YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13562
KARAR NO : 2013/19715
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2012 gün ve 2008/311-2012/165 sayılı kararı onayan Daire’nin 10/06/2013 gün ve 2012/13860-2013/12014 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Hong Kong’tan satın aldığı elektronik eşyaların davalı … tarafından taşındığını, eşyaların Atatürk Havalimanı’na getirildikten sonra havalimanında meydana gelen yangın sonucu eşyaların tamamının yanarak zayi olduğunu ileri sürerek, 37.250 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, havayolu ile taşıma sözleşmesine dayalı emtianın yanması sonucu oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait emtianın davalı … tarafından Singapur’dan İstanbul’a taşınarak Atatürk Havalimanında bulunan antrepoya teslim edildiği ve daha sonra havalimanında çıkan yangın sonucu depoda bulunan emtianın da yanarak hasarlandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, yanan emtiadan dolayı davalı taşıyıcının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, olay tarihinde Montreal Anlaşması’nın henüz yürürlükte olmaması sebebiyle davalının sorumluluğunun Varşova Konvansiyo’nu ve Lahey Protokolü hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Varşova Konvansiyonu 18. maddesine göre emtia hava taşıması sayılan sürede yanarak zayi olmakla birlikte zayi olmada davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı, meydana gelen hadisenin oluş şekline göre taşıyıcının zararı önlemek
için alabileceği tedbirin bulunmadığı zira hasarın dosyadan tefrik edilen diğer davalının tasarrufundaki C
terminalinde bulunan sundurma bölümünde başlayıp genel antrepolara sirayet etmek suretiyle yayıldığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis etmiştir.
Dava konusu taşımanın, niteliği ve güzergahı dikkate alındığında uluslararası hava taşıması olduğu kuşkusuzdur. Uluslararası hava taşımalarına ilişkin yeknesak kurallar öngören ilk düzenleme 1929 tarihli “Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme” yani Varşova Konvansiyonu’dur. 23 ülke tarafından 12.10.1929 tarihinde imzalanan Varşova Konvansiyonu onaylayan devletler bakımından 13.02.1933 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Zaman içinde yaşanan ekonomik ve teknolojik gelişmeler bu Konvansiyon’da bazı değişiklikler yapma ihtiyacını hissettirmiştir. Bu nedenle 28.09.1955 tarihinde Lahey Protokolü ile 12.10.1929 tarihli Varşova Konvansiyonu’nda bir kısım değişiklikler yapılmıştır. Bu gün itibariyle anılan Protokol’e taraf olan ülke sayısı 137 olup, Türkiye de 1955 tarihli Lahey Protokolünü 01.03.1977 tarihinde kabul etmiş ve protokol 25.06.1978 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Günümüzde uluslararası sivil havacılık alanında en yaygın uygulama alanına sahip metin 1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik Varşova Konvansiyonu olması nedeniyle bu düzenlemeye Varşova/Lahey Konvansiyonu da denilmektedir.
Zamanla taşıyıcının sorumluluk sınırları ile ilgili yeni düzenlemeler ihtiyaç göstermiş ve 25.09.1975 tarihinde toplanan ülkeler 4 ayrı Ek Protokol imzalamış olup, bu ek protokollerden 4 numaralı Montreal Protokolü ile “1955 tarihli Lahey Protokolü ile değişik 1929 tarihli Varşova Konvansiyonunda” bazı değişiklikler yapılmıştır. 4 numaralı Montreal Protokolü 14.06.1998 tarihinde 57 ülke arasında yürürlüğe girmiş olup, Türkiye de anılan Protokolü onaylayarak 14.09.1998 tarihinde yürürlüğe girmesini sağlamıştır.
Ancak, 1989 yılına gelindiğinde 1975 tarihli Montreal Protokolleri ile değişik Varşova/Lahey Konvansiyonu hükümlerinin son derece karmaşık olması sonucu Avrupa Birliği ülkeleri arasında sivil havacılık alanında yeknesak bir sorumluluk rejiminin benimsenebilmesi için çalışmalara başlanmış ve Montreal’de toplanan 52 ülke tarafından 28.05.1999 tarihinde “Havayolu İle Yapılan Uluslar Arası Taşımalar İçin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (1999 tarihli Montreal Konvansiyonu)” imzalanmıştır. 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu, Varşova/Lahey Konvansiyonu’nu tadil eden bir metin olmayıp, uluslararası hava taşımlarında taşıyıcının sorumluluğunu düzenleyen müstakil bir uluslararası sözleşmedir. 04.11.2003 tarihinde yürürlüğe giren 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu’na 101 ülke taraf olup, Türkiye de anılan metni onaylayarak 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmesini sağlamıştır (Tuba Birinci Uzun, Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s: 22 vd.)
Bu açıklamalar ışığında, dava konusu olaya gelindiğinde, taşımanın gerçekleştiği tarih itibariyle olaya uygulanması gereken uluslararası sözleşme bizim de taraf olduğumuz 1975 tarihli 4 Numaralı Montreal Protokolü ile değişik 1955 tarihli Lahey Protokolü ile değiştirilen 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu’dur. Anılan protokol ile Varşova Konvansiyonu’nun taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin 18. ve 20. maddelerinde değişiklikler yapılmış olup, mahkemece, içinde hava taşıma hukuku konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten, tarafların iddia ve savunmaları ile alınan bilirkişi raporuna karşı tarafların yaptıkları itirazları değerlendiren, buna göre davalının hukuki durumu ile oluşan hasardan dolayı sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının ne olduğunu belirleyen rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu itibarla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 10.06.2013 gün ve 2012/13860 Esas, 2013/12014 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 05/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.