Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/8944 E. 2013/10338 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8944
KARAR NO : 2013/10338
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.2011 tarih ve 2008/378-2011/612 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı banka arasında 10.10.1995 tarihli Cari Hesap Kredi Sözleşmesi ile cari hesap ilişkisi olduğunu, davalı bankanın KOBİ taksitinin ödenmesi için cari hesaptan müvekkili şirkete nakit kredi kullandırıldığını, 10.10.1995 tarihli 4.700,00 TL’lik Cari hesap Kredi Sözleşmesi’nin davalı bankaca sözleşmeye aykırı, haksız, yasalara aykırı, kötü niyetli ve kusurlu olarak kullanılan kredinin taksit ödeme günü beklenmeden hesabın kat edildiğini ve icra takipleri başlatıldığını, müvekkili şirketin fesih ve hacizler nedeniyle faaliyetini icra edemez konuma geldiğini ileri sürerek, kar kayıpları ve borçların çoğalması nedeni ile uğranılan zararlarına karşılık 10.410.408,33 TL’nin munzam zararlarına karşılık 2.474.481,08 TL’nin manevi zararlarına karşılık 2.000,00 TL’nin 08.07.1998 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşik davada davacı vekili, Çeliksan Ltd. Şti.’ne davalı banka tarafından 17.07.1997 tarihinde KOBİ Kredisi kullandırıldığını, müvekkilinin sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzaladığını, kobi kredisi ve cari hesap kredi sözleşmesi uyarınca kullanılan kredinin hiç bir neden gösterilmeksizin 08.07.1998 tarihi itibari ile kat edildiğini ve icra takipleri başlatıldığını, müvekkili şirketin fesih ve hacizler nedeniyle faaliyetini icra edemez konuma geldiğini ileri sürerek kar kayıpları ve borçların çoğalması nedeni ile uğranılan zararlarına karşılık 70.737.166,92 TL’nin, munzam zararlarına karşılık 6.803.100,08 TL’nin, manevi zararlarına karşılık 2.000,00 TL’nin 08.07.1998 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların da aralarında bulunduğu borçlular aleyhinde kredinin ödenmemesi sonucu icra takipleri başlatıldığını, borçluların takibe itirazı üzerine davalar açıldığını, müvekkilinin haklı bulunarak itirazın iptaline karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin 2011/622 esas sayılı dosyası kapsamı içeriği ile 10.10.1995 tarihli Cari hesap Kredi Sözleşmesi’nin hesabın katında bir hukuka aykırılık bulunmadığının sabit olduğu, ayrıca birleşik davalarda, aynı gerekçe ile açılan ve reddedilen davalarda verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nca onanarak kesinleşmesi sebebi ile HMK 303/5.maddesi gereğince eldeki dava bakımından bu kararların Yargıtay uygulamasına göre güçlü delil olarak kabul edileceği gerekçesiyle asıl dava ve birleşik davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde, aynı zamanda temyiz harcı ve temyiz posta giderleri bakımından adli yardım talebinde bulunduğu görülmüş olup, 6100 sayılı HMK’nın 336/3. maddesi uyarınca temyiz başvurusu sırasında adli yardım talebinin incelenmesi görevi Dairemize ait olduğundan mahkemece adli yardım talebi incelenerek bu konuda karar verilmesi doğru olmamış, mahkemenin 29.03.2012 tarihli adli yardım talebinin reddi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davacıların adli yardım talebi ile ilgili olarak HMK’nın 336/2. maddesi uyarınca davacılar vekilinin dilekçe ekinde sunduğu belgeler adli yardım talebini gerektirir belge niteliğinde görülmediği gibi davanın reddi yönündeki mahkeme hükmüne ilişkin temyiz istemleri bakımından peşin olarak yatırılması gereken harç ve sair giderlerin çok cüz’i olduğu gerçeği karşısında, bir ticaret şirketinin bu giderleri dahi karşılayamayacak durumda olmasının makul ve inandırıcı olmadığı kanısına varılmış, davacı vekilinin kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım talebinin HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca kesin olarak reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Davacının kanunyoluna ilişkin adli yardım talebinin kesin olarak reddi nedeniyle 1086 sayılı HUMK’nın 434/3. maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın Yargıtay’a sevk giderinin ikmali için gerekli işlemler yapılmak üzere dava dosyasının yerel mahkemeye geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 29.03.2012 tarihli adli yardım talebinin reddi kararının kaldırılmasına, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin kanunyoluna ilişkin adli yardım talebinin kesin olarak REDDİNE, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava dosyasının yerel mahkemeye GERİ ÇEVRİLMESİNE, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.