YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9207
KARAR NO : 2013/8534
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.12.2011 tarih ve 2010/740-2011/527 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirket ortağı olduğunu, şirketin 11.02.2009 tarihinde ticari faaliyetine başladığını, firma nezdinde yaşanan sıkıntılar sebebi ile dava tarihi itibariyle herhangi bir genel kurul toplantısının yapılamadığını, 03.09.2010 tarihinde yapılan genel kurulun ise yasa ve yönetmeliklere aykırı şekilde yapılmaya çalışıldığını, 03.09.2010 tarihli 2009 yılı olağan genel kuruluna şirket ortaklarının %95’inin asaleten ve vekaleten katıldığını, müvekkilleri ile bir kısım ortakların bilançonun tetkiki ve tasdiki için 1 aylık erteleme talebinde bulunduğunu, toplantıda bilançonun tetkik ve tasdikinin 1 ay ertelenmesine karar verildiğini, ancak diğer gündem maddelerinin görüşülmesine devam edildiğini, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmelik’in 28. maddesi uyarınca bilançonun tasdiki hakkında müzakere ertelenmesi halinde genel kurulun ertelenmesi gerektiğini, yerleşik içtihatlar uyarınca da yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin ibrasının bilançonun tetkik ve tasdiki ile bağlantılı olması sebebi ile ibra maddesinin de ertelenmesi gerektiğini, ibra edilmeyen yönetim kurulu üyesinin yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi de mümkün olmayacağından seçime ilişkin gündem maddesinin de ertelenmesi gerektiğini, ileri sürerek 03.09.2010 tarihli davalı şirket genel kurulunda alınan yönetim kurulu üyeleri ve denetçisinin ibrasına, yeni yönetim kurulu üyelerinin ve murakıp seçimine ilişkin usul ve yasaya aykırı kararların ve söz konusu genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, toplantının usulüne uygun yapıldığını, erteleme talebinin kötüniyetli olduğunu, toplantı çağrısından sonra iki yönetim kurulu üyesinin istifa ettiğini, şirketin yönetimsiz kalmaması için yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinin zaruri olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilip edilmemelerinin yeni seçime engel olmadığını, davacıların iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın, azınlığın 2009 yılına ait 03.09.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan ibra kararları ile yönetim kurulu üyeleri ve denetçi seçimi kararının iptaline yönelik olduğu, davacı … yönünden TTK’nın 381 md.gereğince toplantıya katılıp, olumsuz oy kullanmasına rağmen muhalefetini tutanağa geçirtmediği, buna ilişkin geçerli delil ve dayanak sunamadığı, davacı … yönünden ise muhalefetin yasal olarak bulunduğu ve itiraz edilen bilanço tasdikinin görüşmelerinin talep doğrultusunda ertelendiği ancak boş yönetim kurulu üyeliğine seçim için daha önce görev yapmayan … ve …’un
seçiminde usulsüz bir yan olmadığı gibi yine yönetim kuruluna seçilen ve niza konusu şahıslardan biri olan …’ın seçimi hususunun ise adı geçenin şirketi zarara uğrattığının tesbiti halinde her halükarda dava açılarak tazmin talebinde bulunulabileceği, bu durumda TTK 377. md. hükümlerine aykırılıktan bahsetmenin doğru olmayacağı, şirketin işlerliği sağlanmadığı da dikkate alındığında davanın yerinde olmadığı, gerekçesiyle davacı … tarafından açılan davanın adı geçen davacının dava ehliyeti bulunmadığı, davacı … yönünden ise, esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki 2 ve 3 nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacılardan … yönünden yapılan temyiz incelemesinde; TTK’nın 381/1-3. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyesi olan …’ın bilançonun tasdikinin ertelenmesi talebinin genel kurulca kabulüne rağmen yönetim kurulunun ibrasının görüşülmesi ve oylanması konusundaki genel kurul kararının iptalini istemesi için muhalefet şerhini tutanağa geçirtmesine gerek yoktur. Kendisinin de üyesi bulunduğu yönetim kurulunun ibra edilmeme kararının infazı yukarıda belirtilen madde metninde yer aldığı üzere yönetim kurulu üyesinin şahsi mesuliyetini mucip olduğundan, yönetim kurulunun ibra edilmeme kararının iptalini talep edebileceği nazara alınması gerekirken genel kurulun yönetim kurulunun ibra edilmemeye ilişkin kararına muhalefet şerhi vermediğinden bahisle bu konudaki davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacılardan … yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; Genel Kurul’da davacının talebi üzerine bilançonun tasdikinin görüşülmesi ertelenmesine rağmen bilançonun tasdiki hakkındaki müzakere ile bağlantılı görüşme olması nedeni ile yönetim ve denetim kurulunun ibrasının görüşülmesi hususunun da ertelenmesi zorunlu olduğu halde yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibrasının görüşülerek karara bağlanması doğru olmadığından, davacı …’in muhalefet şerhi yazdırdığı, genel kurulun yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin kararının iptali gerekirken yazılı gerekçe ile davalardan …’in bu konudaki davasının reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
4-Davalı vekilinin temyiz talebine gelince; Mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davalı vekiline 26.03.2012 günü, davacı tarafın temyiz dilekçesi ise 09.04.2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm anılan davalı vekili tarafından gerek HUMK’nın 432/1. maddesinde yazılı 15 günlük süre gerekse HUMK’nın 433/2. maddesinde öngörülen 10 günlük katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 11.12.2012 tarihinde temyiz edildiği gibi usulüne uygun temyiz harcı da yatırılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın adı geçen davacılar yararına BOZULMASINA, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcının ve 24,30 TL başvuru ilam harcının davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.