YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/193
KARAR NO : 2013/6363
KARAR TARİHİ : 29.03.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2012 tarih ve 2011/699-2012/322 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.03.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle müvekkilinden para aldıklarını, alınan para karşılığında … Grubunun İsviçre’de kurduğu paravan şirket olan … Group … şirketine ait makbuzun müvekkiline verildiğini, daha sonra istenilmesine rağmen paranın müvekkiline ödenmediğini, anılan şirket ile davalı şirketler arasında doğrudan organik bağ bulunduğunu, dava konusu olayın haksız fiil niteliğinde bulunması karşısında olaya MÖHUK’un 34. maddesi uyarınca … Hukuku’nun uygulanmasının gerektiğini, davalıların eylemlerinin … Kanunlarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 149.500 DM karşılığı 189.169,… TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerde herhangi bir ortaklığının bulunmadığını, davacının … dışında mukim şirkete ortak olduğunu açıkça belirttiğini, bu nedenle davanın Türk Mahkemeleri’nin yargı yetkisinde bulunmadığını, müvekkili şirketlerin …’ya göre kurulmuş ve Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bulunan halka açık bir anonim şirket olduklarını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı, yurtdışında mukim ve ayrı bir tüzel kişiliği olan şirkete ortak olduğu, her şirketin tüzel kişiliğinin ayrı bulunduğu, yönetim kurulu üyeleri aynı olsa da tüzel kişiliklerin farklı olması nedeniyle davalı şirketlere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde kötüniyetli vaad ve garantilerle yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı … bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı … ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nın 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilip öncelikle davacı ile yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşılması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.