YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13975
KARAR NO : 2013/19646
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.05.2012 gün ve 2011/166-2012/103 sayılı kararı onayan Daire’nin 03.06.2013 gün ve 2011/166-2012/103 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “nascita SALON PROFESSIONAL” ve “TRİNA SALON PROFESSIONAL” ibareli marka başvurularının, müvekkiline adına tescilli “SALOON”, saloon” “Saloon Professional” ve “SALON” ibareli markalarını mesnet göstererek, davalı marka başvurusunun müvekkili markaları ile KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibasa yol açacak derecede benzer olduklarını bildirerek itiraz ettiklerini, itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini ve davalı başvurusunun reddine karar verildiğini ancak davalının bu karara itirazı sonucu dava konusu başvurusunun YİDK kararıyla kabul edildiğini ileri sürerek, YİDK’nın 2010-M-5243 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, bilirkişi heyetinin sunduğu raporun teknik kısımlarından yararlanılmış ise de, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı yönündeki nihai değerlendirmesi, hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğundan HMK’nın 282 maddesi çerçevesinde kabule şayan görülmediği, bilirkişi raporunda, “salon” ibaresi, tescil kapsamındaki malların, mekanların salon kısmında kullanılabilecek olması nedeniyle tanımlayıcılığa yakın bir ibare olarak görülmüş ise de bu yaklaşımın doğru bulunmadığı, böyle bir bakış açısının, her türlü mal ve hizmetin birbirleriyle ilişkilendirilmesi sonucunu doğuracağını, zira her türlü malların ev ve işyeri salonlarında kullanılması, her türlü hizmetlerin de bu mekanlarda icra edilmesinin mümkün olduğu, davalı şirketin, geniş seçenek özgürlüğüne, hatta markalarında “NASCITA” ve “TRINA” ibarelerinin varlığına rağmen, hiçbir makul gerekçe sunmaksızın, davacı markasını tamamen kapsayacak şekilde “SALOON PROFESSIONAL” ibaresini büyük puntolarla ve ön plana çıkararak tescil ettirmek istediği, oysa davacının markasını aktif ve geniş kapsamlı olarak tescil kapsamı mallarda kullanmakta olduğu, davacının “SALOON PROFESSIONAL” ibareli markasını önceden gören, bilen, test eden veya başkalarından duyan ortalama tüketici kitlesi, davalı tarafından üretilen aynı tür mallar üzerinde bu ibareleri ön planda ve ayırt edici işaret olarak kullanıldığını gördüklerinde, önceki markanın zihinlerinde bıraktığı anı, iz ve intibanın etkisiyle her iki markayı aynı ticarî işletmenin seri markaları veya en azından aralarında irtibat bulunan farklı işletmelerin malları olduğunu düşünme ihtimallerinin yüksek olduğu, “SALOON PROFESSIONAL” ibaresinin markadaki yer alış şeklinin “Nascita salon spreyi” vb. gibi masum ve tanımlayıcı bir ibare gibi değil, tanıtıcı, ayırt edici işaret ve asıl unsur olarak markada yer aldığı görülmekle, bilirkişi raporundaki nihai kanaatin aksine, davalı markalarının tescil olunmasının davacı taraf adına tescil olunan markaların ayırt edicilik ve reklam işlevlerine zarar verici ve karıştırma ihtimaline yol açıcı nitelikte olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPE YİDK’nın 2011-M-5243 ve 2011-M-565 sayılı kararlarının iptaline, davalı şirket adına tescil olunan 2009/31236 ve 2009/31237 sayılı markalarının tüm mallar yönünden hükümsüzlüklerine dair tesis edilen karar, davalılar vekillerinin vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar verilmiştir.
Davalı şirket vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı şirket vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı şirketten alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.