince tehiri icra kararının alınmamış olmasının davacı yönünden bir kusur olarak ileri sürülemeyeceği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 110.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınmasına ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı tarafından haksız olarak yapılan icra takibi sonucu davacıya ait taşınmazın satımı nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.Davalı … tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibi sırasında davacıya ait taşınmazın satılarak parasının davalı tarafından tahsil edildiği ancak mahkemece verilen karar sonucu davacı aleyhine yapılan takibin haksız olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda davacının taşınmazına konulan haciz, haksız bir takibe dayalı olması nedeniyle haksız haciz niteliğinde olup, bu hacze dayanılarak yapılan taşınmaz satımı sonucu davacının uğradığı zararın haksız bir eylemden kaynaklandığının kabulü gerekmektedir.Haksız eylemden doğan zararlarda, zararın belirlenmesinde kural olarak zarar verici olayın gerçekleştiği tarih esas alınmaktadır.Somut olayda, icra yoluyla yapılan satım nedeniyle davacı uğradığı zararın nakden tazminini istemiş ise de satılan taşınmazın dava tarihindeki değerini ve satım tarihinden dava tarihine kadar olan kira geliri kaybını talep etmiştir.Oysaki davacının taşınmazının haksız olarak satılması nedeniyle uğradığı zarar, işbu davanın açıldığı anda doğmuş olmayıp, davaya konu taşınmazın icra yolu ile satıldığı tarih itibariyle doğduğu anlaşıldığından davacının uğradığı zararın tazminini davaya konu taşınmazın icradaki satım tarihi itibariyle mevcut özellikleri ve durumuna göre serbest piyasa koşullarında satılması halinde geçerli rayiç değerini satım tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte talep etme hakkı bulunmaktadır.Bu durumda, satım tarihi itibariyle elden çıkan taşınmaz için dava tarihine kadar kira bedeli de istenemeyecek olması karşısında davacının kira geliri kaybına ilişkin istemi de yerinde değildir.Buna göre davacının ancak taşınmazın satım tarihindeki serbest piyasada oluşan rayiç değerini isteyebileceği göz önüne alınarak, buna göre uğradığı zararın tazmin edilmesi gerekirken yazılı şekilde taşınmazın dava tarihindeki değeri esas alınarak zararın belirlenmesi ve kira geliri kaybına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.