YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16048
KARAR NO : 2014/6444
KARAR TARİHİ : 02.04.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/04/2013 tarih ve 2005/4-2006/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirketin tasfiyesiyle birlikte atanan tasfiye memurunun kamulaştırmasız el atılan şirket malları için hukuki yollara başvurmadığını, açık artırma yolu ile satılamayan taşınmaz malların pazarlıkla satışına giriştiğini, oysa kanunen pazarlık yoluyla satışının mümkün olmadığını, hurda malzemelerin satışından elde edilen parayı bankaya yatırmadığını, tasfiyeyi sürüncemede bırakıp sonuçlandırmadığını, tasfiye memurunun basiretli bir iş adamı gibi davranmadığını ileri sürerek, tasfiye memurunun görevden alınmasını talep ve dava etmiştir.
Tasfiye memuru 04/02/2013 tarihli dilekçesinde özetle, şirkete ait taşınmaz mallardan biri hariç diğerlerinin açık artırma yolu ile satışının yapılamadığını, belediye tarafından kamulaştırmasız el atılan yer için 30,00 TL/m2 teklif yapıldığını, pazarlıkla satışı düşünerek ortaklara yazı yazdığını ancak bir kısım ortakların buna karşı çıktığını, şirketin borcu olmadığından hisselerine göre tescil istediklerini belirterek şirket taşınmazlarının nasıl paraya çevrileceği, şirket ortakları arasında satış yapılıp yapılamayacağı, hissedarlar arasında hisseleri oranında tescil yapılıp yapılamayacağı, Nevşehir Belediyesi tarafından yapılan teklif konusunda nasıl hareket edileceği konusunda karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tasfiye memurunun görevden alınmasına dair talebin reddine, tasfiye memurunun tasfiyeye konu şirket taşınmazlarını şirketin en son ara bilançosuna göre pasifinin/borçlarının bulunmaması halinde payları oranında ortaklara hisseli olarak tescil edilmek suretiyle tasfiye edebileceğine, şirketin borçlu olması nedeni ile bu şekilde tasfiye yapılamadığı takdirde önceki açık artırmaya esas alınan muhammen değerlerinden aşağı düşmemek kaydıyla tasfiyeye konu şirket taşınmazlarının pazarlık suretiyle satışını yapabileceğine, pazarlık suretiyle satışın ortaklara yapılması halinde ortakların mevcut hisselerine karşılık gelen değerin mahsup edilebileceğine, tasfiyeye konu taşınmazları şirket ortaklarının hisseleri oranında tescil edilmek
suretiyle tasfiye edilemediği takdirde, kamulaştırmasız el atılan 320 ada 14 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak mahkememizin 2012/465 esas sayılı dava dosyasında açıldığı bilinen davada alınacak bilirkişi raporunda belirlenecek değerinden aşağı düşmemek kaydıyla Belediye ile bedel hususunda anlaşma yapabileceğine, aksi halde davanın tasfiye memuru tarafından takip edilip sonuçlandırılması gerektiğine, şirketin ara bilançosuna göre bu aşamaya kadar tasfiye sonucu elde edilen paranın alacaklıların ve ortakların ileride tahakkuku muhtemel olan hak ve alacaklarına yetecek miktarı alıkonulmak suretiyle ortaklara geçici olarak dağıtılması gerektiğine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine mahkemece ortaklar ile tasfiye memuru arasındaki ihtilafa ilişkin davada verilen kararın 6762 sayılı TTK’nın 207/son, 6102 sayılı TTK’nın 268/son maddelerine göre kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz talebinin reddine dair kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin reddine yönelik karara ilişkin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece verilen temyiz isteminin reddine dair karar, aynı zamanda tasfiye memurunun azli davası yönünden verilen kararı da kapsamakta olup, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 268. maddesinin son fıkrasında ortaklar ile tasfiye memuru arasında çıkan uyuşmazlıklar hakkında verilen kararların kesin olduğu düzenlenmiştir. Tasfiye memurunun azli, ortaklar ile tasfiye memuru arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin olmadığından tasfiye memurunun azli talebine ilişkin bulunan davada verilen kararın temyizi kabil bulunup, bu talebe ilişkin temyiz isteminin reddi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilerek, tasfiye memurunun azli talebine yönelik davada verilen kararın temyiz incelemesine geçilmiştir.
3- Tasfiye memurunun azli talebine yönelik davada verilen kararın temyiz incelemesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine yönelik karara ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle mahkemenin tasfiye memurunun azli talebine yönelik bulunan davada verilen kararın temyiz isteminin reddine ilişkin kararının bozularak kaldırılmasına, (3) nolu bentte yazılı nedenlerle tasfiye memurunun azli talebine yönelik davada verilen davanın reddi kararına ilişkin davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.