YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8568
KARAR NO : 2013/15121
KARAR TARİHİ : 06.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/12/2006 tarih ve 2004/6-2006/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacılar vekili, Almanya’da yaşayan müvekkillerinin tatillerini Türkiye’de geçirmek üzere davalı şirketin seyahat acentası ile anlaştıklarını, anlaşma gereğince tatilin son günü davalı şirket tarafından görevlendirilmiş olan diğer davalı …’in kullandığı … plaka sayılı araç ile havaalanına giderken sürücünün direksiyon başında uyuması nedeniyle aracın şarampole yuvarlanması sonucu kaza geçirdiklerini, kaza sonucu davalılardan …’ın beyin travması geçirerek önce Söke Devlet Hastanesi’nde, sonrasında da …’de çeşitli hastanelerde tedavi gördüğünü, tedavisinin halen devam ettitğini, diğer davalı …’in ise kaburga kemiklerinin kırıldığını, olay sebebiyle her iki müvekkilinin de psikolojik tedavi gördüğünü ileri sürerek, 100.000 DM manevi tazminat ile, müvekkili …’ın geçirdiği kaza sebebiyle malülen emekli olması sonucu uğradığı gelir kaybı nedeniyle 200.000 DM’nin, kaza sebebiyle Türkiye’de ve Almanya’da yapmış oldukları hastane masrafları nedeniyle 29,14 TL ile 3.016,26 DM olmak üzere toplam 203.016,26 DM ve 29,14 TL maddi tazminatın davalıalrdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, şirketlerinin Almanya’da memurların emeklilik sigortası işlemlerini yapan kamu kurumu niteliğinde bir şirket olduğunu, sigortalı …’în kaza sonucu ömür boyu malül kalması nedeniyle normal emeklilik yaşından önce emekli maaşı bağlanması nedeniyle fazladan ödemek zorunda kaldıkları emekli maaşlarından ileride doğacak hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000 DM ‘nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların meydana gelen trafik kazası nedeniyle ağır şekilde yaralandıkları, davacı …’ın %100 oranında malul kaldığı, davalılardan …’ın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, diğer davalının, davalı …’ı davacıları havaalanına götürmek üzere görevlendirmiş olması nedeniyle birlikte sorumlu olduğu kanaatine varılarak, davanın kabulü ile güç kaybı karşılığı 203.016,26 DM maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 DM manevi tazminatın davalılardan tahsiline, davacının tedavi giderleri talebinin kısmen kabulü ile 29.14 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile 200.000 DM ‘nin dava tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar vermiştir.
Kararı davalı … vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava, meydana gelen trafik kazası nedeniyle araçta yolcu olarak bulunan davacıların yaralanmalarına bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı taraf aralarında sadece bir tabip bilirkişinin bulunduğu heyetten alınan bilirkişi raporuna, bu raporda değerlendirmeye esas alınan ve Alman yetkililerince düzenlenen belgeleri de kapsayacak şekilde itirazda bulunmuş olduğundan, davacılardan …’ın maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili bölümlerinden Sağlık İşleri Tüzüğü hükümlerini değerlendirir şekilde rapor alınmak suretiyle tespiti gerekirken, mahkemece bu hususta yetersiz bulunan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(2) 1086 sayılı HUMK’ nun 388 nci maddesi ve benzer düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141 nci maddesinin 3 ncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, 1086 sayılı HUMK’nın 388 nci maddesinde, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, denetime elverişli değildir. O halde, gerekçesiz şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, birleşen davaya ilişkin kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(3) Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalının gerek asıl gerekse de birleşen davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalının temyiz itirazlarının kabulü ile dava ve birleşen dava ile ilgili kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı …’e iadesine, 06.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.