Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/4567 E. 2013/3945 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4567
KARAR NO : 2013/3945
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … …. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2011 tarih ve 2011/103-2011/246 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin özel/213 sayısı ile tanınmış markalar listesine dahil edilen 105964 sayı ve “…+şekil” ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, “…+şekil”; “… men+şekil”, “…”, “… …” ibareli markaların da adına tescilli olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “…&…’S ……” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı …’ye başvuruda bulunduğunu, 2009/35625 kod numarasını alan başvuru için müvekkilinni gerekli itirazları yaptığını ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini ileri sürerek 2011-M-1396 sayılı … kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalı başvuru ile davacı markaları arasında işaretler bakımından benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini, zira “…” ve “……” ibaresinin ayırt ediciliği zayıf ibareler olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini tescili talep edilen “…&…’s ……” ibaresinin davacının iddialarının aksine, davacıya ait markalardan farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacıya ait “…+şekil” ibareli markanın özellikle giyim ve tekstil yönünden KHK’nin 8/4 hükmü anlamında tanınmış olduğu ancak başvurunun davacının bu ve diğer markaları ile tamamen farklı olduğu; bu nedenle ilişkilendirilmesi ve bunun sonucunda, davacı tanınmış markasından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi; itibarına zarar vermesi yada onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması bir başka deyişle sulandırması ihtimalinin bulunmadığı, markalar arasında karıştırma ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddini karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı adına tescilli markaların esaslı unsuru “…” ibaresinden oluşmaktadır. Aynı şekilde davacının “…” asıl unsurlu “men”, “……”, “…” kelimelerini taşıyan tescilli markaları da bulunmaktadır. Dava konusu başvurunun da “…&…’S ……” ibaresinden oluştuğu ve aynı tür emtiayı kapsadığı dikkate alındığında dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK 8/1-b bendi uyarınca aralarında ilişkilendirme ihtimali de olmak üzere iltibas tehlikesine yol açacak şekilde benzer olduklarının kabulü gerekir. Bu durumda davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı veklinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.