Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/8793 E. 2013/7698 K. 18.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8793
KARAR NO : 2013/7698
KARAR TARİHİ : 18.04.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Hasımsız olarak görülen davada … Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/05/2012 tarih ve 2012/246-2012/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … … … Şubesinde 15647 numaralı hesabının bulunduğunu, çek karnesi kullanmakta olduğunu, 07.06.2011 tarihinde … numaralı çeki … Sanayi sitesinde malzeme alımında keşide ederek kullandığını, …’ya döndüğünde çek koçanının kaybolduğunu fark ettiğini, çek koçanında 20 yaprağın bulunduğunu bu nedenle müvekkiline ait … ile başlayan … ile biten 20 adet çek yaprağına öncelikle ödeme yasağı konulmasını, bu çek yapraklarının müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığının, kayıp yada çalıntı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davanın çek iptali davası niteliği olduğu, imzasız boş çek yapraklarının kıymetli evrak niteliğinde bulunmadığı, …. 563. maddesi uyarınca kaybolma tarihinde senet üzerinde hak sahibi olan kişinin iptal davası açabileceği, davanın yasanın aradığı koşulları taşımadığı ve hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali istemine ilişkindir. 01…2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, …’nun 563 vd. maddelerinde düzenlenen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nun 383/…-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda …’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. …’nun 4. ve 5. maddelerinin özel
nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nun 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğunda duraksanmamalıdır. Bu durumda …’nun 5. maddesi başlığı ile birlikte nazara alındığında, ticaret hukukunda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim, 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin de Dairemizin yorumu yönünde olduğunu göstermektedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetileceğinden, mahkemece uyuşmazlık hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
…- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.