YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7568
KARAR NO : 2013/22321
KARAR TARİHİ : 06.12.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13/12/2011 tarih ve 2011/516-2011/519 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/12/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketle müvekkili arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin davalı şirketin isteği üzerine feshedilmesine rağmen acente borçlarının ödenmediğini, diğer davalıların borcun kefili olduğunu, borcun tahsiline yönelik davalılar hakkında başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsiline,davalılardan …’ın 80.000 YTL ile diğer davalının ise 30.000 YTL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu borcun hukuki dayanağının bulunmadığını, zira borç olarak gösterilen tutar ödendiğinden ortada borç ilişkisinin kalmadığını savunarak, davanın yetki ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, takip tarihi itibariyle davacının alacağının 42.970,40 TL olduğu, takipten sonra davadan önce ödenen 6.000 TL yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, daha önce verilen hüküm kesinleşmiş olmakla buna ilişkin olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına, takipten sonra ödenen 6.000 TL yönünden ise hukuki yarar bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalı taraf icra takibinden sonra, itirazın iptali davasından önce davacıya 6.000 TL ödeme yaptıklarını savunmuş, mahkemece verilen ilk kararda anılan miktarın infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiş, hükmü davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizce sair temyiz itirazlarının reddine, ancak icra takibinden sonra davadan önce yapılan ödeme miktarı kadar esasen davacı tarafın dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı nazara alınmadan hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak ilk kararda 42.970,40 TL üzerinden takibin devamına yönelik kısmın kesinleştiği ve 6.000 TL yönünden hukuki yarar bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Oysa, Dairemizin bozma ilamında davalı tarafın ödediği 6.000 TL’nin toplam olarak belirlenen borçtan indirilmesi gerektiğine işaret olunmuş olup, nitekim bilirkişi raporunda da ödenen 6.000 TL’nin borçtan indirilmesi durumunda bakiye kısmın 36.970,40 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davalıların ödediği 6.000 TL’nin alacak miktarından düşürülerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.