Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15468 E. 2014/5358 K. 19.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15468
KARAR NO : 2014/5358
KARAR TARİHİ : 19.03.2014

Taraflar arasında görülen davad verilen 2012/289-2013/126 tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

…/…
-2-

Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin mevduat hesabının bulunduğunu, 1999 yılının son iki ayı içerisinde banka personelinin aldatıcı ve kasti yönlendirmeleri ile hesabın off shore bankasına yatırıldığını, bankaya güvenerek hareket eden müvekkilinin kasti ve hileli olarak yapılan akitle bağlı olmadığını, arasında organik bağ mevcut olup,tarafından kurulan paravan bir şirket olduğunu, paranın hiç yurt dışına çıkmadığını banka tarafından yönetim kurulu başkanı ve hakim hissedarı olduğu şirketlere aktarıldığını ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan 6562,00 TL’nin 20.12.1999 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2012-310 Esas sayılı dava dosyasında ise; müvekkilinin mevduat hesabının bulunduğunu, 1999 yılında banka personelinin banka sahiplerinden aldıkları talimat ve prim vadiyle aldatıcı ve kasti yönlendirmesi ile hesabındaki paraların hesabına yatırıldığını, nin mevduat kabul ediyor gözükerek parayı kullandığını, paranın yatırılmasının sağlanmasından sonra kendi yöneticilerine ve şirketlerine aktarıp bankacılık kurallarına aykırı davrandığını, müvekkilinin parasını alamaması üzerine esas nolu dosyası ile dava açıklarını , bu dosyadan alınan bilirkişi raporuna göre 9.665.USD alacağının olduğunun saptandığını iddia edere dava konusu miktarın hesabın açıldığı tarihten itibaren dava dilekçesinde belirtilen şekilde faizleri ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, husumet, zaman aşımı, hak düşürücü süre yönünden davanın usulden reddini ve davacının serbest iradesiyle kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkilinin ayrı bir tüzel kişiliği olup, off shore bankası ile aralarında hiçbir organik bağın ve müvekkili bankanın off shore bankası nezdindeki mevduatlar için herhangi bir garantisinin bulunmadığını, davacının uygulanan faiz oranı olabileceğini savunarak, esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava bakımından; davacı …’nin asıl davada talep edilen 6.562,00-TL hesabının mevcut olmadığı, gerekçesiyle, davalı bankaya karşı açılan davanın reddine davalılar …,.., …, …, …, … aleyhine açılan davanın, HMK’nun 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalılar aleyhine açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar verilmesine yer olmadığına, davalı etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. Birleşen dava bakımından ise, . tarafından gönderilen paraların aslında fiilen Kıbrıs’a aktarılmadığı,hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın maddesi gereğince sorumlu olacağı gerekçesiyle, 9665,00 USD’nin 30/11/1999 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD cinsi para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat
…/…

-3-

hesabına ödediği en yüksek faiz oranları üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalı tahsiline, Davalı … Aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336’ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer’i müdahil nin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen .’nin işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ve fer’i müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile, birleşen sayılı dosyayla ilgili hüküm fıkrasının 3. bendinin hükümden çıkarılarak yerine ”davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına” ibaresinin konulması ile kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı iadesine, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.