YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11290
KARAR NO : 2013/15286
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.04.2012 tarih ve 2010/139-2012/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, genel kredi sözleşmesine istinaden davalı banka şubesinden 16.000,00 TL tutarında kredi kullandığını, borcun süresinde ödenememesi sebebiyle davalı tarafça ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibinde asıl alacak miktarının 27.000 TL olarak gösterildiğini, kendisinden fazla para talebinde bulunulduğunu, talep edilen faiz oranının fahiş, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davalı tarafça aynı alacak için ilamsız icra takibi yapıldığını, mükerrer icra takibi bulunduğunu belirterek her iki icra takibi yönünden takip tarihindeki asıl borç miktarının saptanması ile masraf ve takip sonrası gecikme bedelinin mahkeme tarafından belirlenecek oran ve miktarlara indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, eda davası açma olanağı varken tespit davası açılamayacağını, davacının ilk aldığı 16.000 TL’lik kredi borcunun yenilenerek kapatıldığını, yenileme suretiyle açılan yeni kredi tutarının ise 28.000 TL olduğunu, davacının borcun 27.000 TL’lik kısmını ödemediğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibinde talep edilen faiz oranının taraflarca belirlendiğini, mükerrer takibin sözkonusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça borçlu olunan miktarın tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de, eda davası açma imkanı var iken, tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK m.115/2 uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03.15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.