YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13976
KARAR NO : 2013/19639
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/12/2011 gün ve 2011/143-2011/435 sayılı kararı onayan Daire’nin 13/03/2013 gün ve 2012/3458-2013/4849 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarında 1984 ile 2006 yılları arasında astsubay statüsünde çalıştığını, 1996 yılında Jandarma Genel Komutanlığı’nın reorganizasyonu kapsamında “Jandarma Brövesinin Değiştirilmesi” konulu ve istekli personelin katılımına açık olan tasarım yarışmasına müvekkilinin katıldığını ve müvekkilince tasarlanan brövenin birincilik ödülüne layık görüldüğünü, anılan eserin o tarihten sonra Jandarma Genel Komutanlığı’nın kuvvet arması olarak kullanıldığını, bu uygulama ile müvekkilinin eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, 5846 sayılı Kanun’un 18/2. maddesi uyarınca müvekkilinin eser üzerindeki hakları kullanabileceğini, aradan 15 yıl geçtikten sonra tazminat istenmesinin davacının kötüniyetini gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu brövenin FSEK kapsamında eser niteliğini taşıdığı, davacının davalı idare bünyesinde çalışırken davalı idarenin 1996 yılında açtığı yarışmaya katılımı sonucu eserinin birinci geldiği ve röleve olarak o tarihten itibaren kullanıldığı, davalının yarışmayı açarken bunun için mali bir bedel veya ödül kararlaştırdığının veya vaadettiğinin iddia edilip kanıtlanmadığı, davacının üzerinde mali hak sahibi olduğu eserin davalı tarafça çoğaltılıp, yayıldığı hususlarının sabit bulunduğu, davacının, söz konusu eserinin kullanıldığını başından beri bildiği, bu durumda davacının başından beri eser üzerindeki mali haklarını devrettiğinin kabulünün gerektiği ve artık izinsiz bir kullanımdan söz edilemeyeceği, davacının 1996 tarihinde devrettiği mali hakları için 2011 yılında açtığı işbu davanın BK’nın 125. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı, bir an için davacının davalının bünyesinde çalıştığı ve baskı altında olduğu sırada böyle bir davayı açmasının kendisi için mesleki açıdan riskli olduğu düşünülse bile, davacının 2006 yılında emekli olduğu ve işbu davanın emekli olduktan 5 yıl sonra açıldığı dikkate alındığında, bu davranışın MK’nın 2. maddesi karşısında korunamayacağı, davacının manevi tazminat istemini ise davaya konu eserdeki yıldızların yerinin değiştirilerek kullanılmasına dayandırdığı, ancak bu hususun da davacı tarafça 1998 yılından beri bilindiği, ayrıca bu değişikliğin kişilik haklarına aykırılık oluşturduğunun iddia edilmediği, davacının o tarihten beri herhangi bir yasal yola başvurmadığı, manevi hak ihlalinin BK’nın 60. maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve bu sürenin geçtiği, her ne kadar eylem devam ettiği sürece zamanaşımının işlemeyeceği ilkesi var ise de, davacının röleveyi teslim ettiğinin hemen akabinde bu değişıkliğin yapıldığı ve değişik şekli ile kullanıldığı, davacının bunu 1997 tarihinden beri bildiği ve buna karşı çıkmadığı, mevcut durum karşısında, davacının 03.05.2011 tarihinde manevi haklarını ihlalinden söz ederek böyle bir dava açmasının MK’nın 2. maddesinde düzenlenen objektif iyiniyet kurallarına uygun düşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 05/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.