YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9999
KARAR NO : 2013/10264
KARAR TARİHİ : 17.05.2013
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.04.2012 tarih ve 2012/8-2012/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin, “Pınar” ibareli, çok tanınmış markaların sahibi olduğunu, çeşitli gıda maddelerinin üretim ve pazarlaması ile uğraştığını, sektörün önde gelen kuruluşlarından olduğunu, müvekkili şirketin, “… Sanayi A.Ş.” şeklinde tescilli olan ticaret ünvanı ile de kendisini tanıtmış olduğunu, 1973’te kurulduğu andan itibaren yoğun reklam faaliyetleri ile şirketin tanınmış olduğunu, bu bakımdan, Türkiye çapında ticaret unvanı için tanınmış yasal korumadan yararlandığını, müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu, davalılar tarafından, Ege Bölgesi’nde üretim yapan firmadan, “Pınar” markasının devralındığını ve bu marka ile üretim yapmak için faaliyetlere girişildiğini ve aynı şirketin, TPE’ye başvurarak, “Bir Nesil Bizimle Büyüdü” ibaresini tescile kalkıştığını, bu sloganın, kendilerine ait “Bir Nesil Pınarla Büyüdü” sloganı ile birebir aynı olduğunu davalının, kötü niyetli ve haksız avantaj sağlama gayretinde olduğunu davalının, kendi ürünlerini, Pınar’ın ürünlerinin kisvesine büründürme, tüketicileri aldatma, Pınar’ın tanınmışlığından avantaj elde etme gayreti içinde, olduğunu, davalının, “Pınar” markasını, dava dışı şirketten devraldıktan sonra, “www.bys.com.tr.” adresinde yer alan internet sitelerinde “Pınar” markasına yer verdiklerini ve tescilden uzaklaşarak, davacı müvekkilinin markalarına benzer biçimde yazdıklarını, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu, marka haklarını ihlal ettiğini belirterek, tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile davalı adına TPE’de 95607 tescil no ile ayçiçek yağı emtiası için tescilli “Pınar” markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkin edilmesini, kararın gazetede ilan edilmesini, ayrıca, müvekkillerinin marka ve ticaret unvanına tecavüz oluşturan, haksız rekabet niteliğindeki eylemlerin tespiti ve durdurulmasını; tecavüz sonucu meydana gelen maddi durumun giderilmesini, yanlış ve yanıltıcı durumun düzeltilmesini, hükmün ilan edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, asıl davacının kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescilinin on dokuz yıldır devam ettiğini ve davacının bundan haberdar olmadığının kabul edilemeyeceğini, davacının, on dokuz yıldır sessiz kaldıktan sonra, dava açmasının, Medeni Kanun’un 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürülen haksız rekabet ve markaya tecavüz olgularının, müvekkiline karşı; ancak markayı devraldıktan sonra ileri sürülebileceğini, önceki hak sahiplerine karşı iddiada bulunmadığına göre, hükümsüzlük istemek için Yargıtay İçtihatları ile öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu, öte yandan, müvekkilinin internet sitesinin kullanımının, kendisine gönderilen bilirkişi tespit raporundan sonra değiştirildiğini, bu değişikliğin, mahkemece tespit edildiğini, ortada bir tecavüzün kalmadığını, müvekkilinin, markayı, davacının fiilen kullanmadığını ve faaliyet alanına girmeyen zeytinyağı emtiası için kullandığını, bu kullanımın tescile bağlı bir kullanım olduğu için haksız rekabet sayılamayacağını, öte yandan, “Bir Nesil Bizimle Büyüdü” sloganının, müvekkili tarafından zeytinyağı için kullanıldığını, halkı yanıltıcı olmayacağını gazetede çıkan haberler bakımından da müvekkilinin bir kusuru olmadığını, web ortamındaki ürün tanıtımları arasında Pınar’a da yer vermesinin doğal olduğunu, ilgili emtiayı sergilediğini, ticaret ünvanına tecavüz olgusunun da doğru olmadığını, müvekkilinin, marka olarak kullanımda bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın, kısmen kabulüne, davalının eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağından, bu durumun tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, bu hükmün yasal gereklerinin yürümesine, davalı markasının hükümsüzlüğü isteminin reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, kısmi bozma kararında belirtilen eksik soruşturmanın tamamlandığı ve toplanan kanıtlarla, yapılan değerlendirme sonucunda aynı sonuca varıldığı, davalının, internet ortamında, dava dışı bir şirketten devraldığı 95607 sayılı markayı yeniden kompoze ederek ayırt ediciliğinden uzaklaşmak ve davacı markalarına yaklaşmak suretiyle iltibas yaratacak biçimde kullandığı şeklindeki eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun kabulü gerektiği, davalının bu kullanım ile ilgili olarak yeni bir marka başvurusu yapmasının tecavüzle ilgili nitelemeleri ve tespitleri değiştirmeyeceğini, devralınan markanın ayırt ediciliğinin bozulmaması, formuna sadık kalınarak kullanılması basiretli tacir olmanın gereği olduğunu, davalı tacirin bu temel kuralı bilmezden gelmesi, tanınmış marka ile yeni formun karıştırılabileceğini öngörmemesinin düşünülemez ve kabul edilemez olduğu, şekli anlamda elde edilmiş hukuka aykırı bir marka tescilinin fiili kullanımı hukukileştirmesinin de kabul edilemez olduğu, tescile yüklenecek anlamın, hukukça onay görmesinin asıl olduğu, nitekim, söz konusu başvurunun Ankara 2. FSHHM’ce iptal edilmiş ve markanın terkin edilmiş olduğu, terkin kararının da yasal olarak geçmişe etkili olduğu, geçmişe etki nedeniyle davalının dava konusu eyleminin hukuki olarak onay görmeyecek ve silinmiş bir tescile bağlı olarak mazur görülemeyeceği, diğer deyimle, davalının adeta bir marka başvurusu bulunmadığı, dolayısıyla kullanımının da dayanaksız, tescilsiz kullanım olduğu, nitekim, Yüksek Mahkeme’nin 2010/758-2011/9300 nolu 23/07/2011 tarihli kararında, yerel mahkemenin davalı markasının hükümsüzlüğüne, davalının kullanımının davacı markasına tecavüz
oluşturduğunun tespiti ve giderilmesine ilişkin kararını onarken aynı değerlendirmeyi yaptığı, iyi niyetli yapılmayan marka başvurusu ve her halde elde edilen tescilin eylemin haksızlık niteliğini değiştirmeyeceğini öngörmüş olduğu gerekçesi ile davalının internet ortamında dava dışı şirketten devraldığı, 95607 nolu “Pınar” ibareli markayı tescilden uzaklaşarak, değiştirerek kullanmasının marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, hükümsüzlük davasının reddine ilişkin temyiz itirazları reddolunarak bu konuda ki karar kesinleştiğinden yeniden karara yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalılar vekili kararı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının marka tescil başvurusuna karşı davacı tarafından TPE nezdinde itiraz ve ardından Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi huzurunda terditli olarak TPE YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği ve mahkemece de dava kabul edilerek hükümsüzlük kararı verildiğine göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.