YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2413
KARAR NO : 2013/10666
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 01.06.2010 tarih ve 2008/16-2010/288 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.05.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline ait … Üzüm Sirkesi ve … Limon Sosu markalarına tecavüz sayılacak şekilde üretim yaparak haksız rekabette bulunduğunu, bu hususta … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davalının haksız rekabetinin önlenmesine karar verildiğini, kararın kesinleşerek infaz edildiğini, davalının bu ürünleri üretmeye ve pazarlamaya devam etmesi üzerine suç duyurusunda bulunduklarını, yapılan arama sonucu bulunan sirke ve limon sosu ürünlerinin toplatıldığını ve buna dayanılarak açılan kamu davasının … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/602 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili adına tescilli 2000/28183 numaralı … ibareli markanın bulunduğunu, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının üretiminde kullanmış olduğu etiket ve ambalajlarda yer alan “Üzüm Sirkesi” ibarelerinin ortak olduğu, ancak ürün cinsini belirttiği için incelemede dikkate alınmayacağı, üzüm şekli dışında etiketler karşılaştırıldığında, davacıya ait tescilli üzüm sirkesine ilişkin “…” markasının davalı kullanımda yer almadığı, yine her iki tarafa ait etiket ve ambalajlarda yer alan “Limon Sosu” ibareleri ile şekli yönünden yapılan değerlendirmede de “…” ibaresi ve bu ibare üzerindeki şeklin, davalı tarafa ait ambalaj etiketinde yer almadığı, tek ortak noktanın sarı ve yeşil renklerin kullanılması olduğu, ancak bunun piyasa şartları itibariyle zorunluluk oluşturduğu, sonuç olarak davalının haksız rekabet teşkil edecek bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK’ya dayalı marka hakkına tecavüz ve hasız rekabetin tespit ve önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından diğer iddialarının yanı sıra yargılamanın başından beri, davalının ürünlerinin ambalaj, etiket ve koli kutularının üzerinde “üretici firma adının bulunduğu kısımda”, müvekkilinin tescilli markaları ile iltibas oluşturacak şekilde “…” ibaresinin büyük puntolarla yazıldığı ve bu durumun da müvekkilinin marka haklarının ihlali olduğu ileri sürülmüştür. Davalının 22.12.2000 tarihli ve “…” ibareli bir markası vardır. Dolayısıyla davacı vekili, davalının anılan kullanımının 556 sayılı KHK’nın 12. maddesinde düzenlenen dürüstçe kullanım olmadığını iddia etmektedir.
Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ise davalının etiket ve ambalajlarının üretici firmayı gösteren bölümünde yer alan “… …” ibarelerinin, üreticiyi açıklama amacından öte, yazım şekli, karakteri ve büyüklüğü itibariyle kötü niyetle kullanıldığına yönelik davacı iddiaları incelenmemiş, sadece davalının ürünleri üzerindeki etiket kısımları, üzüm sirkesi ibaresi ve üzüm şekli ile kullanılan renk unsurları incelenmiş, davacı vekilince bilirkişi raporuna yine aynı nedenle itiraz edilmiş, mahkemece davacının bu itirazları karşılanmadığı gibi, karar yerinde de değerlendirilmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, gerekirse yeni veya ek bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, davacı vekilinin anılan iddialarının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.