YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2301
KARAR NO : 2013/19801
KARAR TARİHİ : 06.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/10/2012 tarih ve 2012/21-2012/230 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin kurucu ortakları olup, müvekkillerinden …’ın şirket hissesini davalılar … ve …’e, …’ın ise davalı …’ye devrettiğini, davalıların müvekkillerinin tasarrufundan çıkan şirket hisselerinin kendilerine gönderilen ihtarnameye rağmen tescil ve ilanını yaptırmadıklarını, davalıların tescile yanaşmaması sebebiyle müvekkillerinin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluklarının devam ettiğini ileri sürerek, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile hisse devrinin davalılar adına hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, devri üzerine aldığını ancak hiçbir işlemle ilgilenmediğini savunmuştur.
Davalı …, davacılardan paylarını satın aldığını, noterdeki işlem ile birlikte ortaklar kurulunun devri kabul ettiğini, bu hususun pay defterine de işlendiğini, ancak devirden sonra şirketin vergi borcu olduğunu öğrendiklerini, kendilerinin davacılardan hisseleri borçsuz olarak aldıklarını ve davacılara bu hususu ilettiklerinde borçlarının bulunmadığını söylediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar noterden devir yapılmış ve ortaklar kurulu tarafından karar alınmış ise de, söz konusu kararın hisse devralan ve henüz ortaklık sıfatı taşımayan davalılarca alındığından ve ortada geçerli bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığından hisse devrinin gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, bu itibarla TTK’nın 520. maddesinde belirtilen ve devir için gerekli üç işlemden biri olan ortaklar kurulu kararının geçerli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar, iki ortaklı davalı şirketin ortağı iken önce, davacı … hissesinin tamamını, davacı … ise hissesinin bir bölümünü birbirini takip eden noter yevmiye numaralı sözleşmelerle davalı …’a devretmiş bulunduklarından, bu işlem yönünden 6762 sayılı Yasanın 520. maddesindeki ¾ çoğunlukla devre izin verme koşulu gerçekleşmiş bulunmaktadır. Yasa maddesinde hisse devrine muvafakat için bir şekil öngörülmemiş olup, muvafakatın yasada öngörülen nisapla alınmış bir ortaklar kurulu kararı biçiminde verilmesi olanaklı olduğu gibi -ispat edilmesi koşuluyla- kişi ve sermaye payı olarak ¾ oranındaki ortakların devre muvafakat yönünde irade açıklamasında bulunmalarıyla da mümkündür. Bu durumda ayrıca yazılı bir ortaklar kurulu kararının bulunmaması, sonuca etkili değildir. Somut olayda daha sonra, davacılardan Turan, kalan hissesini aynı gün noterde düzenlenen sözleşmelerle bu kez de davalı … ve Nuri’ye devretmiştir. Bu devir bakımından da muvafakatin yukarıda belirtildiği üzere gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Söz konusu işlemler pay defterine de kaydedilmiş bulunduğundan, mahkemece davacıların ortak olmadığının tespitine karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 6.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.