Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14357 E. 2014/2684 K. 17.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14357
KARAR NO : 2014/2684
KARAR TARİHİ : 17.02.2014

Taraflar arasında görülen davada verilen 25.04.2013 tarih ve 2012/295-2013/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 1978 yılında kurulan müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana uydu alıcıları ve ev aletleri sağlayan bir şirket olarak Lübnan ve komşu pazarlarda faaliyetlerini sürdürdüğünü, uydu teknolojileri konusunda sektörde haklı bir yer edinerek birçok marka yarattığını, bunlardan birinin de “markası olduğunu, markalarının üye bir çok ülkede tescilli olduğunu, daha önceden ilişki içinde olduğu davalı şirketin ise kendisine ait ” markasını izinsiz olarak tescil ettirmek suretiyle müvekkilinin marka tesciline engel olduğunu, davalının tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek davalı adına tescilli kod numaral” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı adına tescilli markanın davacı tarafından daha eskiden beri kullanılmakta olan ticaret ünvanı ve marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı şirketin marka tescilinin kötü niyetli yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile belirtilen sınıflar yönünden davalı şirket adına tescilli kod numaralı markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu karar davalı yetkilisi tarafından 15/07/2013 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş, mahkemece, yasal temyiz süresi 15 gün olmasına rağmen bu süre içerisinde temyiz yoluna gidilmediği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin temyiz talebinin reddine dair kararı davalı temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. Aynı Kanun’un 20. maddesine göre de, 17. maddede yazılı
…/…
-2-

şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21. maddeye göre yapılır.
Dosya kapsamında bulunan, davalı vekiline kararın tebliğine dair tebligat evrakı incelendiğinde, tebliğin tarafın vekiline değil de sekreterine yapıldığı, ancak vekilin tebliğ adresinde bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise nerede olduğu beyanının tebligata yazılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirlenen kanun hükümleri karşısında davalı vekiline yapılan tebligatın usulsüz olduğu, usulsüz tebliği öğrenme tarihinin beyan edilmediği anlaşıldığından, mahkemece verilen, 15/07/2013 tarihli davalı temsilcisinin temyiz talebinin reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı temsilcisinin asıl karara yönelik temyiz istemine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı temsilcisinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı temsilcinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın davalı yararına bozularak ortadan kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı temsilcisinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan asıl hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.