YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2104
KARAR NO : 2013/19627
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2012 tarih ve 2011/452-2012/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 24.07.2006, 16.07.2007, 05.09.2008, 08.07.2009 ve 23.10.2009 tarihli genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, müvekkilinin toplantıda hazır gösterildiğini, hazirun cetvelindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, TTK’nun 370. maddesine aykırı genel kurul toplantı ve genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, tüm kararların iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirket genel kurul toplantılarının TTK m.370 ve ilgili sair yasal mevzuat hükümlerine uygun surette gerçekleştirildiğini, davacı tarafca müvekkil şirketin usul ve yasaya uygun genel kurul toplantılarının TTK’nun 370. maddesi uyarınca gerçekleştiriliş şekline uzunca süre sessiz kalmasından sonra geçersizliğini ileri sürmesinin TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 23/10/2009, 08/07/2009, 05/09/2008 ve 2006 (16/07/2007) tarihli olağan genel kurul toplantısı hazurun cetvelindeki imzaların pay sahibi davacıya ait olmadığı, 2005(24/07/2006) tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı hazurun cetvelindeki imzanın pay sahibi davacıya ait olduğu gerekçesiyle, 23/10/2009, 08/07/2009, 05/09/2008 ve 2006 (16/07/2007) tarihli olağan genel kurul toplantılarında alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve alınan tüm kararların iptaline, 24/07/2006 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısı yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 370. maddesine göre yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, 24.07.2006 tarihli 2005 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelindeki davacı adına atılan imzanın davacı el ürünü olduğu, diğer genel kurul toplantılarına ilişkin hazurun cetvelindeki davacı adına atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
Butlanın ileri sürülmesi bakımından herhangi bir süreye uyulması zorunluluğunun bulunmadığı kabul edilmekle beraber butlana ilişkin tesbit talebinin maksatlı, gayrımeşru ve icapsız olarak geciktirilmesi, örneğin bir kararın uygulanmasına ve bu uygulamanın sonuçlarına yıllarca, itirazsız rıza ve tahammül gösterilip de, sonradan butlanının ileri sürülmesi ve bir kimsenin kararın butlanını eskiden beri bilmesine rağmen buna menfaati icabı ses çıkarmayıp da ancak hesaplayamadığı sonuçlarını gördükten sonra kararın butlanının tespitini dava etmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmelidir. Doktrinde, ortaklık dahil hiç kimsenin zararı sözkonusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın sonradan butlanının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendiği gibi, etkisi ve önemi genellikle oldukça kısa bir süre devam eden bilanço, kar ve zarar hesabı kararının butlanının uzunca bir süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin çok defa hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyacağına da işaret edilmektedir. (Bkz. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 2009 s.156-157)
Somut olayda, 24.06.2006 ile 23.10.2009 tarihleri arasında yapılan 5 adet genel kurul toplantısının ve alınan kararların yoklukla malul olduğu yönündeki davanın 15.12.2011 tarihinde açılmış olması karşısında, davacının uzun süre suskun kalarak, ortaklık dahil hiç kimsenin zararı sözkonusu olmaksızın uygulanmış olan batıl bir kararın sonradan butlanını ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerirken, yazılı gerekçeyle salt imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporuna istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.