Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/11996 E. 2014/14478 K. 25.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11996
KARAR NO : 2014/14478
KARAR TARİHİ : 25.09.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2012 tarih ve 2002/711-2012/363 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.09.2014 günü hazır bulunan davacı-birleşen davada davalı vekili Av…. ile davalı-birleşen davada davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka bünyesinde birleştirilen … A.Ş. ile davalı arasında bilgisayar ve internet paketi satışı kampanyası düzenlendiğini, yapılan protokol gereği 11.10.1999 tarihinden itibaren … A.Ş. tarafından TL. ve dövize endeksli bireysel krediler kullandırılmaya başlandığını, depozito tahsilatı ile kredi taleplerinin genel müdürlük tarafından onaylanarak davalı… A.Ş.’nin hesaplarına alacak kaydedildiğini, müşterilerin bir kısmının ürünlerin kendilerine hiç teslim edilmemesi, ayıplı çıkması veya kullandıkları krediyi ödeyememelerinden dolayı kredinin iptalini istediklerini, iptallerin davalıya bildirilerek gelen cevaba istinaden davalı hesabına borç kaydedildiğini ve müvekkiline iade edildiğini, bir süre sonra kredi kullanımlarının durması nedeniyle hesaptaki bakiyenin iade taleplerini karşılamadığını, kredinin kullandırım tarihi ile davalının iade yaptığı tarih arasındaki faiz alacağından, davalı tarafından iadesi yapılan tutar ile yapılması gereken tutar arasındaki fark için iadenin yapıldığı tarih ile zararın hesaplandığı 28.12.2001 tarihi arasındaki faiz alacağından, dövize endeksli kredilerin iadesinin ilk kullandırım tarihindeki kur üzerinden TL olarak yapılmasından, iptal edilen kredilerden daha önce müşteriler tarafından yatırılmış taksitler nedeniyle ödenen BSMV ve KKDF.’nin banka bünyesinden karşılanmasından, iptal edildiği halde firma tarafından hiç kredi iadesinin yapılmamasından dolayı müvekkilinin toplam 81.529,53 TL. alacağının bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 81.529,53 TL.’nin 28.12.2001 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketçe teslimi yapılan birçok ürün bedelinin müvekkili hesaplarına yatırılmadığını, müvekkilinin davacıya borçlu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada, davalı banka tarafından müvekkili şirkete bildirim yapılmadan kredi iptallerinin yaşandığını, kredi iptalleri sonrasında ürün bedellerinin alınamaması nedeniyle büyük zarara uğranıldığını, bir kısım ürünlerin teslim edilmesi için … A.Ş.’den bildirimde bulunulduğunu, ürünlerin müşterilere teslim edildiğini fakat ödemelerin müvekkili hesabına geçmediğini ileri sürerek, müvekkili şirket hesaplarında oluşan 380.000 USD. eksiklik ve zararın şimdilik 80.000 TL.’lik kısmının, müvekkili şirket hesaplarından çekilen paraların çekildiği veya hesaba geçirilmesi gereken tutarların hesaba yansıtılmadığı tarihten itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin uğradığı 10.000 TL. maddi ve 10.000 TL. manevi olmak üzere toplam 20.000 TL. tazminatın davalıdan tahsilini istemiş, 04.01.2007 tarihli islah dilekçesi ile 80.000 TL.’lik kısım ile ilgili davasını (464.458,02) TL.’ye yükseltmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davada … A.Ş.’nin 27.09.1999 tarihli 123 sayılı genelgesinin, ilişkinin taraflarından birinin kendi iç işlemi niteliğinde bulunup iki tarafın ortak iradesinin ürünü olmadığından somut ihtilafa doğrudan uygulanabilecek bir hukuki metin olmadığı, davacı banka ile davalı şirket arasında bilgisayar satışı kampanyası düzenlenmesi ile ilgili sözleşme, … A.Ş. ile bilgisayar alıcıları arasında kurulan satış sözleşmesi ve banka ile müşteri arasında kurulan kredi sözleşmesi olmak üzere taraflar arasında 3 ayrı hukuki işlemin bulunduğu, yine bankanın müşterilerle kredi ilişkisi ile … A.Ş.’nin aynı müşterilerle satış ilişkisinin birbirinden bağımsız olduğu, bu yüzden satış ilişkisi ile ilgili “ürünlerin hatalı olması” veya “ürünlerin teslim edilmemesi” gibi iddiaların, satıcının ayıba karşı tekeffülü ve satıcının temerrütü hükümleri çerçevesinde çözülmesinin gerektiği, bu iddialara dayanarak sona erdirilmesi mümkün ilişkinin öncelikle … A.Ş. ile müşteri arasındaki satış ilişkisi olduğu, oysa somut davada müşterilerin bu yola başvurup başvurmadıkları araştırılmadan, davacı bankanın kendisine gelen kredi iptal taleplerini olumlu karşıladığı, bankanın bu türden talepleri öncelikle … A.Ş. ile paylaşması, satış sözleşmesinin sona erdirilmesini hatta sözleşmeyi sona erdiren müşterinin öncelikle ürünü … A.Ş.’ye iade etmesini sağlaması ve ondan sonra ürün bedeli olarak krediyi iade etmesi gerektiği, bankanın bu hukuki sebebe dayanan kredi iptallerinin ve iadelerinin haklı kabul edilemeyeceği, müşterilerin kredi iptalini talep etmelerinin bir başka gerekçesi olan kredilerini ödeyemeyeceklerini düşünmelerinin ise satış ilişkisini değil kredi ilişkisini ilgilendirdiği, satıcının yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde, bu şekildeki kredi iptalinin sonucunun ona yüklenemeyeceği, satıcının bedeli iade borcunun ancak satış sözleşmesinin geçersiz olması yahut ondan dönülmüş olması hallerinde gündeme gelebileceği, davacı bankanın bu nedene dayanarak kredi iadesinin de hukuka uygun bulunmadığı, birleşen davada davalı bankanın bilgisayarların davacı tarafından dava dışı iştirakçilere teslim etmediği iddiası ile bilgisayar bedellerini talimatsız olarak hesaptan düşmesi konusunda bir yetkisinin olmadığı, bilgisayarlarının teslim edilmediğini iddia eden iştirakçilerin muhataplarının davacı … A.Ş. olması gerektiği, hesaplarına bilgisayar bedellerinin geçtiğini bankadan gelen faks teyitlerinden tespit eden davacının, bilgisayarları dava dışı iştirakçilere teslim etmesinin olağan bir işlem olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 367.147,91 TL.’nin 122.032,86 TL. asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ve davacının kar kaybı ile maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı birleşen davada davacıya verilmesine, asıl davada davacı birleşen davada davalı harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.